SENSİZ BİR GÜN İŞTE..!

Doğum gününde yaklaştı.
Ayrı ayrı geçireceğimiz bu üçüncüsü.
biliyor musun hala aynı, aylar oncesinden içimde bir şeyler kıpırdanmaya başlıyor. Ozellikle şu günlerde yere goğe sığamıyorum.
Kim bilir bu defa hangi sevgilinle kutlayacaksın.
Aslında çok kızıyorum kendime, ulan bu kadar da olur mu diye.
Ama bir soz geçiremiyorum kendime.
Ozlemin katlanılmaz halde, yoksun.
Geçen gün yozgata gelmişsin, bir kardeşim gormüş.
Sabahları hep evinizin, pencerinizin onunden geçerken
Boyle içim bi tuhaf oluyo, o anı izah edecek bile kelime yok.
O gün dayanamayıp aparmanınıza geldim aşağıdan rast gele zillere bastım herkes “kim o” deyince soyleyecek bir şey bulamadım.
Açmadı kimse kapıyı, kalakaldım yine. Oysa sadece biraz daha yakın olmak, belki ayakkabını tanımak, belki bir sesini duyabilmekti niyetim.
Bizim evde herşey aynı, bildiğin gibi.
Herkes herşeyi senin üzerine atarken bende olanları,
Kimse adını anmıyor yanımda.
Geçtiğimiz haftalarda yiğenim Fatma Nur senin bize gelişini hatırlamış olsa gerek ki adını andı. Andığı anda annem ve yengem susturdular birden.
Seni hiç hayatımızda olmamışsın gibi yapıyoruz.
Hayriye teyzemler bizdeydi dün gece, ankaraya geçerken uğramışlar.
Bir ara odama gelince teyzem, daha yüz ifadesini gorunce anladım konuyu. “Oğlum ne olcak senin bu halin” deyip girdi konuya.
İkna edemeyeceğimi biliyorum, geçiştiici bir kaç cümle kurdum.
Daha fazla üzerime gelmeye başladı, tuttum halbuki o kadar da kendimi.
Ve ne dedi bana biliyor musun;
” Hala onu sevdiğini, onu ozlediğini farkediyorum” sonra sen onlardayken yaptıklarından benmle telefonda konuşurken halinden bahsetti.
Ağladım.
Zar zor toparlayıp kendimi dedim ki;
Teyzem vallahi ne olmekten, ne düşmandan nede başka şeyden korkuyorum sevdiklerimden korktuğum kadar.
O benim bütün güvenimi, o benim bütün duygularımı, o benim herşeyimi aldı gotürdü. Allah aşkına yalvarıyorum size bana evlen artık demeyin.
Ben elimde kalan onun hatırasına onun varlığına onun bakışlarına kimsesnin değmesini istemiyorum.
O koskoca kadın ağladı.
Neyse, işte boyle senden arta kaln hayatım.
Nefeslerimizi sayılı, belki doğum gününe yetişemeyebilrim.
Şimdiden doğum günün kutlu olsun KADINIM.
İyi ki doğdun, iyi ki varsın, iyi ki tanıdım seni.
Sen herşeyin en güzeline layıksın belki de o yüzden terk ettin bu yüreği.
En güzele emanetsin sevgili..!

UNUTMA OLUR MU..!

Şunu sakın unutma ki;
Günümüzde yaşayıpta kendini yanlız ve kimsesiz hissedecek
En son kişi sensin.
Hep bir cümle var içimde sana son soz olarakda olsa soylemek istediğim;
Kadınım, bilmiyorum bana karşı yaptıklarından dolayı
İçin acıyor mu, vicdanının sızlıyor mu ?
Lakin güneş nasıl bir gün üzerine doğmuş olursa olsun,
Nerde nasıl kimle nasıl bir halde olursan ol,
Geceye ve gündüze, yere ve goğe yemin olsun ki,
Eğer yarın yine yarı yolda bırakacağını bilsem,
Hani Allah biliyor ya bu günde seni severdim..!

ZERREN DAHİ ETMİYOR Kİ..!

Eğer senin yaşadığın yalnızlık ise,
Ya benim yaşadığımın adı ne ola ki.
Bu arada artık herkes senin yeşil fasulyeyi sevdiğini biliyor.
Beni sevdiğini soyleyen herkes senden nefret ettiğini soylesede,
Allah razı olsun onlardan sana dualarınıda eksik etmiyorlar.
Seni sevmemelerinin nedeni adın anılınca gozlerimin soz dinlemeyişi olsa gerek.
Bana tarifsiz sancılar yaşattığını düşünüyorlar.
Bilmiyorum belkide haklılar ama beni ben yapanda sensin,
Farkedemiyorlar.
Vallahi ömrüm uzasın istiyorum, yaşamayı sevdiğimden değil.
Sana daha fazla dua edebileyim diye.
Hep düşünüyorum,
Acaba seni seviyorum cümlesinin hakkını verebildim mi diye.
Hep gıpta ile bakıyorlar sana, bir insan kendini nasıl olur da
bu kadar sevdirebilir ki diye.
Etrafım sen olmak isteyen,
Ben olmayı hayal bile edemeyen zerreciklerinle dolu.

DUA..!

Bu günde bir arkadaşım Umreden dondü.
Senin dünya ve ahiretin için Kabeyi ilk gordüğünde ve Medinede ki
Cennet bahçelerinden bir bahçe olan Ravzada dua istemiştim.
Allah razı olsun ondan unutmamış dualar etmiş sana.
Anlatırken gozyaşlarımı tutamadım.
Yanınanda istemesende bizi,
Dualarımız hep seninle ey Cemremin annesi.
Rabbim affedecek inşallah seni.


BOŞ VER SEN YİNEDE DEME..!

Neyi merak ediyorum biliyor musun,
Hani şu sırf seni kaybetmemek için yaptıklarımı,
Mesela yıllarca uğraşıp kitap çıkarmam,
Aylarca uğraşıp evlilik teklifi için film yapmam,
Ve daha hayatında ikincisini asla yaşayamacağın
Ve hatta hayal edemeceğin şeyleri yaptığım için,
Beni tehdit ettirmekten tut ki, alay etmeler, küfretmeler.
Ben sana hiç ümit vermedim ki demeler,
Üç yıllık bir sevgiyi bir kelime ile bitirip daha 24 saat geçmeden
Başka biriyle evlilik kararı almalar ve daha nice
Bırak bir müslümanı hiç bir insana yakışmayacak şeyleri,
Benden hemen sonra konuşup ailene soylediğin kişinin
Senden hariç daha üç kişiyle seni aldattığını oğrendiğinde ona da yaptın mı ?
Yada ondan sonra ki kişinin senin adını kullanıp ta,
” ya o bana kolay lokma” deyişini duyduğunda,
Onada küfrettin mi.
Yada ondan sonraki konuştuğun kişinin aslında bir başkasına aşık olup ta
Senin le sırf maddi olanak için birlikte olduğunu fark edince,
Onuda tehdit ettirdin mi ?
Veya şu son kişi hani müsvette dediğim, çok güvendiğin,
Yaşadığımız bütün ozel şeyleri ifşa ettiğin kişi.
Onun bu ifşa ettiklerini arkadaşlarına kahkahayla seninle alay edercesine anlattığını duysan bana dediğin gibi;
“iyi kotü yaşadığım her şeye pişman ettin” der misin ?

BEN OLACAĞIM YANINDA..!

Bir gün herkes gidecek bir yerlere,
Bir gün gerçekten eksik hissedeceksin kendini.
Bunca doluyken etrafın,
Birde bakacaksın ki hakikaten yalnızsın.

Ama once seveceksin, hemde deli gibi seveceksin.
Kimseyi gormeyecek gozün,
O kızmasın üzülmesin diye kendi isteklerinden bile vazgeçeceksin.
Kıskansan bile dıle getıremeyeceksin, incitmekten korkacaksın.

O olacak dünyaya dair ne varsa,
Güzel sozler soyleycek güzel şeyler duyacaksın.
İşte bu diyeceksin, işte benim dünyam o.
Kimse denk olmayacak ona ve sevdana.

Hayaller kuracaksın hatta çocuğuna isim bile.
Canım dediğinde için titreyecek, acıksan ilk onu düşüneceksin.
Kumbaranda para biriktireceksin daha güzel bir şey alabilmek için.
Ve herşeyin çok güzel olacağı bir gün gelecek.

Sesini duymak için aradığında “bitti” diyecek, inanamayacaksın.
Yığılıp kalacaksın orada, yanındaki arkadaşınların ne oldusorusuna,
Sadece “hiç” diyebileceksin.
Evine koşacaksın, hıçkırıklarından nefes alamaycak hale geleceksin.
Daha o gün bir başkasıyla konuşmaya başlayacak, 24 saat bile geçmeden.
Bir hafta içinde evlilik kararı alcak, ve seni kuzenine tehdit ettirecek.
Kimseyle konuşamayacaksın odandan dışarı bile çıkamayacaksın.
Güneş bile içini acıtıcak karanlıklarda kalacaksın.
Sevdiğin “ben sana hiç ümit vermedim ki” diyecek.
Üzerine bilmem kaçtane sevgili değiştierecek.
Hepsini oğrenecek çıtını bile çıkaramayacaksın.
Son bi umut diye kimsenin hayal bile edemeyeceği şeyler yapacaksın.
Tenezzül edip bakmayacak bile.
Bir sanah aradığında yeni sevgilisi açacak telefonu,
Küfredip küfrettirecek, alay edecekler seninle.
Sen kan kusarken onlar kahkaha attıklarını yazacaklar sana mesajla.
Rabbim diyeceksin Rabbim; bilmiyor bilse yapmazdı diyeceksin.
Ona hediye ettiğin Medine kokulu Kuran-ı Kerimi bir çop poşetine koyup,
Yeni sevgilisi ile bir cami avlusuna bırakıp kaçacaklar.
Varını yoğunu dokeceksin o emaneti almak için.
O cami imamına, polislere yalvaracaksın o Kuran-ı Kerim benim
Ne olur Allah aşkına bana geri verin diye.
Alıp gozyaşlarınla evine gotureceksin. Biz sahip çıkamadık diye inleyeceksin.
Kara bulutlar saracak etrafını, kimseye güvenmyecek, günden güne tükeneceksin.
Kimseden bir imdat dileyemeyeceksin. Düştünüğünü hissettiğin an bir fark olacak ama.
Kimsesiz kaldığın o düştüğün yerde ben olacağım.
Yaşattıklarını yaşadığını gormek için değil.
Elimi uzatmak için olacak..!

EŞEK SIPASI

Sahi hiç ozlemedin mi beni ?
Mesela ‘eşek sıpası’ diye sevişlerimi seni.
Yada sen “seni seviyorum” deyince başımı one eğişlerimi.
‘Canım’ diye seslendiğimde sana içinin titreyişlerini.
En stresli günlerinde yüklenirken bana sabredişlerimi.
Ramazan aylarında ezan bekliyor bahanesiyle goz goze gelişlerimizi.
Hakikaten hiç ozlemedin mi bize gelmeyi.
Hani bir keresinde beni uyandırmaya gelmiştin de kahvaltıdan sonra
Annem sana “ne zaman evlenmeyi düşünüyorsunuz” demiştide ağlamıştın.
salona çağırıp seni ağlama kadınım demiştin.
Gozyaşlarımız karışmıştı bir birine,
Sahi unuttunmu gozyaşlarındaki parmak izlerimi.
Biyerlerde yemek yerken sen tuzluğu birden masaya düşürünce,
‘ ben tanımıyorum bu kızı geldi yanıma oturdu’ diye esprilerimi ozlemedin mi
Hani bir keresinde de kızıp sinirlerin yatışınca
“şu dünyada bir tane daha senin gibi insan olma ihtimali yok” deyip devam etmiştin ” ya sen nasıl bir insansın, nasıl bu kadar sabırlısın, neden hiç üzmüyosun incitmiyosun beni, bir kerede kız bana ne olur ki” demiştin.
Bak işte şimdi kızıyorum sana;
Seni çok ozledim be eşek sıpası seni çok ozledim.
Yeter artık gel, avuçlarını koklayacağım gel.
Gülünce kısılan gozlerini ozledim gel. Allah aşkına gel.
Yalvarıyorum gel.
Dayanamıyorum artık gel..!

SEVDİM SENİ..!

Avuçlarıma dolan ismine dualarımla seviyorum seni.
Herkes kapısını ortüp lambasını sondürdüğünde,
Kalbimin acabalara  katmasıyla seviyorum seni.
Avuçlarıma sabah ezanı ile soğuk sularla üşürken,
Bir gün ellerini tutma ümidinin sıcaklığıyla sevdim seni.
Hani bir gece yarısı uyandırmıştın da beni soyle seslenmiştin;
“Canım kokun sinmiş, seni kokluyorum ama uyuyamıyorum,
Yarın bana bir kazağını ver olur mu onsa sarılmak istiyorum”
Hayalen bile dokunamayışımla sevdim seni.
Sen gidince doğrudur kimsesiz kaldığım,
Gelmeyeceğini bile bile bekleyerek sevdim seni.
Teccütte  seni yaratana emanet ederken,
Emanet edilenle sevdim seni.
Daha evlenmemişken, adını koymayı hayal ettiğimiz kızımız,
CEMRE ile sevdim seni.
Şu şehirden tut ki, ağlamayı bile yanaklarında soğuduğu için sevdim seni.
Ankara aştide donerken memleketime damlayınca bir kaç damla gozyaşım,
“Ağlama canım ben hep yanındayım” deyişinle sevdim seni.
Dünyanı değiştirdiğin zaman kabrine konduğunu düşündüğüm zaman,
Üşüyerek sevdim seni.
Şimdi yarı yolda bırakıp gittin diye asla vazgeçmedim,
Gittiyse bir sebebi vardır diyerek sevdim seni.

KOMŞU KIZI

Saat sabahın altısı. Çamlık tepesini bilirsin, birliktede çıkmıştık hani bir keresinde. Güneş yeni yeni doğmaya başlıyor benden başka herkeze.
Hergün eve donerken arabadan inip çoğu gün beni beklediğin pencere senin olmadığını ve asla olmayacağını bilmek o kadar acı ki.
Hani soylemiştim ya senin en çok uyku mahuru halini severdim.
O tombiş parmaklarınla gozlerini ovuşturmanı gormeyi nede çok ozledim.
Bu günlerde gidişini kendi içimde haklı çıkarmaya çalışıyorum nedense.
Kalbim sana darılmadı ve terkedemedide.
Demekki diyorum memnun olmadığı şeyler vardı.
Mesela yakışıklı olmadığım için olabilir yada ne bileyim zengin olmayışım bilirsin işte bayanların genelde takıldıkları şeyler.
Sonra aslında seni çok kolay unutabileceğimi düşünüyorum;
Mesela keşke birileri sen olabilseydi.
Ha birde her açıktığımda acaba o açmı demekten vazgeçebilsem.
Karşı karşıya evlerde olmasaydık keşke belki o zaman bu kadar içim acımazdı. Hatırlarmısın arada “komşu oğlu” derdin bana.
Dün babanla karşılaştım, nedense gozlerim doluverdi hemen.
İçimden senin yerinede baba dedim babana ve ne tuhaftır ki mutlu oldum.
Şairlerden de şiirlerden de nefret ediyorum artık, çok yapmacık geliyorlar bana. Ayrılıklar mı şair yapar insanı..?
Bu insanın kaybedince kıymet bildiğine bir ıspat değil mi ?
Boyle düşündükten sonra birlikteliğimizin ilk bir ayında sana yazıp okuduğum 25 şiir geliyor aklıma. “Yeter artık yazma” demiştin.
Neden diye sorduğumda “içimi acıtıyor” demiştin.
Yeni yeni anlayabiliyorum sen gitmeyi daha o günlerde kabullenmişsin.
O üç yılıda sadece benim sabrım emeklerim ve ısrarımla geçirmişsin.
Lakin pişman değilim asla, sakın yanlış anlama.
Yarın yine yarı yolda bırakacağını bilsem,
Bu gün yine severdim..!

BİLMİYOR ALLAH’IM BİLSEYDİ YAPMAZDI..!

Yarabbi,
Şüphesiz ki sen benim kaldıramayacağım yükü yüklemessin.
Kalbime koyduğun bu imtihanda ben yorgunluğumu ve acziyetimi şikayete geldim Yarabbi. Değilmi ki sen bana yonelin benden isteyin kabul edeyim dedin. Bende kalbimi  sana çevirdim. Muhakkakki günahkarım hatalıyım, fakat kusurluda olsam ben senin kulunum. Başka kimim var ki gidipte ona el açayım. Benim Rabbim sensin.
Rahmanım,
Kalbime sevgisini koyduğun kişi beni yarı yolda bıraktı, ağır hakaretler ve küfretmeye kadar gitti. Oyleki hayatına aldığı yeni kişilere dahi benimle alay ettirdi. Kan kustuğum günlerim olduysada asla beddua etmedim ve etmemde. Düşüncem odur ki ben müstehak oldum.
Yoksa onun gibi ince ruhlu biri asla bunları yapmazdı.
Müstehak oldum ki o kulunda bana cefa etti.
Ona bu yaptıklarından dolayı gam keder hüzün gosterme, dünya ve ahiretinde mutlu et onu Rabbim. Günahlarını bağışla.
Hem bitti demesine rağmen kazanmak için kaybetmemek için çabalayan yine karşısına çıkan bendim. Bu halden onun rahatsız olduğunu düşünemedim. Onun bana yaptıklarının sebebi benim Yarabbi.
Ona verdiğim Kuranı Kerimi cami avlusuna bırakıp kaçmak meselesine gelince; oyle sanıyorum ki bunuda bir anlık gafletiyle yaptı ve çokda pişmandır. Sen onun kalbini benden daha iyi bilensin.
O ki ben namaz kılmadığım günlerde cumaya gitmiyorum diye bana küserdi. Ve Rabbim seni o kendisiyle sevdirdi.
Bana gelince ise, şu hallerimden pekte hoşnut olduğum soylenemez. Eğer bu sozlerimde bir itikat bozukluğum varsa sen beni düzelt Yarabbi.
Kalbim hep onu anmakta, korkularım hep ona, rüzgar çıkıcak olsa hep o içimde bir acaba. Namazlarımı zaten biliyorsun, onunla huzuruna gelmekten utanıyorum. Kalbimi kendimi sana bırakıyorum Yarabbi.
Dualarımda ne onunla olmayı dileyebiliyorum nede onsuz.
Kalbimi seninle doldur Allah’ım.
Bu gece teccüt namazında sonra Kuranı Kerim okurken bir ayete gelmiş ve onun bana yaşattıklarından dolayı gozyaşlarına boğulmuştum hani;
7.Fe men ya’mel miskâle zerretin hayren yereh.
8.Ve men ya’mel miskâle zerretin şerren yereh.
Artık kim zerre kadar hayır işlerse onu görür.
Ve kim zerre kadar şerr işlerse onu görür.
Zilzal Suresi – 7 ve 8.
Hala içim titriyor Yarabbi, sen onun bana yaşattıklarını ona yaşatma Yarabbi. Onu affet, dünya ve ahiretinde yardım et.
Eğer hak benimse ben helal ediyorum Yarabbi.
Birkeresindede bir daha asla beni terk etmeyeceğine dair imanının üzerine yemin etmiş, bir ay geçmemişti ki yine bırakıp gitmişti.
Sana onu affet ve iman zenginliği ver Yarabbi.
Kabre konulduğunda, sorgu melekleri yaklaştığında, karanlıktan korktuğunda, etrafını yılanlar akrepler sardığında sen ona yardım eyle Yarabbi. Değilmi ki kotü bir kul olsa umutlarını sondürdüğü bir insan ona dua eder mi. Umudum sensin affet onu Yarabbi.
Hani bir keresinde yeni sevgilisi ile küfür etmişleri bana, sonrasında mesajlar çekmiş ben kan kusarken kahkaha attıklarını yazmışlardı,
Bilmiyorlar Allah’ım bilseler yapmazlardı. bilseler yapmazlardı.
Kalbimde olupta dile getiremediklerimide biliyorsun, ateş onu yakmasın Yarabbi.
Mevlam kendi namıma tek isteğim kalbimi seninle doldur Yarabbi,
kalbimi seninle doldur Yarabbi, kalbimi seninle doldur Yarabbi,

İLK MERCİ..!

Bir insanı sevip sevmediğinizi, onu mutlu ettiğinizde sizinde mutlu olup olmadığınızdan anlayabilirsiniz. Sevginizin derecesini anlaya bilmek içinse, onun dünyasınımı ahiretinimi daha çok düşündüğünüze bakın. Eğer bir insanın ahiretini pek düşünmüyorsanız bu sadece onu nefsi olarak sevdiğinizi gosterir. Ve eğer bu tarz bir evlilik yaparsanız mutluluğunuz ilk geceye kadar sürer. Buda hem sizin hemde karşıdaki insana zulüm olur.
Şunu asla unutmayın ki Rabbini sevmeyen hiç kimse bir insanı gerçekten sevmiş olamaz. Bir insanın sevilmeye layık olup olmadığınıda onun Rabbine karşı sevgisine bakın. Muhakkak ki Allah’a sevgi sabır emek sadakat gostermeyen sizi sadece elde edene kadar bu değerleri gosterır. Elde ettiğinde ise herşey yer değiştirmeye başlar.
Heleki en azından namazkılmayan bir insanla evlenmek, kendi boynuna ilmeği geçirmek kadar kotüdür. Bunu yapan insan istemediği şeyler yaşamaya başladığında “neden bunlar benim başıma geliyor” demeye hakkı olmadığını kavrasın.
Bir insanında ne derece sevilmeye hakkı olduğunu anlamak içinse, onun nasıl dua ettiğine bakın.
Ve insanlar gerçek yüzlerini sevdiklerine değil, düşmanlarına gosterirler,
Bu yüzden insanın düşmanına yaklaşımı gerçek yüzüdür burdanda nasıl bir karaktere sahip olduğunu anlaya bilirsiniz.
İyilik yapmak kıymet bilmek günümüzde artık yetim gibidir.
Asla unutmayın ki yaptıklarınız, sizden, çocuğunuzdan, yada torununuzdan çıkar.
Belkide yaşadıklarınızdan sizden onceki bu silsilenin terisidir.
Etrafımda ve aynı zaman da kendimde de gorduğum en kotü durumlardan biride güven verip umut aşılayanlar tarafından terk edilmek. Bu durumdaki insanların kimisi saçma sapan yollara dlıyor kimisi beddua ediyor.
Unutmayın ki eğer zamanında sevdiğinizi soyledığınız ınsana bunları yapabiliyorsanız, ona düşmanlık edenlerden hiçbir farkınız yok. Size bu denli bir kotülük etmişte olsalar eğer onun dünya ve ahireti için dua edebiliyorsanız gerçekten sevmişsiniz demektir.
En baştada vurguladığım gibi gerçek sevgi onun mutluluğuyla mutlu olabilmektir.
Aksini yaşıyorsanız ona karşı kimseden bir farkınız yok demektir.
Ve size kotülük yapmış birine verilecek en güzel cevap ona dua ve iyilikte bulunmaktır.
İyilikle elde edilinecek bir şey asla zorla elde edilemez.
Ve ayakkabınızın bağına kadar herşeyi Allah’tan isteyiniz.
Enbüyük hatamız olsa gerek, ilk merciyi en sona bırakıyor olmamız.
Hiç başımız sıkışmadan müracat etmediğimi o merci..!

MÜSTEHAK MI..?

Hala her kapı ve telefon çalışında olmayacağını bile bile sen sanmıyorsam,
Şiirlerde, mısralarda, her şarkıda gozlerim sana dolmuyorsa,
Her azab Ayetinde canım adına yanmıyorsa,
Gidişin bana müstehaktır sevgili.

Kime baksam sen sanıyorsam, ama kimsede seni bulamıyorsam,
Güllerde seni kokluyor, sensiz bir tek sabah uyanmıyorsam,
Bir yaklaşan olsa, sana beni kime bırakıp gittin diyorsam,
Gelişin bana müstehaktır sevgili.

Dualarıma adınla gozyaşlarımı akıyorum,
Bir sana üzülüyor, dünya pisliklerinden bir sana endişeleniyorum,
Donüp dolaşıp senden kaçıp yine sana yakalanıyorum,
Sevgin bana müstehak sevgili.

“Gitsin hayatını kursun” demişsin,
Demek ki bendeki yerini gorememişsin,
Ardımdan seni bırakmadım diye “şerefsiz” demişsin,
Şu yaptıkların bana müstehak mı sevgili.

Emanetimi, o Kuran-ı Kerim-i çop poşetine koyup cami avlusuna bırakmışsın.
Hadi benden sadakatim yüzünden nefret ettin de,
Allah’ın kelamını kimsesizmiş gibi bırakıp hiçe saymışsın,
Sana o kalbi verenin kelamına, müstehak mı sevgili.

Kalbim sızlıyor başkası taşısada duyunca adını,
Bilmiyorum neden yakıştıramadın ki yanına soy adımı,
Duamdır Allah kar bıraksın yanına bana şu yaptıklarını,
Artık toprak müstehak gozlerime sevgili.

SONBAHAR..!

Güllere birde sonbaharda bak mesela.

Sozlerin bitince anlatamadıklarına üzülme.

Hüzünlüysen konuşma, bırak kalsın oylece,

Ben hep gozlerini dinliyor olacağım.

 

Çok kzıyorum gülleri sevmeyi yaza bırakanları,

Yaprak düşünce dikene bak biraz,

En çekilmez halimde sevmeyi dene beni mesela.

Odamda olmasanda her sabah seninle uyanıyor olacağım.

 

Topraktır değil mi bir gülün sermayesi,

Yağmurda aşı olsa gerek,

Bilmiyorum belki hiç farketmedin bile ama,

Dikenler bile sen kokuyor sevgili.

 

Belkide kışın daha çok seviyorum gülleri,

Kalansada sadece dikenleri,

Yapmacıksız, katıksız ya hani,

En dayanılmaz, katlanılmaz halindeyken sevdiğim gibi seni.

 

Yazları sevemedim bir türlü, hep yapmacık geliyor bana.

Ne bileyim mesela sadece yokluğuna şair olmak gibi.

Soğuk daha bir cazip geliyor bana, oysa kış sonbahar oylemi,

Tıpkı Terk ederken beni ardından dua etmek gibi.


KORKUYORUM..!

Her türlü noksanlıktan münezzeh olan Allah’ın adı ile.

Şunu fark ettim ki Allah kimsenin gozyaşları ile kaybettiğini,
Kaybettirene gülerek nasip etmiyor.
Biliyorum inanmayacaksın ama,
Senin namına içimi bundan daha çok hiç bir şey yakmıyor.
Bir tek duam olmadı ki adın geçmesin, adın geçince canım yanmasın.
Canımın yanma sebebi, canının yanma ihtimali olmasın.


GELME..!

Kulunun kalbine sevgi koyupta imtihan eden Rahmanın adı ile.

Dün sabah kuzenim uğradı bize, her zaman olduğu gibi laf yıne donüp dolaşıp sana geldi. Ve aynen soyle bir konuşma geçti aramızda.
- Abi diyorum ki hani sen hep ondan bahsediyosun, onu düşünüyosun onun için üzülüyosun, onu üzecekler diye korkuyosun ya, acaba bunları bilse ne yapar ?
- Zerre kadar umursamaz, ve donüp dolaştırıp oyle bir hale getirir ki bunlardan bile aleyhime suç çıkarır.
- Yok canım o kdar da değildir.
- Keşke bu kadar  olsa.
- Peki bir şeyler olsa ve donse sana ne yaparsın ?
Boyle sorunca düşünmek zorun kaldım, eğip hafif başımı olaki gelirsin diye düşünmeye çalıştım. Ama vallahi hayal edemedim. Düşünemedim bile geri gelişini.
Neden biliyo musun çünkü kalbim kaldıramadı.
Senın geri gelişine hayalen bile kalbim dayanmadı. Düşünemedim, güç yetiremedim.
İki damla süzebildim. Keşke bile diyemedim. Altı gün sonra tam ıkı yıl olacak terk edişine. Oyle alıştım ki acı çeke çeke seni ozlemeye, hayalen sana sarılmayı düşünemedim bile.
Donme sakın donme, buna kalbim dayanmaz, alıştım yokluğuna.
Ağlaya sızlaya devam ediyorum bir şekilde ama sen gelirsen yapamam.
Hiç bir yere sığamam. Şimdilerde de mutlu anlarım var.
Mesela dua etmek sana. Gelme,
Ben yalnız yaşamaya alıştım seni gelme.
Düşüncesi bile kalbimi yerinden oynatıyor gelme.
Alıştım her  sabah gozlerımı yokluğuna açmaya,  yanımda olursan gozlerimi açamam gelme. Ben mutluluğunla mutlu olurum gelme.
Biliyorum ki dünyada bir ben kalsam donmezsin, kıyamet kopuyor olsa gelme.
Dualarımda sana sesleniyor,
Yokluğunda hep gozlerini dinliyor olacağım Allah aşkına gelme.

DİRHEM DİRHEM

Kalp bir daha sever mi ?
Bir başkasına daha güvenir mi ?
Şu dil bir daha ‘canım’ der mi ?
Biri gelse “seni seviyorum” dese, yürek sızlamaz mı, korkmaz mı ?
“budamı” demez mi ?
Bütün dünya sırtımdan vursa yinede seninkine denk düşer mi ?

Bu sabah kuzenim uğradı bana, yine senden açıldı konu.
Hani bir doğum gününde kocaman ayıcık almıştım sana.
Bir kaç gün sonrası diğer doğum gününe ne alacağımı bulmuştum.
Bir alyans, nişangahımı taşımalıydın.
Ama maddi olarak sıkıntılı günlerimdi, o kadar parayı bir anda bulamazdım.
O gün bir kumbara almıştım, her gün bir lira ata ata biriktirip almıştım
Çoğu zaman takmaya bile tenezzül etmediği o yüzüğü.
Ben takmıştım hani parmağına, sarılmıştın, dolmuştu sanki gozlerin.
Oyle tahmin ediyorum ki o yüzüğü nereye, hangi sokağa attığını bile unuttun.
O kumbarayıda kaldırdım ortalıktan o bile oyle yakıyor ki canımı.

Ha birde “gitsin hayatını kursun” demişsin.
Denedim ama hala kalbim kimseyi kabul etmiyor.
Bu ya senin geri donüşüne yada kimsesiz olüşüme delalet ediyor.


BEN İYİYİM..!

Aslında yokluğun o kadarda kotü değil be.
Ne bileyim mesela sarjım daha çok gidiyor.
Çıt çıt mesaj yazmaktanda pek hoşlanmazdım zaten.
İstediğim gibi çıkıp dolaşabiliyorum, kıskanan, hesap soran yok.
Üşüdümü, açıktımı, hava çok, hava çok sıcak ne durumda dediğim yok,
Hayalsiz uyuyor hayalsiz kalkıyorum.
Ha gitti ha giedecek, terk edecek korkusu da mesela.
Ağladığım doğru ama gülebiliyorumda içim acıya acıya.
El ele tutuşmuş bir çift gorsem kıskanıyorum ama
Sevdiklerimin dostlarımın mutluluklarıyla mutlu olmayı başarıyorum.
Oyle oturupta her an seni düşündüğüm falan yok,
Uyku hapı alıp uyuyabildiğimde aklımda yoksun rüyalarım hariç.
Zaten rüyalarımda çok gerçeksiz, hep benimle oluyosun, terk etmıyosun, bunada hiç inanasım gelmiyo tabi.
Saçımı tarayım, güzel gorünmem lazım gibi dertlerimde yok.
Zaten mecbur kalmadıkca dışarıda çıkmıyorum.
Birde bizimkilere ağlarken her yakalandığımda yokluğunu yüzüme vurmasalar çok daha iyi olacak.
Ama “hadi artık evlen” demekten vazgeçtiler şükür.
Birde dün bir kardeşim dediki;
“Oyle hissediyorum ki geri donecek sana, ve çok mutlu olacaksınız”
Şaka gibi değil mi, ne gülebildim ne ağlaya.
Ha birde bu gün kahvaltıda fark ettim,
Menemen yerken gozlerim dolmuyor, sana kendi ellerimde yaptığım gün aklıma gelmiyor.
İtiraf etmek gerekirse günde en az beş kere her dua edişimde, her Kuran-ı Kerim okuduğumda, her ağladığımda, her güldüğümde,
Her nefes alırken olmasada o nefesi verirken aklıma geliyorsun.
Dahada iyi olacağım inşallah.
Senden nefret ettiğim anlarda var aslında,
Mesela her namaz kılışımda seni düşünmekten nefret ediyorum, artık senden mi kendimden mi fark edemiyorum.
Acaba o eda ettimi demekten, bu şeytan nerden vuracağını çok iyi biliyor.
Neyse vakit yatsı namazı vakti,
Once nefret edicem senden sonra dua.


KÜFRETTİN VE ETTİRDİN..!

Kimi insana “seni seviyorum” demek yakar içini.
Bu da der, bu da gidecek demekki.
Kimi insana “bana güven” demek ağlatır.
Bu soz çok şey hatırlatır..!
Kimi insana “sen herkesden farklısın” demek koyar.
Kimine “seni asla bırakmam” veya “senin kadar kimseyi sevmedim”.

Bir şeyin yokluğu asla ıspat edilemez..!
Mesela unutmak gibi.
Bazende varolanlar,
Tıpkı ‘SEN’ gibi.
Kim inanır ki bu şehirde olduğuna,
Soylesem deli derler bu sabahda yanımda uyandığına.

Ağladığımda gozyaşlarımın akmadığını fark ettim bu arada.
Ha birde artık katlanamıyorum annemin gozlerimde sensizliği gormesine.
Bıktım usandım “hadi artık evlen” deyişlerden, susabiliyorum sadece.
Sen aksini demiş olsanda kimseye soyleyemedim;
Kalbi başkasına bedeni bir başkasına ait olacak kadar “şerefsiz” değilim..!

‘O’ BENDENDİR, BENDE ‘ONDAN’.

Ne zaman o günleri, benimle olduğun günleri düşünsem,
Damla damla akrsın gozlerimden, once sen ağlarsın.
Hani ayrılığımızın bir kaç ay sonrasında ki bir telefon konuşmamızda;
“bana şiir oku” demiştin. Canım şiir sen iken sanamı şiir okuyum demiştim,
Sende  “sesin huzur veriyor” demiştin.
Sana çıkardığım kitaptan “Delinin tekisin” şiirini okumuş ve bir mısraya gelmiştim;
‘Kaç kere kalakaldım hıçkırarak ağlarken odamda, bir kez dönmedin ben düşmeden yollarına, küçük gördün aşağıladın, hor gördün her defa, yalvardım bir dönüp bakmadın ardına. Sabrımın mükafatı dşye bekledim seni’
” Bu kadar yeter ” demiştin.
Gozyaşların yanaklarımda soğumuştu.

Ankarada, oğrenci yurdunda kalırken sen, arkadaşınla odana bir çiçek gondermiştim, hep olduğu gibi üzerinde uğur boceği. Daha arkadaşın odana girer girmez o üzerindeki uğur boceğini gorunce daha sana olduğunu bile soylemeden sen anlamış ve ağlamışsın. Bilmem kaç kere o anı hayal edip ağladım.

Bir keresinde tartışıyorduk, sen celallenmiş bağırıp çağırıyordun.
Bende susup sabrediyordum. Sinirlerin yatışınca
“Eğer şu dünyada bir tane daha senin gibi biri olma ihtimali olsa bu gün seni terk ederdim” demiş ve “nasıl oluyorda haklı olduğun halde bu denli sabredebiliyorsun” demiştin. Benim sabrımın kaynağı yokluğunun hayali, çünkü şunu biliyorum ki bana ne yaparsan yap, ne soylersen soyle hiç bir şey yokluğun kadar canımı yakmaz ki demiştim. Sende imanın üzerine yemin etmiş, bir daha asla beni üzmeyeceğine soz vermiştin.

Ankara sokaklarında dolaşıyorduk, “bir gün sen beni bırakıp gitsen, bir başkasıyla evlensen bile ben yinede seni beklerim, çünkü rüyamda bile senden başkası ile mutlu olamıyorum” demiştin. Buğulanmıştı gozlerimde bakıp o eşsiz gozlerine;
Benim cennetim bana bakan gozlerin demiştim. Ve bir soz almıştın benden;
“Bir gün olurda ben seni bırakıp gitsem bile sen beni bırakma olur mu” demiştin,
Bende soz vermiş birkez daha aşık olmuştum sana.

En yakın arkadaşın anlatıyor, diyor ki;
Bir gün Cemre’nin annesiyle stajda iken gozyaşlarıyla koşarak dışarı çıktı.
Yanına gidip ne oldu dedim, “odaya giren genç onun parfümünden sıkmış” demişsin ve eklemişsin “ben onu çok ozledim”. Arkadaşın teselli etmiş ve o esnada beni aramışsın.
“Gel” demiştin “Gel” “sensiz yere goğe sığamıyorum gel”.

Ne zaman el açıp Rahmana sana dua etsem once senin duan düşer gonlüme.
Hani şeker hastası olmuştum, seni  kaybetme korkusundan aylarca soyleyememiş,
Soylediğimde ise çok kzımıştın bana sakladım diye.
Biraz zaman geçince arkadaşın seni şikayet etti bana dediki;
“Şu kıza bir şey soyle çok kızdırıyor beni nasıl dua ediyor bir duysan” deyince
Meraklanmış sana sormuştum, soylemek istememiştin biraz ısrar ediince;
“Allah’ım benide şeker hastası yap” diye dua ettiğini soylemiştin.
Neden boyle dua ediyorsun diye sorduğumda ise
Zamanı mekanı kanımı donduran o cevabı vermiştin;
“Seni yalnız bıraktığımı hissediyorum, istiyorum ki bende şeker hastası olayımda seninle sen gibi yaşayım..!”
Beni yarı yolda bıraktıktan bir yıl sonrasıydı. Çok sevdiğim arkadaşımdan biri bana gelmiş sohbet ediyorduk. Ben yine konuyu sana getirmiş yaptığın güzelliklerden bahsediyor, senin için ondan dua istiyordum. Arkadaşım biraz kızgın bir ifadeyle bana dediki; “Neden hep onun yaptığı iyiliklerden bahsediyorsun ki, o seni yarı yolda bırakmadımı, hemen ertesi gün birini bulmadı mı, sana küfretmedi mi, bilmem kaçıncı sevgilisi ile seninle alay etmedimi, neden yaptığı kotü şeyleri anlatmıyorsun ki sanki” deyince gozyaşlarım akmış, titreyen bir ses tonuyla soyle demiştim;
Kardeşim onun bana yaptığı kotü şeyleri anlatırsam en azından kalbinde ona karşı bir kırgınlık olur, belki Allah korusun beddua edersin, Allah’a havale edersin, yaşattıklarını yaşasın dersin bunlarda beni daha çok üzer. İstiyorum ki Allah ona rahmet etsin, o hep mutlu olsun. Mevlam onu cennetine kabul etsin demiştim.
O kardeşimde “seni seven herkez ondan nefret ediyor” deyince üzülmüş,
Hıçkıra hıçkıra seslenmiştim ona;
O bendendir, bende ondan. Allah’ı ve beni seven onuda sevsin ve ona dua etsin, o canımın içinde bir candır..!

YOK..!

Hani iş yerinden izin alamıyordum, yıllık iznimde bitmiş,
Gel diye gozyaşı doküyordun.
Hani rapor almak gelmişti aklımızada nasıl alacağımızı bilmiyordum da, Ankaraya sevk al demiştin.
Almıştım hani, bir dişimi feda etmiştim sana.
Dişim çekilip konuşmakta zorlanırken ben, ankamaldan çıkmış dolaşıyorduk.
“Benim için bir dişini feda ettin çok teşekkür ediyorum” demiştin.
Konuşamamıştım ama içimden geçirmiştim;
Bütün dişlerimi kaybetmek sensiz bir an yaşamaktan daha acı olamaz..!


SEN BAŞKAYDIN..!

Ne hikmettir bilinmez ne zamanki Ankaraya senin yanına gelsem hep dişim ağrırdı. Hani bir keresinde dayanılmaz bir diş ağrısı çekiyordum. Yanındaydın, sen vardın.
“Canım” demiştin “canım istersen bir doktora gidelim”.
Yine çekmişlerdi dişimi. O gün varya hani başımı yastığa koymuş o acıyı çekerken an be an tekrar tekrar aşık oluyordum sana.
Çünkü ben hayatımda hiç boyle bir çırpınış gormemiştim.
Benden oteydi senin acın, benden oteydi senin ağrın.
Sen bana annem gibiydin. belkide bu yüzden tekdin,
Belki bu yüzden bir daha kimseyi sevemedim.
Onca kez misafirin oldum da bir kez beni incitmedin.
Allah rahmet deryalarını senin üzerine boşaltsın.
Sen bambaşkasın..!


SEVGİLİ BEKLİYORUM..!

Sevgili, hiç okumayacağını bile bile,
Sanki açınca gozlerimi seni gorecekmiş gibi,
Alıp verdiğin nefesi duyar gibi sana sesleniyorum.
Sana kalbim beddua etmez, Allah gozyaşlarımı acizliğime versin.
Hele benki bir sana deli, ellerimi bir tek affın için kaldırırım sana.
Ama keşke ozlemin, gidişin olmasa, birde bu denli yakmasa,
Çıkıp burda olmadığını bile bile sokak sokak seni aramak olmasa,
İsmin anılınca kalbimin kıyameti kopmasa,
Bana başka bir şey düşmez asla.

Bekliyorum kadınım..!
Hemde hiç kimseyi beklemediğim gibi,
Rüyada olsa bile belki geri gelirsin diye bekliyorum.

Gelirsen benim için cennet olur gelişin,
Gelirsen yastığıma kapanıp, beni kime bırakıp gittin ki deyişimi goreceksin.
Gelseydin, gorseydin bir gecelerimi, o sensiz gecelerimi,
Rabbime seni nasıl anlattığımı, affet dediğimi gorecektin.
Gelseydin, kalbimi hep boş, vekimselerin asla sen etmediğini gorecektin.
Birilerinin beni sevdiğini soylerken, yüreğimin adını zikrini gorecektin.
Gelseydin, başkalarının rüyalarını bile nasıl sana yorduğumu,
Azab ayetlerini okununca dilimde adın olduğunu gorecektin.
Hz. Ebu bekir gibi Yarabbi beni yak deyişlerimi.

Gelseydin odamda büyüttüğüm gülleri gorecektin, yine sana benzeyen,
Ama sen gelseydin onlar bile kıskançlıklarından solardı sevgili.
Bazen senden habersiz senin şehrine gelmek, gizli gizli sen seytermek,
Dün yaptığım gibi.

Şimdi gelseydin bir kahve yapsam bile elimden hiç tatmadı diye tat alamayan beni gorecektin. Ama sen gelseydin zehir bile şerbet olur sevgili.
Şimdi okununca bir şiir nemli gozler var, yine seni arayan.
Şimdi okununca Ezan-ı Muhammed-i sana edilen dualar var.

Sevgili bekliyorum..!


BENİM CENNETİM BANA BAKAN GOZLERİNDİR..!

Sevgili;
Hani bir keresinde ben nobetten çıkmış uyuyordum. Oğle saatlerinde senin aramanla uyanmış sesin titrekti. “Nerdesin sen” diye sorunca evdeyim demiş sende “sana sinir oluyorum” demiştin. Ağlamaya başlamıştın hani. Ne oldu ben ne yaptım ki deyince hıçkırarak ” sana sinir oluyorum, sen evdesin ben burdayım, annen seni her gün gorüyo ben goremiyorum, sana bakan herkesi kıskanıyorum, ayrılacaksın oevden, yanıma gelemıyorsan bıle ayrılacaksın, kımse gormesın seni. Ben burda deli oluyorum. çok ozluyorum” demiştin. Beni annemden mi kıskanıyorsun diye sorduğumda “evet, kıskanıyorum, ben neden her gün goremıyorum seni” demiştin.
O hıçkırıkların hala kulaklarımda.
Bilememiştim gülsem mi ağlasam mı acaba..!
Bir keresinde de Ankaraya gelmiştim, üç gün kalmış güzel anlar yaşamıştık.
Aştide beni yolcu edince sen, daha otobüs hareket edeli yarım saat olmamıştı ki aramış yine hıçkırıkların sarmıştı o konuşmamızı;
“Gel” demiştin “gel”, “ne olur geri gel. ben senin ozlemine dayanamıyorum gel.
Daha şimdiden çok ozledim gel” Gozyaşların yanaklarımda soğumuştu hani..!
Bir keresinde de sen staj yaparken, odaya benim parfümümü kullanan biri girmiş,
Kokuyu alır almaz elini yüzüne kapatıp lavaboya koşmuştun.
Senin o halini goren arkadaşın yanına gelip ne oldu diye sorunca;
“Beni onu çok ozledim” demişsin. Sonra beni aramış “gel” demiştin.
Hani bir keresinde de rüyanda bir başkasıyla birlikte olduğunu gormüş uyandığında arayıp “canım rüyamda bile senden başkası ile mutlu olamıyorum” demiştin.
Ve sen gittin..
Ardında hayallerim kaldı, gozyaşların kaldı, herşey yarım kaldı.
” Bir gün ben seni bırak gitsem bile sen beni bırakma olur mu” deyişin çınlıyor kulaklarımda. “Sen gitsen bile ben yine seni beklerim” deyişin.
Ve bana “bitti” dedikten bir ay sonra “ben sana hiç umut verdim mi ki” deyişin.
Şimdi kapı onüne, pencerede gelişini hayal eden nemli gozlerim var.
Gelirsen, benim için dünyayı cennet edecek gelişin.
Hani bir gün soylemiştim ya;
Benm cennetim bana bakan gozlerin..!


SENSİZ ZAMAN..?

Seni ilk gordüğüm günden beridir tam olarak
2.745 gün veya 65.880 saat veya 3.952.800 dakika geçti.
Sen hayatıma gireli, seni seveli, benim olalı tam
1.650 gün veya 39.600 saat veya 2.376.000 dakika oldu.
Ve sen beni terk edeli, yarı yolda kalıp, kimsesiz kalalı
583 gün veya 13.992 saat veya 839.520 dakika veya 50.371.200 saniye veya 3.022.272.000 salise oldu diyebilriz.
Aslında oyle hissettiğim kadar da uzun değilmiş.
Mesela yüzyıllardır sensizim gibi hissediyorum.
Şu aşk ne garip..!

NELER OLDU BİZE

Eğer giderken soylediğin gibi gerçekten “mutlu ol”mamı istiyorsan formülünü soylüyorum sana;
GEL..!
Eğer sen gerçekten mutlu olmak istiyorsan, bekle;

BEN GELİYORUM SANA..!

SEN ONA YARDIM ET YARABBİ..!

Yine düştüde yüreğime içim acıya acıya, hıçkırıklarımla yazıyorum şunları sana.
Ve vallahi yaptığın hiç bir şeyde bana küfretmende dahil bu denli yakmadı içimi,
Günde en az beş defa şu duayı ediyorum sana;
“Yarabbi ….. kuluna en büyük şerefin Hz. Muhammed Mstafa (S.A.V.)’ ya ümmet olmak olduğunu fark ettir”
Ben Medine’den Alıp getirdiğim o Kuran-ı Kerim-i Sana verirken,
Bu Allah Resulünün şehrinden sana gelen bir emanettir dedim.
Sende boyle bir emaneti alıp yeni sevgilince bir cami avlusuna bırakıp kaçtın.
Vallahi beni bir kılıçla ikiye ayırsaydın bu kadar içim yanmazdı.
Korkum da ne biliyor musun;
Yarın mahşer günü huzura çıktığımızda, günahların sevaplarından ağır basarsa,
Efendimiz den (S.A.V.) şefaat talep ettiğinde,
Derse ki ” Ya ….. sen benim şehrimden, benden gelen bir emanete sahip çıkmadın,
Bir avluya bırakıp kaçtın” derse, halin nice olur..?
Bu yüzden hep “Yarabbi ….. kuluna en büyük şerefin Hz. Muhammed Mstafa (S.A.V.)’ ya ümmet olmak olduğunu fark ettir” diye dua ediyorum.
Ediyorum ki şeref doktor olmakla değil, ona ümmet olabilmektedir..!
Onca yaptığın şeyler aklıma geldikce ağlamamak için kendimi sıkmaktan yoruluyorum.
Neden biliyor musun, çünkü olurda o damla damla gozyaşlarım bir ah yerine geçerde,
Bana yaptıklarından dolayı canın acıtılır, azaba uğratılırsın diye.
Dik durmaya, yıkılmamaya çalışıyorum güçlü gorünmek için değil,
Yaşattıklarını yaşama, ben etmesemde olurda halimi gorupte beni sevenlerden biri beddua, ah eder diye.
Ama bende bir insanım ve çok yoruldum, takaatim kalmadı çok toruldum..!

SENDEN BİR KAÇ MESAJ

Uyandığında hayat başlıyo, senin gözlerin açıldığında görmeye başlıyorm.
ben baştan kuruyorum ‘Dünya’mı. senin için baştan şekillendiriyorum en başta kendimi sonra sevdiklerimi. Ve sana yakın olabilmek için sevdiklerimi uzağa yerleştiriyorum
ben seninle yeniden yaşamaya başlıyorum.
özlemim var geleceğe ve geleceğin içindeki sana.
03/01/2010 14:41

Sevgilim çok özlüyorum seni. Aklımdan çıkmıyosun her an merak ediyorum, nerdesin, kiminlesin, onlara bişey mi söylüyosun,onlarla gülüp eğleniyo musun gözünün baktığı her yeri kıskanıyorum.
Baktığın her yer güzel,konuştuğun her insan özel oluyo birden pencereden gelen havayı kokluyorum,sen kokun senin havan sinmiş havaya ben seni soluyorum..
Bütün rüyalarımda da sen,uyanmak istemiyorum uykudan.
Çok özlüyorum seni ismail  çok özlüyorum seni bitanem.
12.02.2010 15:35

Hep seninle olmak istiyorum aşkım. seni çok seviyorum…
Seni çokk seviyorum ismail..
Senden öğreneceğim daha çok şey var.daha uzun süre benimle kalacaksın yani :)

İnan ki gidince daha rahat olucaz.aklına kötü şeyler getirme.çok çok özlersen dayanamzsan gelirsin  gelebilirsin yani :) ) seni çok seviyorum….

Tamam belki bedenim yok ama ruhumla hep seninleyim
aşkım ben seninim, bedenimle değil ama ruhumla sana aitim
Seni çok seviyorum ve daha da çok seveceğim.

Çok üzülüyorum senden ayrılırken ama senin üzülmene daha da çok üzülüyorum.sadece bi kaç gün göremeyeceksin beni o kadar.aklına kötü şeyler getirme.seni çok seviyorum canım sevgilim..

seninle olmak, senin kokunu solumak, gözlerinin içine doyasiya bakmak, sesini duymak hatta seninle ağlamak bile o kadar güzel ki… Bugün ilk defa haykırdin ,
“BENI BİRAKMA” dedin.seni hiç bırakmıcam aşkım sen de aklıma kötü şeyler geldiğinde ve ayrılık sözleri söylediğimde beni sustur , BENI BİRAKMA.. Her an özlüyorum senin yokluğun çok başka. Sen hayatımın hediyesisn , kıymetini bilemiyorum ama ınan ki SENI ÇOK SEVIYORUM.
05.09.2011 21:02

Şimdi sen uyuyosun ama burda seni aklından bi sn bile çıkaramayan biri var.seni çok özledim.her zaman yanında olabilmek için neler vermezdim.çok seviyorum seni.herşeyimsin canım sevgilim..

ömrüm bir tek senin yanında son bulsun.bana senden,
sana benden başkası haram olsun.
hiç ayrılmayalım,hiç ayrılık gözyaşı dökmeyelim,döktüklerimiz sevgiden,özlemden olsun.
seni seviyorum canım sevgilim.seni çok seviyorum.
06.10.2011 20:45

İŞTE

Evde eşinle namaz kılıp,
Senin Allahu Ekber deyişinle secdede buluşmaktan
Daha büyük ve derin bir aşk olacağını sanmıyorum.
Ve sanmıyorum ki bir bayan içinde erkeğini secdede
Gormekten daha büyük bir haz duyduğu an olsaun.
Ve yine sanıyorum ki bir erkeğin en karizmatik anıdır, Kıyam hali.
Ve ne güzel huzur kokar kadınının selam veriş hali.
Ve ne güzel aşk sozüdür sen “ve leddâllîn” deyince,
Onun içinden ” Amin ” deyişi.

AMİN, AMİN, AMİN..!

Yarabbelalemin senin sozün kesin haktır. Buyuruyorsin ki ;
Dua edin size icabet edeyim.
Yarabbel alemin senin sozün kesin haktır. Yine buyuruyorsun ki;
Eğer kullarım senden beni sorarlarsa, ben onlara yakınım.
Yarabbel alemin, acziyetimi sana şikayet etmeye geldim.
Şüphesiz gafletteyim, şüphesiz günahkarım, şüphesiz acizim.
Eğer senin dualara icabetin ve affın sadece iyilere mahsus ise,
Benim halim nice olur. Günahlarım, hatalarımla geldim Rabbim.
Senden başka ne ilah var ne bir güç ne bir dayanak.
Kimseyi değil Rabbim kendimi sana şikayete geldim.
Muhakkakki kalplerede hükmeden sensin, sen Gaffursun Rahimsin.
Mevlam kalbime bir kulunun sevgisini koyarak beni imtihan etmektesin.
Acziyetimden güçsüzlüğümden çaresizliğimden kapına geldim,
Yardım eyle Yarabbi, Yardım eyle Yarabbi, Yardım eyle Yarabbi.
O kulun hakkında hiç bir bedduam hiç bir ahım yok, bilakis;
Onu iyilerden salihlerden eyle ama Rabbim ben bu imtihanda yoruldum,
Ve tek güç kuvvet sahibi olan sana geldim, kalbime hükmeyle.
Kalbimi boşalt Allah’ım, Kalbime bir kendini koy Allah’ım.
Sırf onun yokluğundan dolayı kalbimin acımasından, gozyaşı dokmekten utanıyorum,
Kendime bile hükmedemiyorum sen bana hükmeyle Yarabbi.
Bu sınavda aciz kaldım, kimsesiz kaldım, kimsesizlerim kimsesi yardım et.
Onu düşünüp uyumaktan onu hatırlayıp uyanmaktan utanıyorum,
Sen kalbimi sadece kendinle doldur Yarabbi.
Şu an şu sozleri bile soylemekten çekiniyor ve utanıyorum.
Ama sen zaten biliyorsun benim günahkarlığımı, güçsüzlüğmü,
Bende gücü tek olan sana geldim Yardım eyle Yarabbi.
Bu imtihanda yarı yolda kaldım yardım eyle Yarabbi.
Gonderdiğin biricik peygamberim (s.a.v.) “ayakkabınızın bağını kadar ondan isteyin” buyuruyor, bende kendi acziyetimi şikayete geldim güç ver Yarabbi.
Ve şu gozyaşlarımıda imtihanında vesile kıldığına bir ah olarak gorme,
Onuda koru, emaneti sanadır Yarabbi.
Günahkarda olsam ben senin kulunum, sen bana çıkış kapısı goster Rabbim.
Hani Kabede tavafta iken aklıma yine o düşmüştüde onun dünya ave ahireti için dualar etmiştim, sen ona olan dualarımıda kabul eyle. Bana yaptığı zulümleri, alay ettirişlerini, hor gormesini ve daha nice yaptığı şeyleri affettim sende onu affeyle.
Yarabelalemin, eğer şu dualarımda şu sozlerimde şu kalbimden geçenlerde bir hata bir riya bir edepsizlik varsa sen düzelt Yarabbi.
Kapına kendimi şikayete geldim,
Sen beni bildiğin gibi, sen beni gormek istediğin gibi yap Yarabbi..!

SALAVAT-I FATİH

Salavat-ı Fatih – Salatul Fatih Siğhasi

1. Bu salavat-ı şerife okuyanı cehennem ateşinden korur.

2. Kırk gün okuyanın tevbesi kabul edilirgünahları bağışlanır.

3. Cuma gecesi bin defa okuyanEfendimiz(s.a.v.) ile görüşür.

4. Geçmiş zamanda zamanın Kutbu Muhammed el Bekri (k.s.) Hz. ne ait olan bu salavat öyle büyük bir salavattır ki Resulullah (s.a.v) in mana alemindeki beyanı ile ömründe bir defa dahi bu salavatı okuyan kişi cehenneme girmez.

5. Mağrib sadatından bazısının nakline göre bu salat Allahü Teala tarafından bir sahife ile Muhammed el-Bekri Hazretlerine indirilmiştir. Bu salavatın bir defa okunması altı kere Kuranı kerimin hatmine denktir.

6. Bu salavata kırk gün devam edene Allahü Teala bütün günahlardan tevbe nasib eder.

7. Her kim bu salavatı Perşembe veya Cuma veya pazartesi gecesi bin defa okursa Resulullah (s.a.v) efendimiz ile uyanık halde buluşur. Ancak bu dört rekat namazın ardından okunmalı,Bu namazın birinci rekatında üç kere kadir süresi,ikinci rekatında üç kere zelzele süresi,üçüncü rekatında üç kere Kafirun süresi,dördüncü rekatındada üçer kere muavvizeteyn (Felak ve Nas süreleri) kıraat edilmelidir.

8. Bu salavatın sahibi olan büyük kutub Muhammed el-Bekri Hz. demiştir ki:ömründe bir kere bu salavatı okuyan cehenneme girerse Allahın huzurunda beni yakalasın.

Yukarıdaki sözün sahibi olan zat Abdülkadir Geylani Hz. inden sonra benim bu ayağım doğuda ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerindedir. Diyebilmiş ikinci zattır.Bir kere kendisi Resulullahın (s.a.v) kabrini ziyaret ederken Resulullah (s.a.v) ona :Allah seni ve zürriyyetini mübarek kılsın diye hitab etmiştir. Şarani,Şihab ve Münavi gibi bir çok alim bu zatı en mübalağalı ifadelerle medh etmişlerdir. ( es-Savi, el-Esrarur-Rabbaniyye,sh :45 ;Yusuf-u Nebhani, Efdalüs Salevat, Salat no : 50, sh:89-96 ) (SALAVAT-I ŞERİFE )

9. Ayrıca bu salavat hakkında yine 120,000 salavatı şerife gücünde olduğu mana aleminde peygamberimiz s.a.v tarafından bildirilmiştir.

 

SALAVAT-I FATİH

Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedinil fatihı lima uğlika vel hatimi li ma sebeka ven nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratıkel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil aziym

 

Manası:

Allahım! Kapalılıkları açan geçmişe son veren hakka hakikatla destek olan mahlukatı senin doğru yoluna ileten Efendimiz Muhammede Onun aline ve ashabına Onun yüce kadrü kıymetince salat eyle selam eyle ve Onu mübarek kıl.

 

AltıyüzBin salavat gücünde ve Kuranı 6 kere hatım etme sevabı derecesinde salavat

Fazileti ve sırları:

Yüzyirmi bin salavat-ı şerife gücünde olduğu mana aleminde Peygamberimiz(s.a.v.) tarafından bildirilmiştir.

Eski zamanda Kutbül Aktab Ahmed Ticani hazretleri yakaza halinde bu salavatın faziletini Hazreti Resulüllaha sorar.

Cevaben:

Bir kimse salavat-ı fatihi bir defa okursa zamanın başından salavat getirenin okuduğu zamana kadar ins ü cinin ve meleklerin getirdiği salavata denk sevap kazanır.Günahları da bağışlanır. buyurmuşlardır.


SALAVAT-I KÜBRA

Bir kere okunduğunda 110 milyon kere salevat okunmuş olur.

İmamı Cüneyd (radıyallahu anh) nakledilen şerhe göre Abdullah ibni Abbas (radıyallahu anh) şöyle demiştir;

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimiz mescitte oturuyorken, Cebrail aleyhisselam yanına gelerek :

Ya Muhammed ! Rabbin sana selam söylüyor, seni tahiyye ve ikram ile tahsis buyuruyor. Şüphesiz ben sana O’nun katından bir hediye getirdim ki, onu senden evvel kimseye hediye etmedi, senden sonra da kimseye hediye etmeyecektir. İşte o Salevât-ı Kübrâ (en büyük salevat)’dır.

Ey Muhammed ! Kim bu salevatı okursa Allah’ü teala ondan 70 bin çeşit belayı defeder ve onu kıyamet gününün dehşetlerinden kurtarır; dedi.

O zaman ben : Ey kardeşim ! Ey cibril ! Bu nimetler bu salevatı okuyan kimseye verilecek mi ? deyince; O’da : Ömründe 3 kere okuyana dahi Allah’ü teala; Tevrat’ı, İncil’i, Zebur’u ve Furkan (kur’an)’ı okuyanın sevabını verir. İbrahim halil, Musa kelim ve İsa ruhullahi’l-emin hakkı için bu böyledir.

O zaman Rasülullah (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimiz : Ey kardeşim, ey cibril ! İşte bütün bunlar, bu salevatı okuyana mı aittir; diye sorunca O’da :

Muhakkak Allah’ü teala öyle bir melek yaratmıştır ki; onun 80 bin kanadı vardır, her bir kanatta onun 70 bin tüyü vardır. Onun 70 bin başı vardır ki; her başta 70 bin ağız, her ağızda da 70 bin dili vardır. Her lisan Allah’ü teala ya hamd ve tesbihte bulunur ve tesbihin de : O Allah (celle celâluhû) nasıl olduğunu kendisinden başka kimsenin bilemeyeceği zatı tesbih ederim; der. Şüphesiz Allah (celle celâluhû) o meleğe tecelli eder, o da Allah (celle celâluhû) için secdeye kapanır. Allah (celle celâluhû) ona “başını kaldır, muhakkak Ben seni habibim Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e bu Salevât-ı Kübrâ’yı okuyan kimseyi her afet ve musibetten korumanla görevlendirdim” buyurur. O zaman ben :

Bütün bu müjdeler, bu salevatı okuyana mı aittir dediğimde; Cibril aleyhisselam dedi ki: Evet ya Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) dedi…

(Kaynak : Abdurrahim yusuf , es salevatü’l kübra 10-12 Cübbeli Ahmet Hocaefendi/ Salavatı Kübra kitabı)

Salevât-ı Kübrâ Hz.Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e Cebrail aracılığı ile gelmiştir. Allah’ın bir hediyesidir. Bu salevatın bir ismide gökyüzüdür. Salevât-ı Kübrâ’nın okuyucular için faydaları ve fazileti çoktur. Bu salevatda bilgelik ve büyük nimet vardır.

Herhangi bir kul ömründe 15 kere bu salevâtı okursa kıyamet günü olduğu zaman yüzü dolunay gibi olur ve onun çok büyük bir derecesi olur.

Şeyh Muhyiddin Abdülkadir Geylani Hz. ve İmam Şeyh Bağdadi Cüneyt tarafından Faydaları

1-Beklenmedik rızık, servet ve geçim kolaylığı,
2-Temel ihtiyaç, aile içinde barış, huzur ve sevgi elde etmek için,
3-Allah’tan bir hediye alacaksın; gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, kalbin hissetdiği,
4-Sorunları çözmek, derece ve rütbe için,
5-En az gece-gündüz 1 defa oku; düzenli olarak okuyan herkes mükafatını fazlasıyla alır. Yeterli rızık (giyecek ve yiyecek) Aile içinde huzur bulur.
6-Hem bu dünyada hem de ahiretde Allah onu her zaman korur.
7-Allah hac ve umre nasip eder.
8-Tüm içtenlikle temiz bir kalp ve samimiyetle Salevât-ı Kübrâ’yı okumak gerekir.
9-Salevât-ı Kübrâ okuyan 600.000 değerinde nimet ve sevab alır.
10-Yüksek zafer için Salevât-ı Kübrâ okunur.

SALEVÂT-I KÜBRÂ VE FAZİLETLERİ

Salavatı Kübrayı hergün sabah ve yatsıdan sonra 1 defa okunması tavsiye edilir.

1-Kıyamet gününde yüzü dolunay gibi parlar ve Kıyamet gününün şiddetinden korunur.
2-Ömründe 3 kez okuyana Allah’ü teâlâ Tevat’ı, İncil’i Zebur’u ve Furkan’ı okuyan kimsenin sevabı verilir.
3-Nesnelere 45 veya 100 defa okunduğunda hazine olur.
4-Düşman ve zalim için 100 defa okunur.
5-Ev almak ve eşyaları yenilemek için günde 21 defa okunur.
6-Ruhsal ve fiziksel güç için 100 defa okunur.
7-Zihin, kalp gözü, hafıza güçlenmesi için okunur.
8-Hayvanların dilini anlamak için salavatı kübra 45 defa okunur yalnız 41 gün oruç tutmak gerekir.
9-Ev, cami veya okul yaptırmak için hacca gitmek için 3 yıl bırakmadan Her Cuma gecesi salavatı kübrayı okunacak. (abdestli olarak)
10-Perşembe günü kuşluk vakti namaz kıldıktan sonra salavatı kübrayı okunursa; beklenmedik yerden rızık gelir. Duaların kabul olur.
11-Salavatı Kübrayı hergün 3-5 veya 7 defa okursan hiçbir büyücü seninle uğraşamaz cinler saldıramaz, büyü ve sihir geçmez. Bütün tehlikelerden korunursun. Allah’ın izniyle sana kimse zarar veremez, incitemez.
12-Özellikle Fatiha okumalarında salavatı kübrayı peşinden 11 defa oku çok etkilidir.
13-Muhabbet, sevgi ve sevdiğine kavuşmak için salavatı kübra 11 veya 45 defa okunur.
14-Hastaların tedavisi için, işlerin kolaylaşması için salavatı kübra okunabilir.
15-Kolay servet, rızık için salavatı kübra okunabilir.
16-Kalp gözünün açılması için, 1000 defa Yâ Latif esmasını okuduktan sonra salavatı kübra 3 defa okunacak.
17-Salavatı kübra okuyanın maneviyatı güçlü olur.
18-Borçlardan ve maddi sıkıntılardan kurtulmak için salavatı kübra sabah namazından sonra okunur.
19-Salavatı kübrayı okuyan Allah’tan mağfiret ve kurtuluş istesin.
20-Kim bu salavatı okursa Allah’ü teâla ondan 70 bin çeşit belayı def eder. Günahları bağışlanır.

SALEVÂT-I KÜBRÂ DUASI (Büyük Salavat)

Euzübillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim.

Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya seyyidel Mürselin
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya seyyiden Nebiyyin
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya seyyides Sadikiyn
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya seyyider Rakiiyn
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya seyyides Sacidiyn
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya seyyidel Kaidiyn
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya seyyidel Kaimiyn
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya seyyidel Musalliyn
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya seyyidez Zakiriyn
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya seyyideş Şahidiyn
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya seyyidel Evveliyn
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya seyyidel Ahiriyn
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Rasulallah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Nebiyyallah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Habiballah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya men Ekramehullah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya men Azzemehullah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya men Şerrefehullah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya men Ezherehullah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya menih Terahullah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya men Savverahullah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya men Abedellah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Hayra halkıllah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Hateme rusulillah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Sultanel enbiya
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Burhanel esfiya
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Mustafa
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Mu’alla
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Mücteba
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Müzekki
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Mekkiyyü
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Medeniyyü
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Arabiyyü
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Kureşiyyü
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Haşimiyyü
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Ebtahıyyü
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Zemzemiyyü
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Tihamiyyü
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Ümmiyyü
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Seyyide veledi âdem
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Ahmed
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Muhammed
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Taha
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Yasin
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Müddessir
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Sahibel Kevser
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Şefi’a yevmil mahşer
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Sahibettac
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Sahibel Mi’rac
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Seyyide evveliyn vel ahiriyn
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Seyyidel Muhsinin
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Seyyidel kevneyni vessakaleyn
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Sahiben Na’leyn
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Seyyidi ya Rasulallahi ya Hatemel enbiyai vel mürseliyn
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Nebiyyallahi yevmeddiyn
Sübhane rabbike rabbil izzeti amme yesıfun ve selamün alel mürseliyn velhamdülillahi rabbil alemiyn.

SALEVÂT-I KÜBRÂ’NIN ANLAMI

Euzübillahimineşşeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahim.

Ey Mürsel (gönderilen)lerin Efendisi!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Nebî (peygamber)lerin Efendisi!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Sıddıkların Efendisi! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Rukû Edenlerin Efendisi! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Secde Edenlerin Efendisi!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Ka’deye Oturanların Efendisi!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Kıyamda Duranların Efendisi!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Namaz Kılanların Efendisi!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Zikredenlerin Efendisi! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Şâhitlerin Efendisi! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Evvelkilerin Efendisi! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Sonrakilerin Efendisi! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Allah’ın Rasûlü! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Allah’ın Nebîsi! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Allâh’ın Habîbi! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Allâh’ın kendisine ikram ettiği Zat!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Allâh’ın kendisini büyük tuttuğu Zat!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Allâh’ın kendisine şeref verdiği Zat!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Allâh’ın kendisini galip kıldığı Zat!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Allâh’ın kendisini seçtiği Zat!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Allâh’ın kendisine üstün sûret (ve sîret) verdiği Zat!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Allâh’a (gerçek mânâda) ibâdet eden Zat!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Allâh’ın Mahlûkatının En Hayırlısı!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Allâh’ın Rasüllerinin Sonuncusu!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Enbiyânın Sultânı! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Esfiyânın Burhânı! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Mustafâ! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Mu’allâ (son derece üstün kılınmış zat)!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Müctebâ (seçkin kılınmış zat)!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Müzekkî (Ümmetini günahlardan temizleyen)!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Mekkî (Mekkeli)! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Medenî (Medîneli)! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Arabî (Arab kavmine mensub)!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Kuraşî (Kureyş kabilesine mensub)!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Hâşimî (Hâşim oğullarına mensub)!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Ebtahî (Mekke’de bulunan Ebtah vâdisinde konaklayan)!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Zemzemi (Zemzemle büyüyen)!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Tihâmî (Mekke’nin bağlı bulunduğu Tihâme bölgesinin sâkini)!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Ümmî (Okuma yazma bilmediği halde bütün ilimleri Rabbinden öğrenen)!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Âdemoğullarının Efendisi!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Ahmed! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Muhammed! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Tâhâ! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Yâsîn! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Müddessir (İlk vahiy geldiğinde yakalandığı sıtma nedeniyle örtülere bürünen)!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Kevser ırmağının sahibi! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Mahşer gününün Şefaatçisi!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Tâc sahibi! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Mi’râc sahibi! Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Öncekilerin ve Sonrakilerin Efendisi!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Muhsin (Allâh-u Te‘âlâ’yı görür gibi ibâdet eden)lerin Efendisi!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Kevneyn ve Sekaleynin (iki cihanın ve insü cânnın) Efendisi!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Na’leyn (iki mübarek takunya) Sahibi!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
Ey Efendim!
Ey Allah’ın Rasûlü!
Ey Nebilerin ve Rasüllerin sonuncusu!
Ey cezâ gününde (şefaat makamına erdirilen) Allah’ın Peygamberi!
Bir milyon salât ve bir milyon selâm senin üzerine olsun.
İzzet sahibi Rabbini, onların vasfettikleri şeylerden (müşriklerin yanlış nitelemelerinden) tenzih ederim.
Gönderilen peygamberlerin tümüne selâm olsun.
Bütün hamdler de âlemlerin Rabbi olan Allah’a olsun…
Elhamdülillah…


ANLAMI NEDİR..!

yazdıklarım sana ne anlam ifade ediyor bilmiyorum ana,
Bir omür var o mısralarda, kaybolmuş bir güven,
Yıkılmış hayaller, mahvolmuş bir gençlik.
Altından kalkamadığım enkazında kaldığım düşler.
Hece hece, mısra mısra çken umutlar var.
Damla damla gozyaşlarım, varlığına yazılan yokluklarım var.
Ne anlıyorsun mesela ozledim deyişimden.
Teninmi sanıyorsun yoksa dokunmak istediğim.
Kalbim kalbini istiyor anlamıyor musun.
Gel deyişimden mi bu gidişlerin.
Sensiz yapamıyorum anlamıyor musun.
Seviyorum diyorum farketmiyomusun bir sana anlayamıyor musun.
Neyse hadi boşver.
Duymak istediğin yalanlar çıkıyor yeni sevgilinin optüğün dudaklarından.
Ben affın için dua ederim sana, sen aldırma.
Acısını ben yaşarım kana kana.


BAŞKASINDAN OĞRENDİM

Sevgili, bir arkadaşından oğrendım,
Sağ kolunun üzerine yatıp uyurmuşsun, gecenin ikisi üçü gibi uyanırmışsın.
Tekrar uyuyup erkenden kalkarmışsın,
Bilmiyorum gece ve gündüzde birbirinden seni ben gibi kıskanır mı.

Sevgili, bir arkadaşından oğrendım,
Bulunduğun şehirdeki yoksullara yardım etmekteymişsin,
Seni gordüğünde sevinçten ne yapacağını şaşıran çocuklar varmış.
Bilmem o çocuklar ben gibi sana sarılmayı arzular mı.

Sevgili, bir arkadaşından oğrendım,
Saana “bu gün hayatının son günü olsa ne yapmak isterdin” diye sormuş.
Sende benimle evli olmayı istediğini soylemişsin.
Ondan oğrendim gozlerin hemen doluvermiş.

Sevgili, bir arkadaşından oğrendım,
Sen staj yaparken odaya parfümümü kullanan biri girmiş, kokuyu alınca dışarı çıkmışsın
Arkadaşın yanına gelmiş ve ne olduğunu sormuş. Beni çokozlediğini soylemişsin.
Bilmem sende beni sen gibi ozledin mi.

Sevgili, bir arkadaşından oğrendım,
Ayrıldığımızda kaldığın yurda bir çiçek gondermiş, diğerleri gibide üzerine uğur boceği koymuştum. Arkadaşın elinde çiçekle girip sen uğu boceğini gorünce ağlamışsın.
Bilmem şu an yanaklarımda soğuyan gozyaşları senin mi.

Sevgili, bir arkadaşından oğrendım,
Yine ayrıldığımızdan sonra seni aradığımda sen bana bağırıp çağırırken ben susmuş sakinleşmeni beklemiştim. Yanında olan arkadaşından biride sana;
” bu çocuk iyi birine benziyor, belliki senide çok seviyor” demiş. biliyorum demişsin.
Bilmem hissedilen taşıdığımın zerresi eder mi.

Sevgili, bir arkadaşından oğrendım,
Beni terk ettiken sonra bilmem kaçıncı kişiyi hayatına aldıktan sonra yeni sevgilinle konuşurken bir mevzu olmuş, üzülmüşsün, incitmişler seni.
O olsaydı yapmazdı demişsin.
Bilmem şu kalp sancımın sebebi seni incitmelerimi.

Sevgili, bir arkadaşından oğrendım,
Ben şeker hastası olunca hep el açıp dua edermişsin; “Rabbim benide şeker hastası et” dermişsin. Sana neden boyle dua ediyorsun diye sorduklarında ” onu yalnız bıraktığımı hissediyorum” demişsin.
Bilmem her vakit dua etmem sırf şu düşüncene, inceliğine denk düşer mi.

Sevgili, bir arkadaşından oğrendım,
Bir gün bir rüya gormüşsün, hayatına bir başkasını almış onunla dolaşıyormuşsun.
Ama içinde hep bir huzursuzluk varmış. arkadaşına “rüyamda bile ondan başkası ile mutlu olamıyorum” demişsin.
Bilmem kalbimin kimseyi kabul etmeyişi bu yüzden mi.

Sevgili, bir arkadaşından oğrendım,
Kalbine dengi olmayan tek kişi senmişsin..!
Seni nasıl sevmişsem, seni nasıl bilmişsem oyleymişsin..!
Herkesin bana soylediklerine inat, sen verdiklerimden daha fazlasını hak etmişsin..!
Sırf soz olsun diye soylemiyorum, sen gerçekten birtanesin..!

HATIRLA AMA..!

Şu kağıt parcasına yazdığın notla bile, bir omür beni tutsak edişini,
“Sen gitsen bile ben yine seni beklerim” deyişini,
“Ben seni bıraksam sen beni bırakma” aldığın sozü,
“Şu dünyada senin gibi birinin daha olma ihtimali dahi yok” sitemini
Son günün olsa sorusuna “seninle evli olmayı isterdim” deyişini,
Ahiretimiz için verdiğimiz sozü,
“Rüyamda bile senden başkası ile mutlu olamıyorum” itirafını,
“Bana senden, sana benden başkası haram olsun” dediğin günü,
İmanın üzerine ettiğin yemini hatırla ama..!
“Aramızda statü farkı var” deyip gidişini,
“Bitti dediğimde bitirmedin, sevgim sana haram olsun” diye haykırışını,
“İyi, kotü seninle yaşadığım herşeye pişman ettin” sitemini,
Üzerime bilmem kaçıncı sevgiline telefonumu açtırıpta,
Alay ettirişini, küfür edişini, “alma şunun selamını” deyişini,
Ve hesapların çok ince olduğu o günü hatırla ama..!

ANNEM GİBİ

Kadın kocasında babasını,
Koca karısında annesini gormek ister.
Hani bana hep sorardın ya ” benim en çok neyimi seviyosun” diye
Bende hep aynı cevabı verirdim;
Vallahi senin bana karşı olan şevkat ve merhametini çok seviyorum.
Yaşım malum artık gelip geçiyo otuzu aşacaz yakında,
Diyorlar ki; güzel bi kız var gel bi bak istersende evde kalma evlen artık diyorlar. Bende diyorum ki; ben bir bayanda güzelliğe onem verecek cahilliği çoktan geçtim. Sorun o bayana ki
En çok Allah’ın korkusundan mı ağlıyor yoksa şevkat ve merhametinemi ağlıyor. Hep cevap aynı.

Her neyse sana gelelim.

Hani Allah biliyor ya içimi, Anakaraya gelmiştim dişim ağrımıştı.
Vallahi sadece o anki çırpınışına, o koşuşturmana dünyanın en güzel bayanını tercih etmem.
Şimdilerde kime annesi gibisin bilmiyorum ama,
Allah biliyor ya ben hala annem gibi seviyorum seni.
Çünkü tıpkı bir anne gibi, kalbim bir tek seni sahiplendi..!


FARK..!

Dün gece iş yerinde nobetteyken bir kardeşim sohbetimiz esnasında dedi ki;
- Sen şairsin bilirsin, neden şairler genelde erkektir, kadınlar aşkımı bilmiyorlar yoksa erkeğe dair yazılacak bir incelik mi yok.
Güldükte tabi biraz, bende soyle bir cevap verdim.
Oncelikle ben şair değilim, ben sadece onu yazıyorum, onun güzelliğinden şiir gibi oluyor. Hüner bende değil hikmet onda.
İkincisi hiç bir şair sevdiğiyle birlikteyken şiir yazmamıştır genelde hep ayrılık sonrası şair olunur buda erkeklerin kaybettikten sonra kıymet bildiklerine bir delildir.
Sevdiğiyle birlikteyken şiir yazan belkide ilk kişi bendim. Birlikteliğimizin ilk 24 günü ona yazıp hemde okudum ve bir gün bana “yazma artık” dedi. Neden diye sorduğumda “içimi acıtıyor” deyince ben yine ona yazmaya devam ettim ama ona soylemedım.
Çünkü bunların hepsını toplayıp evlilik teklifini ona çıkardığım bir kitapla yapacaktım.
Şükürler olsun kitabı çıkardım ama benimle evlenir misin demek nasip olmadı.
Aşkın acı kısmına gelince ise bayanların canı daha çok yanar. şu farkla ki;
Bayan aşk acısını birden ani yaşar ve çabuk soner birden soner gider.
Tıpkı çam ağacı gibi. Çam ağacı tutuşunca cok alevli çok ayuka çıkarak yanar ama birden de soner. Erkekde ise pek sezilmez, içtendir, ve uzun sürer.
Tıpkı meşe ağacı yanışı gibi. İçten ve uzun süreli. Kolay kolay sonmez.
Hafif hafif içten içe yanar.

KENDİME TERCİH ETMEK SENİ

Sevgili;
Muhakkak ki terkinden dolayı hiç bir lisan ile izahı mümkün olmayan acılar çekiyorum.
Her ne kadar son telefon konuşmamızda senin “sana şu yaptıklarıma gore benden nefret etmen gerekirdi” deyişine rağmen Allah kalbimden sevgini almıyor.
Hem düşüncem odur ki;
Sen bana küfrettin, alay ettin, aşağıladın, hor gordün, hastalığımla yeni sevgiline alay ettirdin ve bunun gibi daha nicelerini yaptın. Eğer bunlardan dolayı seni silmiş, beddua etmiş, sevmekten vazgeçmiş olsaydım, seni hiç sevmiş olabilirmiydim.
Ben sana sabretmeyi bile severdim. Çünkü her ne kadar fiillerin, sozlerin canımı yaksada, benimdin. Buda susmama sabretmeme nedendi. Ve hiçbir şey yokluğun kadar acıtmıyor.
Sevgili;
Dün annenle karşılaştım evimizin onunde. O kadar tuhaf oldu ki içim, gidip boynuna sarılasım geldi, elini opesim, anne diyesim. Diyorum ki bu sevgi ne kadar büyük bir şey boyle. Sevdiğinin sevdiklerini bile sevdiriyor.
Gece teeccüt namazı kılarken sana Medineden getirdiğim Kuran-ı Kerimi bir cami avlusuna bırakıp kaçman geldi aklıma, ağladım.
Gidip abdest tazeleyip geldikten sonra yalvardım Rabbime;
Allah’ım bu gozyaşlarımı ona karşı bir ah sayma diye. Ondan razı ol, ona hidayet nasip eyle diye dualar ettim. Hep duamdır Allah bana yaptıklarını yanına kar bıraksın diye.
Yoksa Allah korusun sen benim yaşadıklarımı yaşarsan ben buna dayanamam.
Rabbim sana bana yaşatmadıklarını yaşatsın.
Sevgili;
Hani bir çole düşsem, günlerce susuzluk çeksem, canım çıkmaya ramak kalsa, bir bardak su gelse onume, alsam elime dudaklarım çatlamış olsa, susuzluktan elim titrese, daha ağzıma gotürmeden suyu acaba o susuzmu diyecek kadar seviyorum seni. Allah biliyor ya seni kendime tercih edecek kadar seviyorum.
Sevgili;
Hani Efendimiz (S.A.V.) “kişi ahirettede sevdiğiyle beraberdir” buyuruyor ya
Kendimi cennette seninle birlikte olma hayalini kurmaktan alamıyorum.
Namazlarını sakın aksatma olur mu. Dünyandan once ahiretini düşün.
Şüphesiz ki bu dünya geçici ve bir imtihan yeri, nefsine aldanıpta günaha girme.
Dün gece Ahmet hocanın sohbetini dinledim, kabir azabından bahsetti.
İçim titredi, hadi ben hem günahkar hemde nefsine esir olmuş biriyim.
Kabirde ve sonrasında yaşayacaklarım müstehak olduklarım.
Ama sen benim gibi olma, hep tovbe et. kimseyi kırma incitme.
Namazlarını sakın aksatma.
Vallahi ahiret günü için kendi hesabıma bu denli acı çekmıyorum.
Senin yerine belki yanamam ama dua ediyorum her an, buna emin ol.
Sen dünyanda mutlu huzurlu olmaya bak, ben ahiretin için elimden geleni yapıyorum, dua ediyorum.
Neyse daha fazla uzatmayım gozlerın yorulmasın okurken.
Son bir şey soyleyım;
Ben artık ahiret gününü bekliyorum. Ben sana hakkımı helal ettim ama sen bana helal etmedin ya, orda mutlaka karşına çıkıcam helallik almak için. Çünkü buna çok ihtiyacım olarak. Ve biliyorum ki o zaman helal edeceksin.
Çünkü sen benim gozyaşlarıma dayanamazsın, bunuda çok iyi biliyorum.
Rabbime emanetsin ey Allah tarafından sevgisi içime konulmuş kişi.


BİR SENMİ GİTTİN SANIYOSUN

Gidişinden, yokluğundan daha çok acıtan şeyler var artık hayatımda.
Mesela kimseye güvenememek gibi. En yakın bir dostum bile bir konuda yemin edecek olsa soz vercek olsa gozlerım doluyor hemen. Sen gelıyorsun hemen aklıma.
Oda diyorum, oda soz vermedımı oda yemin etmedi mi. Demek ki buda gidecek gibi.
Güvensiz yaşıyorum herşeyi.
Körelmiş bütün duygularım, sevgisiz, güvensiz, milyonların içinde kimsesiz yaşıyorum.
Aslında böyle daha iyi sanki, hiç bir şey hissetmiyorsun.
Her ne kadar ölüm daha cazip gelsede mecburen yaşıyosun hayatı.
Boş  boşbakıyosun herşeye.  Umursamadan, aldırmadan.
İkamet ettiğin hiç bir yer yok gibi. Ne bir hayal, ne bir umut.
O yüzden boşa çıkmıyor hiç bir şey.
Her gün sıfırdan başlıyosun, sıfır olarak bitiriyosun.
Ne kendini ne başkasını düşünüyosun. Ağlamak bile acı vermiyor artık.
Dönüşünü bile hayal edemiyorum artık.
En mutlu olduğun an sevdiğin insanların mutluluğu,
O anlarda da gülsen mi ağlasan mı bilemiyorsun.
Hep git gellerle yaşıyosun, bırak başkasını kendine bile artık güvenemiyosun.
Evlilikmiş, çoluk çocukmuş bunlar şaka gibi geliyo.
Herkez akıl veriyo, bir kulağından girmiyor bile.
ölmemek için yaşayıp, yaşamak için ölmek gibi.
Ha unutmadan yazayım;
Dün yine cüzdanımdaki resmini çıkarmaya karar verdim,
Ama yine cesaret bile edemedim. özürdilerim..!

AYET AYET AŞK..!

Hatırlatmak istedim;
Eğer küsüp gittinse yıllar oldu üç günü geçeli.
Günaha girme, hadi gel.
Mahrem bütün hayallerim,
Anla artık bir sana helalim, hadi gel.
Bir senin gozlerin oldu kelimelerime anlam katan,
Alfabemde cümle kalmadı, hadi gel.
İmanımın yarısı gelişin,
Allah’ın emri, Peygamberin kavli, hadi gel.
Gozlerinde oğrendim hem kırk yıl hatrı,
Kahve bakışlım hadi gel.
Bir “Amin” kadar yakınım sana, gel.
Dualarımda Rabbimden tek istediğimsin, gel.
Gitmenin caiz olduğunu hiç okumadım gel.
Sorma nedir bu boyle Allah aşkına,
Ayet ayet aşk bu sana,
Unutma.


YORULDUM…

Az once bizimkiler yine üzerime geldiler, evleneceksin diye.
Bende dedim ki ne olur artık üzerime gelmeyin,
Benim iki kişilik bütün düşüncelerim tükendi.
Babam çok kızdı bana “ben biliyorum senin niye evlenmediğini” deyince,
Abimde “sen nasıl hala onu düşünüyosun, birde ona hala dua ediyomuşsun, o seni bırakıp gitmedi mi, yarı yolda bırakmadı mı”
hiç birşey diyemedim, dolduda gozlerim odama geldim.
Kapatıp yüzümüde yastığa ağladım,
Bıktım artık herkesin yokluğunu yüzüme vurmasından.
Beni kime bırakıp gittin ki,
Beni kime bırakıp gittin ki,

16.01.2014

CEMRE’MİN ANNESİ DOĞUM GÜNÜ

Doğum günün kutlu olsun sevdiğim.
Bu ayrı ayrı geçirdiğimiz 2. doğum günün.
Allah rahmet deryalarını senin üzerine boşaltsın.
Sen Allah katında o kadar çok seviliyorsun ki,
Kırmaktan hiç çekinmediğin şu gönülden
Alabildiğine dualarla nasipleniyorsun.
Allah huzur deryalarını senin üzerine boşaltsın.
Sen şu yarım bıraktığın kalpte o kadar çok sevılıyorsun ki
Herşeyden önce seni düşünüyor bütün güzellikleri bir tek sana yakıştırıyor.
Allah bütün güzellikleri sana nasip etsin sevdiğim.

Doğum günün kutlu olsun sevdiğim.
Bir daha ki 13 nisanada yanında olmak varmı bilmiyorum
Şu an nerdesin ne yapıyorsun bilmiyorum,
Ben  seni Rabbime emanet ediyorum.
Çünkü ona emanet edileni kişi görmeden ölmezmiş.
Allah mutluluk deryalarını senin üzerine boşaltsın.

Doğum günün kutlu olsun sevdiğim.
Sen Allah katında o kadar seviliyorsun ki,
Günahların bağışlanması için kalbine sevgini koyduğuna gözyaşı döktürüyor.
Her bir damlası ayrı ayrı helaldir sana.
Allah merhamet deryalarını senin üzerine boşaltsın.

Doğum günün kutlu olsun sevdiğim.
Asla bunları övünmek için yazmıyorum,
Bilakis senin hünerini ortaya çıkarıyorum.
Hikmet ben  değilim sevdiğim hakikat sen.
Onca gönüle konmuşken bir sendin  kalpten sahiplenilen.
Allah nur deryalarını senin üzerine boşaltsın.

Doğum günün kutlu olsun sevdiğim.
Hani hayatımın en zor gününde Rabbim beni hastalıkla sınadığında,
Sen onca yolu sadece 15 dakıka gorebılmek namına koşup geldin ya.
Eğer o gün dünya serveti avuçlarıma bırakılsaydı,
Gözlerini görmekten daha öte asla beni hoşnut kılmaz dı.
Allah sana rahmet etsin,
İncitanem Sen benim için bütün dünyadan daha değerlisin.

Doğum günün kutlu olsun sevdiğim. Doğum günün kutlu olsun.
Allah her daim yar ve yardımcın olsun.
Hayatında karşılaştığın en kötü kalp benim ki olsun.
Rabbim den dileğimdir elleim ellerinde gözlerim gözlerinde
Kalbim kalbimde ömrüm son bulsun.
Son bulsun ki ölüm aşkımın adı olsun.


OZLEDİM….

Ben biricik karımı ozledim…
Ve ben şuraya yazmaktan başka hiç bir şey yapamıyorum.
Ben terkine bile kızamıyorum çünkü seni giderken bile seviyorum.
Ben karımı ozledım…
Sabahları gozlerimi onunla açmayı, kıvırcık saçlarını, abuk subuk konuşmalarını,
Beni kıskanmasını ve hatta tokat sallamasını ozledım.
Ellerini ozledim yüzüğümü taşıdığı parmaklarını, bakışlarını.
Varlığını ozledim, yanımdayken ola ki kaybederim diye ağlamayı bile ozledim.
Hesaba çekmesini, ozgürlüğümü kısıtlamasını, ona mahkum olmayı ozledim.
Benim sayemde, otuyyom, çaiçom, eşek sıpası demeyi ozledim.
Gozlerine kurban olurum, hiç bir şey istemiyorum sadece yanımda ol demeyi,
Senin olduğun beni ozledim…
Ben karımı ozledim…
Kime anlatsam demekki sevmemiş diyorlar, beni haklı çıkarmanı ozledim.
Cüzdanımdaki resmini yok etmeye çalışıyorlar, ben kalbindeki yerimi ozledim.
Hep ağlıyorum da diyemem ama, ben gülebilmeyi ozledim.
Ne rahatsızlık geçirsem ailem hep gidişine veriyor, ben mutluluğuma ortaklığını ozledim.
Hep ahiretin için dua ediyorum, bir şikayetim yok haşa
Ama ben varlığına şükretmeyi ozledim.

SULTAN…

Dün akşam senin bir zamanlar çok sevdiğin ve seninle beraber benimde çok sevdiğim, fakat sırf beni haklı bulduğu için, sana beni bırakmamanı ve bunun gibi şeyler soyleyen dostumuz aradı. Fark ettimde artık ortak bir o bile kalmadı.
Çünkü sen benden uzak olmak için dostunu bile bıraktın.
Neyse sesi çok güzel geliyordu, haftaya yüzük takacakmış, büyük bir heyecanla beni davet etti. O kadar çok sevindim ki, sanki biz gibi.
Konuşamadım bile, ne diyeceğimi şaşırdım.
Neredeyse iki yıl sonra ilk defa beni mutlu haber aldım. alışkın olmadığımdan olsa gerek pek normal tepkiler veremedim. Çünkü hep seninle ilgili kotü haberler almaya alıştım sanırım. Bu mutluluk biraz ağır geldi bana.
Ve tabiki biz seninle bunun hayalinide kurmuştuk. Onun düğününe beraber gidecektik. Bunu bana soyledıgınde ne kadar da mutlu olmuştum.
Buda hayalde kaldı belki ama merak etme, bu dostumuz seni davet etmedi
Fakat sen haftaya Afyonda, sol yanımda olacaksın.
Ozellıkle sordum senı davet edıp etmedıgını, ettım deseydı, gelecegını bılseydım ben gelmeyecektım. Çünkü sen bunu yine çarpıtır olur olmaz yerlere çekerdin,
Ve daha once yaptıgın gıbı o dostumuza bizi buluşturduğu için kızardın.
Orada olamayacaksın ama unutmaki kalbimde, yerinde olacaksın.
en çok orda onca insanın içinde dayanamamaktan ağlamaktan korkuyorum.
Ya ellerim ellerini tutmak isterse…
Bu arada az once kahvaltı yaparken aklıma geldi, sen orada tek başına sabahları ne yiyorsun. Yoksa açmı gidiyorun işe. Zaten son gordüğümde çokda zayıflamıştın.
Sen bundan hoşlanırsın belki ama ben otombiş parmaklarına hayranım.
Neyse çenem düştü benim yine. Rabbime emanetsin ey gonlümün sahibesi.
Allah seni benim varlığımla, benide senin yokluğunla imtihan ediyor…!

DUA

İlk umreye ziyaretime giderken uçakta ve cidde mekke arasında hep içimde
Kabeyi ilk gordüğümde Rabbimden seni unutma duası edeceğimi planladım.
Çünkü bılıyordum kı ilk gordüğün anda edılen dua redolunmazmış.
Seni unutabilmeyi isteyecektim çünkü yaptıkların yenilir yutulur cinsten şeyler değildi.
Mekkeye geldiğimizde hiç aklımda da yoktun, eşyalarımızı yerleştirdikten sonra sabaha karşı kabeye doğru ilerledik. Başım onde girdim oyle bir heyecan ki sanmam ki insan evlenirken bile bu denli bir heyecan yaşasın. Adım adım zor ılerledık, başımı kaldırdığımda Olağanca ihtişamıyla kabe-i Muazzama..!
Dona kalıyo insan silinip gidiyo dünyaya dair ne varsa, bomboş oluyosun, kuş gibi.
Sonra ilerlemeye devam ettık, onca kendimi hazırlamama rağmen ilk aklıma gelen sendin.
Sağıma baktım şoyle, içim titredide ağladım. gonül işte seni sağımda gormeyi o an çok istedi.
Benim olman için dua etmedim, hep dünya ve ahiretin için ettim.
Allah’ım dedim Allah’ım onu affet, affet ki bağışladığın benim canım olacak.
Ona hidayet nasip et, dünya ve ahirette yüzünü hep güldür.
Şüphesiz sen onun kalbini benden daha iyi bilensin, o kalbe hüzün koyma Yarabbi dedim.
İkinci umremi senin için yaptım, senin ruhaniyetine bağışladım. Üçüncüsünüde babanneme.
Bunları sana soylemek nasip olmadı. Olsun onemı de yok.
Mekkede, Medine de adınla çıkan, affın için çıkan gozyaşlarım var benim.
Seninde oraya gelebilmen için dualarım var benim.
Seni unutmayı dileyemeyen kalbim var benim.
Çünkü bambaşka bir kalbin var senin..!

GENÇLİĞE HİTABE

Ey islam ümmeti
Birinci vazifen Allah’ın varlığın, birliğini kalbinde ilelebet muhafaza ve müdafa etmektir.
Yaratılışının ve İslamın yegane temeli budur.
Bu temel senin en kıymetli hazinendir.
Yaşarken ve son nefesinde bile seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedbahtların olacaktır. Bir gün dinini ve imanını korumak için imtihan edilirsen bu uğurda can vermek için imkan ve şeratini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. Dinine ve imanına kastedecek düşmanlar, bütün hayatın boyunca emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Vesvese ve hilelerle imanın zedelenmiş, bir çok günahı işlemiş, affedilmeyecek şeyler yaptım vesvesesine kanmış olabilirsin. Bütün bunların yanısıra, herşeyden ümidini kesmiş, güvenini kaybetmiş, gaflete düşmüş olabilirsin. Hatta ölmeyi dahi temenni edebilirsin.
Ey Allahın yarattığı en üstün varlık !
İşte, bu kötü ve içinden çıkılmaz bir hal gibi görünen halde, vazifen;
Allah’ın varlığını birliğine inanıp imanını korumak ve kurtarmaktır.
Muhtaç olduğun kudret avuçlarının arasındadır.

BİR RÜYA

Ben eşimi en çok sabah namazı vakitlerinde seviyorum.
Yorganı çekişi hadi kalk namaz uyukudan daha hayırlı deyişini,
Banyonun onünde elinde havlu ile bekleyişini.
Ben eşimi en çok sabah namazı vakitlerinde seviyorum.
Ardımda onun olduğunu hissetmeyi,
Bir cafede yada evde kahkahası yerine
Bazen Fatiha suresini yüksek sesle okurken ben,
Onun hıçkırıklarını duymayı,
Dualarına katan birinin olduğunu bilmeyi seviyorum.
Ve en çokta o dua ederken ondan once bitirip,
Elleri semadayken avuçlarının içini opmeyi seviyorum.
Ben eşimi her vakit bir başka, ayrı ayrı seviyorum.

EĞER KADERİMDEYSEN BANA “EVET” DER MİSİN ?

Kaldırdım attığım demiri sahilinden,
Yazılmadımı ezelden hikayem,
Haram katmak yakışırmı o eşsiz gözlerine,
Gittiğimide sanma, ruhum ruhunda,
Ama yakışmaz siyahlar böylesine bir sevdaya.

Sakın ağlama,
Ama tutamıyorsan, bırak yol bulsun kendine,
Ne varsa isyana dair akıt gitsin,
Gitsinki, helalim olarak geldiğin günüm,
Bütün kadınların cenaze namazını kıldığım gün olsun.

Sevdammm
Allah ısmarladık dualarımızı,
Neden diye sakın sorma, bakışların kalmasın ardımda,
Kalbine hürmeten gidişim,
Tertemiz, helal olan senden beklediğim, isteğim,

Ümidim,
Eğer kaderimdeysen bana ” evet ” dermisin ?

HAYAL 2

Yine her zamanki gibi, o dünyama denk tebessümüyle “hoşgeldin” dedi.
Hep ilk günki gibi.
İçeriye geçip parmağımı gosterip uf oldu deyince, fark ettim içi titredi,
Annem gibi.
Oysa daha o günün gecesi kırmıştım kalbini, ama hiç kin gütmedi,
Babam gibi.
Bu aralar elim biraz dar, maddi zorluklar yaşıyorum, eve gelirken geceki yaptığım hatayı telafi etmek için bir hediye almak istedim cebimdeki para bir çikolataya anca yetti. Kapıyı sanki hiç bir şey olmamış gibi, sanki hiç kırmamışım gibi acınca ve yine o heyecanlı gozlerle bakınca utandırdı beni.
Parmağımı sardıktan sorna “sana sarma yaptım” deyince dolu verdi gozlerim.
“Ne oldu ?” deyince cebimden çikolatayı çıkartıp gosterince
Oda ağladı, sarıldı.
O gecede annemle babamı yanyana rüyamda gordüm, dedim ki ona;
İçin rahat olsun annem gelinin sen gibi dedim.
Oda bana; oğlum sende ona baban gibi ol dedi.
Sabah uyandığımda benden once uyanmış kahvaltı hazırlıyordu.
Canım bana ikinci kez “evet” der misin deyince “neye” diye sordu.
Ben dünyamda senden razı ve hoşnutum, ben seni ahiretimede istiyorum deyince
“Evet, evet, evet” dedi.
Yıllar geçti hep boyle, ne zaman ki birbirimize ofkelensek hep yokluğumuzu düşünüp susardık, birbirimizi kırmazdık.
Maddiyatımızın en iyi olduğu donemlerde bile eşime altın, mücevher falan asla almazdım oda hiç sormazdı neden hiç almıyorsun diye.
O son gün ohastanedeki gün ellerimden tutanca ve sorunca cevap verdim.
Almadım çünkü gozlerin vardı…!

HAYAL İŞTE…

Karıcım şu an iş yerindeyim , Ozledim seni de yazmak istedim.
Nedense durmuyorda gozlerim, yinemi aşık oluyorum sana ne.
Şu sıralarda akşamımız için bana yemek yapıyor olmalısın,
Yaptığın herşeyi bir başka iştahla yiyorum, çünkü kendinden tat katansın.
Fark etmediğimi sanma her akşam eve geldiğimde kapıyı ilk günkü heyecanla açansın,
Sen Allah’ın ne güzel emaneti ve ikramısın. Helalim iyiki varsın.
Hani geçtiğimiz haftalarda ben bir filme dalmışken “uyuyalım mı” demiştin,
Canım sen yat ben şu film bitsin geliyorum demiştimde sende yatıp dizime
“Sensiz uykunun ne tatdı olur ki” demiştin.
Hani bir damlam düşmüştü yanağına o merak o heyecanlı o annem gibi bakıpta bana,
” canım neyin var, ne oldu” demiştin, şu sahne çok etkiledi demiştim.
Ozurdilerim sevgilim yalan soyledim.
Seni bana kader diye yazana şükretmiştim.

Hastalandığımda hep sen varsın bir baş ucumda, ayrılmıyorsunda.
Yaptığın çorbayı istemiyormuş gibi içtiğime bakma, naz yapıyorum aslında.
Çünkü biliyorum ki ne kadar da istemsiz olsam da hani bole bir küçük çocuğa uzatır gibi uzatıyorsun ya kaşığı ağzıma,hani aslında kalkıp koşacak gibi olsamda o haline o kadar çok hayranım ki basit bir gribi bile felçliymişim gibi geçiresim geliyo.
Ben senden razıyım Allah’ta razı olur inşallah senden.

Hani neredeyse her namazdan sonra “ne istedin Rabbimden” diye soruyosunda cevap vermeyıp omzumu indirip kaldırıyorum ya sende ” biliyorum ki ” deyip gülüyorsun ya,
O kadar çok hoşuma gidiyor ki isteklerimi bile bu denli iyi bilmen.
Bitanem Allah’ımdan dünyam ve cennetimde ebedi olarak isteyeceğim
‘SEN’den başka bir şey bulamıyorum ki.
Başka kim katlanırdı ki bana, her sabah kahvaltıma, çamaşırıma bulaşığıma triplerime nazıma kızmalarıma bazen pervasızlığıma, hiç bir mecburiyetin yokken bunları ikram diye başka kim yapar soyler misin Allah aşkına..?

Onceden zengın olmayı dılerdım Rabbim razı olsun senden,
Gozlerinle aza kanaati ogrettin.
Daha yakışıklı olmak, herseyden sahip olmak isterdim,
Allah razı olsun senden, yüreğinle şükrü oğrendim.
Daldan dala konan bir serseri idim, Mevlam razı olsun senden,
Beni senden başka herkese, günaha, harama oruç ettin,
Ben Rabbimi en çok seninle sevdim.

Seni bana sevdiren Allah,
Senin sevdirdiğin Allah,
Seni istediğim Allah,
Sen ne güzel bir dost ne güzel eş ne güzel emanet ne güzel vesilesin.
Biliyorum ne yapsam hakkını odeyemem.
Lakin zerreşüphem yok, sen hakkınıda helal edersin.
çünkü bende senin dualarını biliyorum.
Sen dünyamın cennetisin, cennetiminde dünyası olacaksın inşallah.

Seni bana verene, en güzele emanetsin karıcığım.
Akşam gorüşmek üzere.

İYİ Kİ GİTTİN…

Sende haklısın niye kalasın ki.
Hani gitmeseydin belkide kendine ait bir mutfağın bile olmayacaktı,
Sana deli olan bir kocan olacaktı tamam ama,
Yaz aylarında seni en fazla çamlığa götürebilcektim.
İhaneti hiç tatmayacaktın ama, lüks bir arabanda olmayacak,
Başkaları en fazla sana olan sadakatimi, sevgimi kıskanacaktı.
Bu günkü gibi vitrinde her gördüğümü yine bir sana yakıştıracak,
Ama akşam dönünce eve elimde 50 kuruşluk bir çikolatadan başka bir şey olmayacaktı.
Sana gezdiğim gördüğüm ülkeleri anlatamaycaktım, dizimde saçlarını okşarken,
Bildiğim tek kırmızı başlıklı kızdı, birde her anlatmaya başladığımda durmayan gözlerimle bizim hikayemiz.
Hani gitmeseydin gözüm yine hep sende kalıcak,
Belkide gelinliğini bile kiralayacaktık.
Kabul ediyorum arkadaşların çok yakışılı çocukmuş diyemiyecekti ama,
Gözlerimin bir seni gördüğünü göreceklerdi.
Annen baban belki beni çok sevmeyecekti ama,
Bir damat yerine evlat edineceklerdi.
Haklısın, kışın sıcaktan bunaldığın bir evin olmaycak ama,
Ağostosun ortasında, olur olmadık yerde sana sarılmak için deli olan bir eşin olacaktı.
Doğum gününde tek taş alamayacak,
Belkide unutmuş gibi yapıp, erkenden yatıp, gözyaşlarımı senden saklayacaktım.
Niye kalasın ki,
Doğru düzgün alış verişe bile çıkaramayacak, sen “hadi gidelim” dediğinde,
Çok yorgunum diye belkide yalan söylecektim.
İyiki gittin, yoksa hep aza kanaat etmek zorunda kalacaktın,
Benim en fazla yapabilceğim, hiç yanlız kalmazdın, sevilmeye kanardın.
Unutmadan söyleyim, yarı yolda bıraktın diye vicdanını sızlatma,
Ben en fazla her şeyimi kaybettim, kaybettiğim her şey sende nede olsa önemi yok,
Sen iki dünyasınada isteyen beni buldun.
Bulan sensin, yitirmişliğin önemi yok.

SENDE KALMIŞ…

Bu saatte seni rahatsız ettiğim için kusuruma bakma,
Sesini duymak için bahane ürettiğimide sanma,
Adımı sordularda, bilemedim, herhalde kimliğim sende kalmış.
Nerdeyim, nasılım bi haberim, bir tek numaran aklımda kalmış.
Birde dün fark ettim hiç durmadan yağmur yağıyor, mevsimlerimde sende kalmış.
Bilerek alıp götürdüğünü sanmıyorum ama, hiç gülemeyince farkettim,
Tebessüm edebildiğim tek resmim de sende kalmış.
Niye böyle harab ediyorsun kendini, ilk ayrılan sanki bizmiyiz, deme.
Farketmedin herhalde ama,yüreğim sende kalmış.
Bu kadar çok sigara içiyorum diyede kızma, avutmaya çalışıyorum işte kendimi,
Nasıl oldu bende anlamadım ama, ömrüm avuçlarında kalmış.
Bir başkasını bulsun, mutlu olsun demişssin.
Göremedin herhalde, gözlerim sende kalmış.
Dostlarımın yeter artık kendine gel deyişleriyle sarsıldım, sanki her gün benim oluyorsunda,
Yine her gün beni yarı yolda bırakıyorsun, daha yeni anladım, vakit gittiğin ana takılıp kalmış.
Annem çok şikayetçi bu şişmiş gözlerimden, rica etsem bir tek tebessümünle uykularımı gönderirmisin, rüyalarımda sende kalmış.
Neyse fazla uzatmayım lafı, son bir isteğim daha var eğer ne yaparsam yapayım dönmeyeceksen,
Allah aşkına, yalvarırım söyle, usandım böyle gidip unutmakla ümid arasında komada yaşamaktan.
Hadi söyle, ecelim iki dudağının arasında kalmış…

21.06.2012

KAYBETMEK SENİ…

Kaybettikten sonra kıymet bilenlerden olmayın sakın.
Eşinize, sevdiğinize, içinizden geldiği her zaman sevdiğinizi söyleyin.
Ben çekiniyorum, yada türlü bahanelerle bunu asla geciktirmeyin.
Ellerini daim ve sımsıkı tutun, utanmayın yorulmayın asla.
Ne zaman onunla kötü bir durum yaşarsanız hep yokluğunu düşünün,
O olmazsa ne olurdu ? sakın kırmayın, incitmeyin.
Her zaman olmasada, ara sıra mutlaka bir çiçek alın.
Mutluluğu gözlerinde göreceksiniz,
Hiç bir konuda onu yanlız bırakmayın,
Bazen gözlerinin içine bakıp, bir tek kelime etmeden olur olmadık yerde sarılın.
Sıcaklığı, sadakati hissedeceksiniz.
Maddi durumunuz yoksada, bir ufacık çikolata alıp bir elinizle elini tutup, diğer elinizlede çikolatayı avuçlarının içine bırakın.
Aza kanaati göreceksiniz.
Şartlar koşullar ne olursa olsun, tam bir ekmeğiniz yoksa yarım da olsa, doymasanızda doymuş gibi yapın, gözlerine bakarak iyiki varsın deyin.
Şükrü göreceksiniz.
Siz ondan erken uyanın bazen, beceriniz yoksa bile bir peynir bir ekmek birde çay yapın, ama uyandırmayın, usulca sokulup yanına, uyurken onu izleyin, sizde açsın gözlerini,
Gözlerinin dolduğunu göreceksiniz.
Kızdıracak sulu şakalar yapın arasıra, sonra kaçın, kovalasın sizi önce yakalamasına izin vermeyin,
Sonra yorulmuş gibi durun.
Size hiç kıyamadığını göreceksiniz.
Yılda bir olsun iş yerinizdeyken, canınız çıkmış gibi yorulmuşta olsanız, cep telefonunuzdan seni özledim yazın.
Akşam eve geldiğinizde gözlerinde ilk günün heyecanını göreceksiniz.
Kıtkanaat geçiniyor olabilirsiniz, ama mutlaka evlilik yıl dönümünüzde unutmuş gibi yapıp misafirliğe gidiyormuş gibi çıkıp, akşam yemeğine götürün, onada gücünüz yoksa pikniğe, elinizden bir lokma yedirin mutlaka.
Kalbinin çarpıntısını, sizin için çırpınışlarını göreceksiniz.
Özel olduklarını mutlaka hissettirin, mesela bir kerecikte olsa televizyon izlerken birden kapatın, ne oldu deyince elinizle dizinizi gösterin, şaşkınlığı göreceksiniz, uzanınca dizine, eski günlerinizi, yada bir masal, hikaye anlatın, saçlarını okşamayı sakın unutmayın.
Gençleştiğini göreceksiniz.
Mutfaktayken usulca yanına yaklaşın, sizi görmesin, sonra pehhh deyip korkutun, sıçrayıp dönünce size yüzünü, tebessüm ederek ve bakarak gözlerine, sen canımın diğer yarısısın deyin.
Sarılacak size kalp atışlarını hissedeceksiniz.
Bir hatayı ilk kez yapıyorsa yüz çevirmeyin, gözlerine bakıp hafif kızgınlıkla anlatın, sakın kırmayın,
Ertesi gün sadakati göreceksiniz.
İstediğiniz, beklediğiniz her şeyi tatlı bir dille anlatın, ama gözlerine bakarak konuşmayı sakın unutmayın, susarak hiç bir şeyi çözemez ve elde edemessiniz, anlatın.
Fedakarlığı göreceksiniz.
Hiç sevmiyor olabilirsiniz onun ailesini, bunu ona hissettirmeyin, sizin ailenize davranmasını istediğiniz gibi onun ailesine davranın,
Hassasiyeti göreceksiniz.

İstediği kadar kızmış olsun size, küplere binsin, deli olsun, seni seviyorum deyin,
Tebessümünü göreceksiniz.
Sakın ola hayalleriniz ertelemeyin, şunu yapsam şımarır mı, çok mu üstüne düşüyorum demeyin.
Layık olmasını bile beklemeyin, önce kendiniz için yapın.
Bu yazdıklarım ve daha niceleri benim hep hayalimdi, ben erteledim ve onu kaybettim.
Şimdi ellerim bomboş, hiç bir şeyden tat almıyorum, ve bu size önerdiğim şeyleri erteleyipte yapamadığım için öyle pişmanım ki. Her an beni tüketiyor.
Ben kaybetmeden kıymetini biliyordum fakat bu hayallerimi hep erteledim ve şu an hayatımda böyle bir başka pişmanlığım yok. Ne olur sahip çıkın sevdiğinize, şu neder bu böyle olmaz erkekliğime yakışmaz, kadınlığıma yakışmaz, bizim artık yaşımız geçti falan filan asla demeyin.
Keşke ben 70 yaşında olsam, oda yanımda olsada o titreyen ellerimle elini tutup, zar zor duysada beni, seni seviyorum diye bağırabilsem.
Ben hiç bir hayalimi gerçekleştiremedim kaybettim, siz geç kalmayın.
Bu gün başlayın, her şeyin çok daha farklı olduğunu göreceksiniz.
En azından bir keşkeniz olmayacak, ben gibi hayalleriniz sizi boğmayacak.

CEMREMİN ANNESİNİN HİKAYESİ

Hatırlayabildiğim kadarıyla yaptıkların..!
Yaklaşık üç yıl boyunca her ay düzenli olarak ayrıldın, gittin veya gitmeyi istedin.
Benim sabrım benim ısrarımla onca yılı tamalayabildik.
Ve neredeyse her ayılıp gittiğinin bir kaç sonrası birilerini buldun,
Boşluk doldurmak için de olsa konuştun ve ben seni kaybetme korkusundan hiç kızamadım bile. Bir kez olsun ağzımın tadıyla kıskanamadım.
Çünkü o korku hep susmama neden olurdu, kızmış olsam bunu bahane eder yine giderdin. Heleki bizim buluşmamızdan bir kaç saat once dışarı çıktığında eski sevgilinle karşılaşıp onu bir cafeye davet edip, oturup konuşman ve bir ilkokul çocuğunun yapmayacağı şeyler yapıp soyleyıp, yanıma geldiğinde de ağlaman ve bunları bana ağlatman ilk defa senin yüzüne bakmama neden oldu.
Hatırlarsın ya arabandan indiğinde donüp bakmıştında bana ben yüz çevirmiştim.
Çünkü hiç bu kadar canım yanmamıştı.
O günün akşam saatlerin evime gelmiş ağlayarak sarılmıştında “affet” demiştin.
Beni biliyosun dayanamadım, bende ağladım sarıldım.
Hiç unutmuyorum o anı çünkü ilk ve son defa sen bana geldin, ilk defa gitmedin.
Sınav zamanlarında abuk subuk şeylerden dolayı bana yuklenmenı,
Olmayacak deyip gitmelerini saymıyorum bile.
Ama şu sozü hatırlatmak istiyorum;
Hani yine bir keresinde sınav stresinden boğulmuş bir bahane uydurup bana yuklenmıstın de bağırıp çağırığ telefonu yüzüme kapamıştın.
Ben yine susmuştum sabretmiştim. Biraz zaman geçince yine ben aramış sende ağlamıştın. Bana “sen haklı oldduğun halde ben sana bağırıp çağırırken, sen nasıl susabiliyorsun” demiştin bede benim sabrımın kaynağı yokluğunun hayali.
Şunu çok iyi biliyorum ki bana ne yaparsan yap, ne soylersen soyle, hiçbir şey yokluğun kadar canımı acıtmaz ki.
sonra yine gittin, sonra yine ve sonra yine gittin.
Oyle bir yerlestı ki bu kaybetme korkusu seni, içten içe tüketti.
Asla yaptığın iyilikleri güzellikleri inkar etmem. Heleki ben şeker hastası olduğumda,
O bir kaç dakikalığına onca yolu koşup geldinya vallahi bu yaptığını dünya malına değişmem. Heleki “Allahım benide şeker hastası et” deyişini.
Niye diye sorduğumda “seni yalnız bıraktığımı hissediyorum” deyişini.
sonra gitmek için hatalar aradın bulamayışından olsa gerekki bu sefer başka yollar seçtin. Bazen küçük gordün bazen alay ettin. telefonları kapadın yüzüme.
Ben yine sabrettim. Hala kulaklarımda çınlıyor;
” ben senin sabrına hayranım, çok seviyorum” deyişin.
Sonra yine kendince bir bahane bulup gittin. Gidişinin daha ertesi günü bir başkasını aldın hayatına, doğum gününe vardı üç hafta.
Nasıl iştir ki ç yılda benimle almadığın kararlar almışsın evlenmek gibi.
İki haftalık tanıdığın hadi iki aylık tanıdığın biriyle evlenme hayalleri kurmuşsun.
Oysa onun hayatında da senden hariç üç kişi daha varmış.
doğum gününde hep savaştım kendimle mesaj atmamak için aramamak için.
O kadar kotu bir gundu kı o gun çıldırmak uzereydım. Ve benım hayatına bırını aldığından haberım yok. Ve o gun bu savası verırken ben onu doğum gununde yalnız bırakmamam gerekır o benı ozler ağlar derken.
Oysa sen zaten onunla berbaermişsin.
Ve ben bunu bir yıl sonrasında oğrendım ve ona rağmen hiç bir şeyin yakmadığı kadar yaktı içimi. Ben seni yalnız bıraktım diye senı ozledım dıye hıçkıra hıçkıra ağlarken sen bir başkasıyla kahkaha atıyormuşsun.
Yemin ederim bunu oğrendıgım de bır gun içinde yedi kılo verdim.
Şu damarımdaki kanımın çekıldıgını hıssettım. Sen sana yakışmayacak herşeyı yaptın.
Ve bunlar daha geçirdiğim rahatsızlıklardan sonra hatırlayabildiklerim.
Sonra onun gerçek yuzu ortaya cıkınca ayrıldın. Sonra bır baskası sonra bır baskası sonra bır baskası, sonra bir başkası daha.
Bu arada ben hala senı kaybetmemek ıcın çırpınıyorum.
Hayalimzdekı kızımızın adı verdıgım bır kıtap cıkardım sana ozel. Okumaya tenezzül etmedin. Sonra evlilik teklifi için aylarca uğraşıp film yaptık izlemedin.
Sana izletmek için ısrar edince ve bir sabah aradığımda telefonu yeni sevgiline verdin. Ben o şaşkınlıkla selam verince sen “alma şunun selamını” dedin.
Sen Allahın selamına alma dedin. Yetmedi tabiki;
Bana hemküfrettin hemde küfrettirdin. Yetmedi;
Medineden sana getirdiğim Allaresulunün emanetini bir camiye verdin. Yetmedi;
Allah’ın bana imtihan diye verdiği o şeker hastalığımla alay ettirdin.
Ve bunları zamanında benden aldığın yemini tutuyorum diye yaptın.
Oysa bır akşam bana ” bir gun ben senı bıraksam bıle sen benı bırakma” dıye benden yemın almıştın. Ve sen bana butun bunları;
Hala saygım hala sevgim hala sadakatim olduğu için yaptın.
Ve tek savunman “bitti dediğimde bitirmedin”
Bu denli sevdim diye yine bana ” artık senin karaktersiz olduğunu düşünmeye başladım” dedin. Çünkü sen boyle bir sevgiyi hayaline bile sığdıramadın.
Ve sen bana hakkını bıle helal etmedin.
Ama senın ıcın rahat olsun. Benım hakkım helaldir.
Artık tek bir şey için korkuyorum bir tek şey içimi sızlatıyo;
Yarın kıyamet gününde Allah sana Sen emanete riayet etmedin, sen benim sınav diye verdiğim bir hastalıkla onunla alay ettırdın, küçük gordün, verdiğin sozleri yeminleri tutmadın, o ağlarken kahkahaların, ben sana umutmu verdim deyişin ve daha niceleri” dediğinde senin halin nice olur.
Vallahi benim yüzümden yanmadan korkuyorum. Allah biliyorya senin affın için kendime bile bu kadar çok yalvarmıyorum.
Teninin yanmasının düşüncesine bile dayanamıyorum.
Az once yengem dedıkı; “acaba şu sana yaptıklarını kendi annesine yapsaydı o ne yapardı” doldu gozlerım hiç bir şey diyemedim odama geldim.
Yatsı namazını kıldım zor güç ellerimi açıpsemaya seni Rabbime anlattım ağladım.
Yakma Yarabbi, Yakma Yarabbi, affet rabbim dedim onu affet,
Affet ki bağışladığın onun değil benim canım olacak.

CEMRE’MİN ANNESİNE

B  eklemesi bile güzelsede seni, sen dinlemeden beni, gel.
Ü  rkek bir güvercin kalbi gibi yüreğim, umudum söndü, sönecek.
Ş  ehrim bile boğuyor beni, nefesini özledim gel.
R  abbim zulmetmez bilirim, ben kendi kendime ettim bilirim,
A  ma sen zulmeden olma, gel.
M  ağlubum yokluğunada varlığınada,
S  ensiz ne kaldı ki bana, herşeyi alda gel.
E  llerim tutmaz hem başka el, gözlerim mühürlü.
N  erede olduğumu ben bilmiyorum, beni bulda gel.
İ  sminin anlamı olan ‘müjde, sevinçli bir haber’ gibi gel.
Ç  okmu şey dilemek gözlerin, umutlarımıda alda gel.
O  nca okudumda gitmeyi mübah sayan bir cümle bulamadım,
K  abir sanki yüreğim, bitmiyor ki sorgu sualim.
Ö  zlemin değil şikayetim, ya üzerlerse seni terk derdim,
Z  amansız ve mekansız her fiilim,
L  al olmadan dilim, son sözüm seni seviyorum olur, gel.
E  celde değil asla derdim, gözlerim açık gitsem ne,
D  arağacı değilmi hem sensiz her dem,
İ  lk defa bu yazıda kullandım adını, adımı unutmadan gel.
M  ahşeri kalabalık kederim, yüreğimin kıyameti kopmadan gel.

“EVET”

Eğer bana “evet” dersen evin reisi olurum,
Aynı evin anahtarını taşır,
O evin elektrik borcunu odemeyi aşk sayarım.

Eğer bana “evet” dersen senin olurum,
Demezsen hem şair hem mutsuz olurum,
Kimseye bir faydam olmaz, lal olurum.

Eğer bana “evet” dersen imanımın yarısını kurtarmış olurum,
İmam olurum, baba olurum, sen kokarım,
Filozof olamam belki ama mutlu olurum,
Başarılı olmak mutsuz adam, evde durmayan adam işi,
Ben sen olurum…


BİZ SAHİP ÇIKAMADIK

Gecenin üçü, nobetteyim iş yerinde.
Yorgunluk ve uykusuzluk hatsafada.
Onümde sahip cıkmadığın,
Yeni sevgilinle, bir cami avlusuna bırakıp kaçtığın Kuran-ı Kerim.
Okurken bir ara dalmışım kırksekiz saatlik uykusuzluğun etkisinden olsa gerek.
Rüyamdasın, bembeyaz bir yerdeyız, ayakkabım yok.
Boyle şuursuz halde bir şey arıyorum.
Ardımdan gülüşünü duyuyorum, çevirip başımı baktığımda,
Bir yılanın koluna girmiş gülüyor ve benden uzaklaşıyorsun.
Yılan kulağına bir şeyler fısıldıyor, sende kahkahalarla bana soyluyor
Ve alay ediyorsun. Ben ağlıyorum, gitme diyorum.
Gitme seni üzüecekler diyorum, aldırmıyor gülerek uzaklaşıyorsun.
Titrediğimi hissediyorum dizlerimin uzerıne çoküp,
yine yakma Yarabbi diye ağlıyorum.

İçimin o titreme hissiyle uyandım. Ve gerçekten ağlamışım.
Onüme baktığımda gozyaşım bır ayetın uzerine damladığını gordüm.
El Hicr suresi 97. ayet.

O kadar çok şaşırdım anlatamam. Bir yerden tanıdık geldi bu ayet.
Hemen işyerindeki mescide gidip mealli Kuranı Kerime baktım.
yığılıp kaldım orada saatlerce.
Çünkü mealde;

E Hicr suresi; 97.
Onların soyledikleri şeyler yüzünden senin canının sıkıldığını andolsun biliyoruz.


KABEDEN BİR DUA

Sevgilim gelsene sana bir şey anlatacağım;
Bir aşk var günümüzde yaşanan, pekte inanılmayan.
Bir çocuk varmış yirmi iki yaşlarında, yozgatın kenar mahallerinde oturuyormuş.
Bir gün evden çıkıp apartmanın onunde sigarasını yakarken tam karşıdan yemenili başı yerde biri geliyormuş ona doğru. Çocuk neye uğradığını şaşırmışcasına bakakalmış oylece.
Tutulmuş, titremiş sanki üşümüş. Olmaz dediği ne varsa oluyormuş sanki.
Bu mahallede oturuyor diye düşünerek hep pencerede balkonda kapı onlerındeymiş.
Hep bir kez daha gormeyi düşlermiş. düşlermiş ama içinden hep bu güzelliğe sahip biri asla bana bakmaz dermiş. Gormüş, hemde hemen hemen her gün gormüş, ezberlemiş okul çıkış saatlerini. Okul çıkışı bir kaç arkadaşıyla hep evin onünde ayak üstü sohbet ederlermiş.
Bizimkiside ya pencerede perde arkasında yada balkonda.
Dile kolay tam üç yıl geçmiş oylece ama hiç cesaret edememiş içindekileri anlatmaya.
Bir gün bir arkadaşı vesilesiyle adını soyadını kim olduğunu oğrenmiş. Ve bir gün karar vermiş; kim olduğunu soylemeden içindekilerini yazıp dokecekmiş, oylede yapmış.
Merakınıda uyandırmış tabi kızında kimsin demesine rağmen ilk başta soylememiş,
Soylersem gidersin sen beni sevmezsin demiş. Ben yüze değil kalbe bakrım deyince ve biraz sohbet edince cesaret edip soylemiş. Kız olmaz demiş. Tanımış bizimkisini. Çocuk ilk ve son kez seni yanımda gorsem, beni bundan mahrum etmesen diye o kadar çok ısrar etmiş ki kız dayanamayıp tamam demiş. Anlaşıp buluşmuşlar bir yerde bizim salak aşıkdayanamamış tabi onu karşısında gorunce ağlamış, taş değilde kızda duygulanmış.
Ama demiş ki artık yok, gorüşmüyeceğiz demiş ve helaleşip ayırmışlar yollarını.
Çocuk demiş ki kendi kendine “artık bana güneş doğar mı”.
İki sonra kız dayanamayıp nasılsın diye bir mesaj atmış bizim aptal aşık deli olmuş.
İyim diyebilmiş sensiz ne kadar iyi olunursa iyim.
Peki ya sen nasılsın, bende iyim merak ettim oyle bir aradım demiş ve ikiside bir daha birbirinden ayrı yapamamışlar. Çok semişler birbirlerini hemde kocaman sevmişler.
Hiç ayrılmamışlar, bizim hayal bile edemeyeceğimiz güzellikler, sevgiler mutluluklar yaşamışlar. Ama yinede çocuğun aklına ne zaman onu kaybetme korkusu gelse elleri avuçlarında bile olsa ağlarmış. Kızda dünya karşıma çıksa seni sevmekten asla vazgeçmeyeceğim ve hatta bana soz ver ben bır gun bırakıp gıtsem bıle sen asla benı bırakma demiş dahada ılerısı sen bırakıp gitsen bile ben sensız mutlu olamam ben yıne senı beklerım demiş bızım çocuğa. Allah’ım demiş bizim çocuk Allah’ım bana edilen hangi duanın karşılığı ki, kim nasıl dua etti ki bana boylesıne biricik bir kalbe sahip olmayı nasip ettin demiş. Üç yılda boyle mutlu huzurlu geçmiş ama bir gün kız “sevgim bitti” deyip gidivermiş.
Çocuk inanamamış ilk başlarda tabi uğraşmış didinmiş beklemiş gelmemiş.
Hayallerinde bir kızları olacakmış adı da CEMRE. Çocuk kitaplar yazmış adını da cemre koymuş. Kıza vermiş ama okumaya bile tenezzül etmemiş. Son bir umut diye evlilik teklifi için aylarca uğraşıp birfilm yapmışlar kıza vermişler ama izlemeyede tenezzül etmemiş.
Kız başka birini bulmuş bu arada bizim aptal kızı aradıgında yeni sevgılısıne vermiş açıp telefonu hakaret etmişler, alay etmiş, hor gormüşler. Yıkılmış tabi bizimkisi, inanammış.
Hep ağlamış, o günden sonra güldüğünü goren olmamış. Ailesi her sorduğunda türlü bahaneler uydurmuş, bazen bir şeyim yok demiş. Çocuk Kabeyi gormeyi ona yüz sürmeyi çok istiyormuş çünkü kabeyi ilk kez gordüğünde edilen dua mutlaka kabul edilirmiş diye duymuş. Bu yüzden çabalamış uğraşmış ve gitmiş. Kabeyi ilk gorduğunde sağına bakmış ve ağlamış cünkü hep onunla gelmeyi hayal edermiş. Açıp ellerini yaradanına soyle dua etmiş;
“Allah’ım ey alemlerin Rabbi olan Allah’ım, yaşadıklarımı yaşattıklarını ve kalbimi şüphesiz ki sen benden daha iyi bilensin. Senden onu dileyecek kadar kader bilmez değilim, hakkımda olan hükmün başımda tacım. Senden isteğim onu affet, onu affet ki affettiğin ondan once benim canım olacak, kalbime onun sevgisini koyan sensin, bana her ne kadar hoş olmayan şeyler yapmışsada sen daha iyi bilirsin ki onun kalbine denk bir kalp yok. Zaten boyle olsaydı bu denli sevilmezdi. Yarabbi ayetlerini okudum da kapına geldim;
EN NAHL SURESİ
34. Sonunda yaptıklarının cezası onlara ulaştı ve alay etmekte oldukları şey onları çepeçevre kuşatı verdi.
EL HİCR SURESİ
95. Seninle alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
97. Onların söyledikleri şeyler yüzünden senin canının sıkıldığını andolsun biliyoruz.
98. Sen şimdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol.
99. Ve sana yakın ölüm gelene kadar Rabbine ibadet et.
Efendimizin (S.A.V.) bir hadisini okuyunca canım acıda da kapına geldim;
‘ Canı yanan sabretsin, can yakanda canının yanacağı günü beklesin’
Canım acıyo Rabbim affet, eğer yaptıklarını affetmek bana ise ben affettim sende affet rabbim, Yakma Rabbim yakma. Ona bir hüzün değecek olsa benim canım yanar yakma.
Ben razıyım ondan sende razı ol Rabbim. Gozyaşlarımı bir ah olarak gorme o beni hep mutlu etti sende onu mutlu et Rabbim. Ey emanet verilenlerin en hayırlısı ben onu sana emanet ediyorum, emanetimi yakma Rabbim. Bana nasip olmayan bütün güzellikleri ona nasip et Rabbim. Ey ona karşı benden daha şevkat ve merhametli olan Rabbim;
Onun kabrinide aydınlık et, karanlıktan korkak üşür ve ağlar, sen onun kabrini nura çevir Rabbim.” Ayrılalı iki yıl geçmiş çocuk her namazında mutlak ona dua edermiş, onun canının yanacağı ahireti aklına gelince ve kendisinine yaptıklarından dolayı azap goreceği aklına gelınce elleri semada ağlarmış. Bazen dalıp gider titreyerek “yakma Yabbi” dermiş.
Herkesde kendisi için dua ettiğini zannedermiş…


SEN VARDIN

Bu günde arkadaşlarımla gittiğim bowling salonundaydın,
Hemen solumdaki masamda, yine aynı bakışlar,
Her çevirmeye çalıştığımda başımı, kısıp gözlerini öfkelendin,
Sonra çayımı getiren garsondun, “afiyet olsun” dedin hafif tebessümle,
Saol diyemedim, yine dönüp arkanı gittin.
Hesabıda sen aldın, iyi akşamlar dedin de, ben bir türlü gidemedim, ama sen yoktun.

Dışarda beni bekliyordun, adım adım yaklaştım ve kayboldun.
Baktım sağıma soluma yoktun, düştüde boynum omzuma, tam karşımdaki arabadaydın, gittin.
Yemeğe gittik, hemen yanı başımdaydın, insülün kalemini çıkardım,
“Ben yapsam” dedin, buğulandı gözlerim ama sen yoktun.
Yemekten sonra çaylar geldi, iki şekerimi attım üçüncüyü senden aldım.
Arkadaşımı eve bıraktım, arabada sağ yanımdaydın, elinin tuttum, ama sen yoktun.

Geç saat olmuştu zile basmadım, kapıyı anahtarımla açtım, ayaktaydın “hoşgeldin” dedin.
Bakıp şöyle bir sana, yokluğuna sarıldım doya doya.
Banyoda diş fırçama sen sıktın macunumu ama seni aynada göremedim.
Bir abdest aldım yatsı namazımda sağ arkamdaydın, ben dualar ettim sen “amin” dedin,
Odama geçtim, yine her geceki gibi yastığımdaydı başın, boynunu kokladım, ama sen yoktun.

Bir ara bana seslendin, “hadi uyan , kalk, kahvaltı hazır” dedin,
Ben yine yokluğuna, gözlerinde açtım gözlerimi,
Çayımı doldurdun, soframda yoktun, boğazıma düğümledin lokmalarımı.
Odamıza geçtik hafif bir müzik açtım, bakıp o eşsiz gözlerine sarılıp dans ettik, ama sen yoktun.

Yıllar gelip geçti hep böyle, her anımdaydın ama hiç yoktun.
Bir gece vakti kalp çarpıntısıyla uyandım, oysaki yanımdaydın.
Bir ses geldi çok ötelerden “vakit geldi” irkildim.
Sana baktım, ellerinden tuttum, bir kaç damla süzdüm,
Sen dokundun gözyaşlarıma, “gitme” dedin, ama sen yoktun.

Cenaze namazım kılınıyordu, herkes vardı, en arkalardaydın, ayakta zor duruyordun.
Tabutuma yaklaşmak istedin, son bir dokunmak, ama ulaşamadın.
İlk toprağı sen attın gözyaşlarınla, aceleci bir tavırla başkalarıda,
Herkes gitti, bir sen kaldın baş ucumda, “affet” dedin,
Toprağıma sarıldın, kokunu bile aldım, bu defa kimse yoktu, ama sen vardın.


YARABBİ…

Allah’ım onun geçmiş ve gelecek bütün günahlarını bağışla.
Rabbim kabrini aydınlık et, kabir sıkmasından sana emanet ediyorum.
Mevlam, ona hidayet nasip eyle, cennetinle müjdele.
Ortak günahlarımızıda benden çıkar, ateş demesin tenine.
Peygamber efendimize (S.A.V.) komşu eyle.

Bana yaptıklarını ise hak etmiş, müstehak olmuş olmalıyım.
Olmasaydım, onun aracılığıyla beni yakmazdın.
Bundan ne bir sitemim ne bir isyanım var.
Senden ne gelmişse başıma, amenna.
Başıma taç dedim, çünkü onu bana sevdiren sendin, alan sen.


SEN YOKTUN

Sen yoktun…
İçli bir dua yükselti kimsesiz kalbimden,
Rabbim dedim,
Bana kendi sevdiğinden,
Senin Ayetlerini okuyan,
Aşk ve sadakati oğretecek bir vesile gonder.
Amin dedi yüreğim,
Nurunla aydınlanan ellemi semaya kaldırarak,
Amin dedi ruhum.
Bir kaç damla akarak Amin dedi gozlerim.
Yozgattan adı sen olan bir Amin yankılandı odamda.

Ve bir gelişin vardı ey kalbimin sahibesi,
Bir yürüyüşün vardı onümde,
Başında bir ayet şerefi,
Bir başını yere eğişin vardı.
Hayatımın en meraklı gecesini geçirdim belkide.
Daha o gün kalbim sana doldu baştan aşağa.

Artık sen vardın.
Susuz kalbime rahmet indi sanki seninle.
Benden sonra annem çok sevindi gelişine,
Başını yaslayacak bir omuzamı ihtiyacın var ?
Yaz iki satır, kılometreleri hiçe sayıp yanında olsun bu can.
Sonra tut elimi, dünyanın en mutlu insanı etsin bizi Allah.
Yeterki sen iste, sen iste ey cemremin annesi.
De ki “ben senin için neyim ?”
Ayıpmıdır günahmıdır bilmem,
Gozlerine kurban olurum senin desin yüreğim.

Sen vardın,
Varlığın kardı,
Dünya sevdama dardı,
Gozlerin yardı,
Gormek için deli olan gozlerim,
Dualarım vardı,
Ahiretime bile seni isteyen,
Vefan vardı senin
Hastanede yattığımı ve şeker hastası olduğumu duyunca,
Duaların vardı senin, hemde ne dua
” Allah’ım bende şeker hastası olmak istiyorum” demişsin,
Neden boyle dua ettiğini sorduğumda,
“Seni yalnız bıraktığımı hissediyorum” demiştin.
Gozlerin ağlamaktan tanınmaz haldeydi.

Hele bir haykırışın vardı senin,
Staj yaparken sen, odaya parfümümü kullanan biri girmiş,
Ağlayarak lavaboya gitmişsin, ne oldu diye soran arkadaşına ise,
“ben onu çok ozledim” deyip beni aramıştın.
“Gel” demiştin “gel”.

Kızmaların vardı bana,
Sınav stresinden boğulunca ceviz kabuğunu doldurmayan şeyler bulur,
Yüklendikce yüklenirdin bana,
Ben hep susardım sabrederdim.
Sinirlerin yatışınca bana;
“Haklı olduğun halde ben sana kızarken nasıl sabredebılıyorsun” demiştin.
Bende; benim sabrımın kaynağı yokluğunun hayali,
Çünkü biliyorum ki bana ne yaparsan yap, ne soylersen soyle,
Hiç bir şey yokluğun kadar canımı yakmaz ki demiştim.

Ve sen gittin, bir gidişle gittin;
Ardında hasretin kaldı, hüznün kaldı goklerde,
Ben nefes alamaz oldum.
Ne zaman teşebbüs etsem senii yeniden kazanmaya,
“pişman ettin beni, iyi kotü yaşadığım herşeye pişman ettin” derdin.
Sonra günler ay, aylar yıl oldu ve sanki asırlar oldu.
Sensizliğe açıyorum ben hep gozlerimi.
Ama sen bırakmazsın beni.

Sen varsın ey gonlümün sultanı, sen varsın.
Daha tenimde kokunu hissederken sana nasıl yok derim.
Arabada son kez konuşmak için buluştuğumuzda;
Omzuna gozyaşım damlayıpta beni bırakma, hem kime bırakıp gidiyorsun diye haykırdığımda,
” İmanımın üzerine yemin ediyorum ki seni asla bırakmayacağım demiştin.
Sensizliğin ızdırabıyla inleyen kalbimi kime bırakıp gidiyorsun,
Bırakma bizi ki ;
Efendimiz (S.A.V.) “kişi ahirettede sevdiğiyle beraberdir buyuruyor.
Bırakma beni.
Sevgiyi seninle oğretti Rahman, sevgiyi yaratanı seninle sevdik sevgili.
Bir gün gozlerının içine bakarken ben ağlayınca;
” Dünya karşıma çıksa seni sevmekten asla vazgeçmeyeceğim” demiştin.
Muhakkak ki ben bir günahkarım ama bütün günahkarların umududur Rabbim.
Bütün dualarım senin için.

Ey Rabbim,
Kulunu kalbimden ve dualarımdan haber et.
Onu bir şükür vesilesi olarak ver.
Onu benden bizide senin izinden gidenlerden et.
Vesileyi lutfet.
Bizi affet Rabbim. Bizi affet Rabbim.
Rabbim bizi affet.


KADINIM…

KADINIM..
Seni yazmak istedimde dolu verdi gozlerim.
Hani nikahımızın bir kaç gün öncesiydi, her şey hazırlanmış heyecan sarmıştı bizi.
Babam “sor bakalım mehir ne istiyor” demiş sana gelmiş ve cumaya dahi gitmeye üşenen bana hem dünyama hemde ahiretime yetecek şu cümleyi söylemiştin,
” Nur suresini ezberle bu bana yeter.”
Allah senden razı olsun, sen benim Hakka vesilemdin.

Kadınım;
Ey dar günlerimin şahidi; hani parasız kalmış,zorda kalmış, kimseyede el açamamıştıkta bir akşam yemeğinde alabildiğim sadece bir ekmeği tebessümünle bölüp ufak parçayı kendine büyük olanı bana vermiştin.
Allah senden razı olsun, sen bana aza kanaati öğrettin.

Kadınım;
Hani kendimizi toparladığımız günlerdi, şükrün vesilesiyle olsa gerek Allah her şeyi vermiş bolluk içindeydikte ben hastalanmış, yerimden bile kalkamazken o gözlerinden istemeden bir kaç damla süzerek yanıma oturmuş ve elimden tutup
“Allah seni başımızdan eksik etmesin” demiştinde elinden öpmüştüm senin.
Allah senden razı olsun, sen bana annem gibiydin.

Kadınım;
Hani işyerinde sorun yaşamış çatacak yer aramış eve gelmiş yine her zamanki gibi “hoşgeldin canım” demeni bile duymazlıktan gelmiş hemen sofraya oturmuş o özenerek yaptığın yemeğe bahane bulmuş tersleyip seni dahada büyütüp defol git demiştimde ağlamış mutfaktan hıçkırıklanırını duymuş ama umursamamıştım bile.
Ama sen yine sabah erkenden uyanıp kahvaltımı hazırlamış ama gözüme görünmemiştin. her zamanki kahvaltı sofrasından bir fark olmadığını görünce içim titremiş gülüm diye seslenmiştim de sana, sanki yine o ilk günümüzün heyecanıyla bakp şöyle bana bir dirhem güzel söz dilenir gibi de, neden gitmedin deyince ben,
“benim yerim senin yanın” demiş ve bir ayet okuyup sana çocuk gibi ağlamıştım kucağında “Ve zamanı geldiğinde, Rabbin sana kalbindekini verecek, seni hoşnut kılacak.” [Duha,5].
Allah senden razı olsun, artık sen ahiretimdede eşim olarak isteğimdin.

Kadınım;
Hani bilirsin ya sen olmadan hiç uyuyamazdım, Sadece bir baş ağrın var diye gittiğimiz hastahanede seni gözlem altına almışlar sen üzülmeyesin, bir daha gözyaşlarına şahit olmayım diye gizlemiştim de halimden olsa gerekki sen anlamış otutturup yanına beni, belkide herkese ibret olacak şu sözleri söylemiştin;

” Ey emaneti olarak verildiğim kalbi güzel insan, sen iyi ol ki bende iyi olayım.
hissediyorum ki artık daha fazla seninle uyuyamacağım, üzerin açılmasın dikkat et, üşütürsün. Kahvaltılarını ihmal etme, çorapların sağdaki en alt çekmecede, ve sakın namazlarını ihmal etme. Benden sonra ne olur yine sigaraya başlama. Yemekleri sıcak dolaba koyma, beyaz ve renklileri ayrı ayrı at makineye. Yediklerine dikkat et şekerin yükselmesin. ve sakın ve sakın bitanem yokum diye gözlerinden bir damla çıkmasın.
Sen benim ağladığıma bakma endişen seni bensiz bırakışım. Seni yarıyolda bıraktığımı hissediyorum kızma bana olur mu, eğer elimde olsa bir an bırakırmıyım seni.
Hayatımın en güzel günlerini yaşattın bana, ve senden razıyımda.
Hakkım helaldir sende helal et olur mu ?
Ha bu arada nasıl görünüyorum çokmu çirkinim bi garip bakıyosun bana ?”
Olurmu hiç kadınım ilk gördüğüm gibisin, ay gibisin, gözlerine kurban olurum senin,
Doktora çaktırmadan çikolata alıp geleyim mi seversin ?
- “Hayır gitme yanımdan, elimide bırakma, bak bir daha söylüyorum cam açık falan yatma. Kış da geliyor kazakların da…..
Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhu ve resûluhu”
- Kadınım ? birtanem ? karıcım neden sustun ? sevgilim ?


HAYALEN…

Karıcım şu an iş yerindeyim , Ozledim seni de yazmak istedim.
Nedense durmuyorda gozlerim, yinemi aşık oluyorum sana ne.
Şu sıralarda akşamımız için bana yemek yapıyor olmalısın,
Yaptığın herşeyi bir başka iştahla yiyorum, çünkü kendinden tat katansın.
Fark etmediğimi sanma her akşam eve geldiğimde kapıyı ilk günkü heyecanla açansın,
Sen Allah’ın ne güzel emaneti ve ikramısın. Helalim iyiki varsın.
Hani geçtiğimiz haftalarda ben bir filme dalmışken “uyuyalım mı” demiştin,
Canım sen yat ben şu film bitsin geliyorum demiştimde sende yatıp dizime
“Sensiz uykunun ne tatdı olur ki” demiştin.
Hani bir damlam düşmüştü yanağına o merak o heyecanlı o annem gibi bakıpta bana,
” canım neyin var, ne oldu” demiştin, şu sahne çok etkiledi demiştim.
Ozurdilerim sevgilim yalan soyledim.
Seni bana kader diye yazana şükretmiştim.

Hastalandığımda hep sen varsın bir baş ucumda, ayrılmıyorsunda.
Yaptığın çorbayı istemiyormuş gibi içtiğime bakma, naz yapıyorum aslında.
Çünkü biliyorum ki ne kadar da istemsiz olsam da hani bole bir küçük çocuğa uzatır gibi uzatıyorsun ya kaşığı ağzıma,hani aslında kalkıp koşacak gibi olsamda o haline o kadar çok hayranım ki basit bir gribi bile felçliymişim gibi geçiresim geliyo.
Ben senden razıyım Allah’ta razı olur inşallah senden.

Hani neredeyse her namazdan sonra “ne istedin Rabbimden” diye soruyosunda cevap vermeyıp omzumu indirip kaldırıyorum ya sende ” biliyorum ki ” deyip gülüyorsun ya,
O kadar çok hoşuma gidiyor ki isteklerimi bile bu denli iyi bilmen.
Bitanem Allah’ımdan dünyam ve cennetimde ebedi olarak isteyeceğim
‘SEN’den başka bir şey bulamıyorum ki.
Başka kim katlanırdı ki bana, her sabah kahvaltıma, çamaşırıma bulaşığıma triplerime nazıma kızmalarıma bazen pervasızlığıma, hiç bir mecburiyetin yokken bunları ikram diye başka kim yapar soyler misin Allah aşkına..?

Onceden zengın olmayı dılerdım Rabbim razı olsun senden,
Gozlerinle aza kanaati ogrettin.
Daha yakışıklı olmak, herseyden sahip olmak isterdim,
Allah razı olsun senden, yüreğinle şükrü oğrendim.
Daldan dala konan bir serseri idim, Mevlam razı olsun senden,
Beni senden başka herkese, günaha, harama oruç ettin,
Ben Rabbimi en çok seninle sevdim.

Seni bana sevdiren Allah,
Senin sevdirdiğin Allah,
Seni istediğim Allah,
Sen ne güzel bir dost ne güzel eş ne güzel emanet ne güzel vesilesin.
Biliyorum ne yapsam hakkını odeyemem.
Lakin zerreşüphem yok, sen hakkınıda helal edersin.
çünkü bende senin dualarını biliyorum.
Sen dünyamın cennetisin, cennetiminde dünyası olacaksın inşallah.

Seni bana verene, en güzele emanetsin karıcığım.
Akşam gorüşmek üzere.


BENİMLE EVLENİR MİSİN..?

Süslü kelimeler duygusal cümleler kuramam ben,
Enfes yemek yapacak birine değil zaten, senin tadına ihtiyacım var,
Evlen benimle…
Çamaşırdan bulaşıktan o sıkıcı ütüyü falan salla gitsin,
Sabahları gozlerimi sende açmaya ihtiyacım var,
Evlen benimle…
Annemin babamın evlen artık deyişlerinide aldırmıyorum,
Bedenimin değil, ruhumun sana ihtiyacı var.
Evlen benimle…
Kirada oturacağız büyük ihtimalle, tektaş alacak param çıkmaz belkide,
Balayı için parise soz veremesemde, takılan altınlarla umre yaparız yeminle,
Evlen benimle..
Hep yanında olacağım diyemem, ek iş yapmak zorunda kalabilirim,
Oğle, ikindi, akşam, yatsı olmasada, her sabah namazında imamın olabilirim,
Evlen benimle…
Çiçekten bocekten şiirden dans etmekten anlamam da pek,
Ama inan ellerimi semaya kaldırınca çok güzel dua ederim, tevcitte bilirim.
Evlen benimle…
Yemek yapmaktanda anlamam, ama güzel bulaşık yıkarım,
Her gün yaparım diye palavra atamam ama, güzel yaprak sararım aslında,
Evlen benimle…
Aşkı o abuk subuk romantik anlara sokuşturmam,
Seninle aynı borcu odemeyı bıle aşk sayarım, yemeğe çıkaramasamda ara çikolata alırım.
Evlen benimle…
Duymak istediğin şeyleri pek sayamadım belki ben hayatın gerçekleriyle yaşarım,
Sozler veripte beklentilerini boşa çıkarmam, ben vaad etmem yaparım,
Evlen benimle.
Lüks bir restoranda kahkahını değil, bir kuru ekmekte şükrünü duymak,
Pahalı parfüm yerine teninin kokusunu almak isterim,
Evlen benimle…
Patlıcandan pek hoşlanmam, kahvaltı yapmadan da evden çıkmam,
Herşeyin yokluğuyla imtihan olsakta, seni asla bensiz bırakmam,
Evlen benimle…
güne benimle başlayıp benimle bitirmek, aynı sofradan yeyip aynı yastığa baş koymak,
Dünyamız için gülerken ahiretimiz için ağlamak, hani küssekte hiç ayrılmamak,
Benimle aynı evin anahtarın paylaşmak sulu şakalar yapmak benimle yaşlanmak istermisin. Aynı kaderi paylaşmak seninle yaşayıp seninle olmek istiyorum

BENİMLE EVLENİR MİSİN ?


MEKKEDE SEN..

İlk umreye ziyaretime giderken uçakta ve cidde mekke arasında hep içimde
Kabeyi ilk gordüğümde Rabbimden seni unutma duası edeceğimi planladım.
Çünkü bılıyordum kı ilk gordüğün anda edılen dua redolunmazmış.
Seni unutabilmeyi isteyecektim çünkü yaptıkların yenilir yutulur cinsten şeyler değildi.
Mekkeye geldiğimizde hiç aklımda da yoktun, eşyalarımızı yerleştirdikten sonra sabaha karşı kabeye doğru ilerledik. Başım onde girdim oyle bir heyecan ki sanmam ki insan evlenirken bile bu denli bir heyecan yaşasın. Adım adım zor ılerledık, başımı kaldırdığımda Olağanca ihtişamıyla kabe-i Muazzama..!
Dona kalıyo insan silinip gidiyo dünyaya dair ne varsa, bomboş oluyosun, kuş gibi.
Sonra ilerlemeye devam ettık, onca kendimi hazırlamama rağmen ilk aklıma gelen sendin.
Sağıma baktım şoyle, içim titredide ağladım. gonül işte seni sağımda gormeyi o an çok istedi.
Benim olman için dua etmedim, hep dünya ve ahiretin için ettim.
Allah’ım dedim Allah’ım onu affet, affet ki bağışladığın benim canım olacak.
Ona hidayet nasip et, dünya ve ahirette yüzünü hep güldür.
Şüphesiz sen onun kalbini benden daha iyi bilensin, o kalbe hüzün koyma Yarabbi dedim.
İkinci umremi senin için yaptım, senin ruhaniyetine bağışladım. Üçüncüsünüde babanneme.
Bunları sana soylemek nasip olmadı. Olsun onemı de yok.
Mekkede, Medine de adınla çıkan, affın için çıkan gozyaşlarım var benim.
Seninde oraya gelebilmen için dualarım var benim.
Seni unutmayı dileyemeyen kalbim var benim.
Çünkü bambaşka bir kalbin var senin..!


DUA

Ben eşimi en çok sabah namazı vakitlerinde seviyorum.
Yorganı çekişi hadi kalk namaz uyukudan daha hayırlı deyişini,
Banyonun onünde elinde havlu ile bekleyişini.
Ben eşimi en çok sabah namazı vakitlerinde seviyorum.
Ardımda onun olduğunu hissetmeyi,
Bir cafede yada evde kahkahası yerine
Bazen Fatiha suresini yüksek sesle okurken ben,
Onun hıçkırıklarını duymayı,
Dualarına katan birinin olduğunu bilmeyi seviyorum.
Ve en çokta o dua ederken ondan once bitirip,
Elleri semadayken avuçlarının içini opmeyi seviyorum.
Ben eşimi her vakit bir başka, ayrı ayrı seviyorum.


EŞİM…

Bu sabah namazında dua ederken hemen eşimin ardına geçip,
Avuçlarımı avuçlarının içine koydum. Aynı dualara amin dedik.
Dua bitip bana donünce ve gozleri nemlenince,
Bir şükür daha gonderdim Rabbime…
Sonra dedim ki; şimdi şu anda seni ahiretime istesem,
Bana bir kez daha “evet” der misin dedim
Tebessüm etti ve dediki;
” Kişi sevdiğiyle beraberdir”…!


UF OLDU

Yine her zamanki gibi, o dünyama denk tebessümüyle “hoşgeldin” dedi.
Hep ilk günki gibi.
İçeriye geçip parmağımı gosterip uf oldu deyince, fark ettim içi titredi,
Annem gibi.
Oysa daha o günün gecesi kırmıştım kalbini, ama hiç kin gütmedi,
Babam gibi.
Bu aralar elim biraz dar, maddi zorluklar yaşıyorum, eve gelirken geceki yaptığım hatayı telafi etmek için bir hediye almak istedim cebimdeki para bir çikolataya anca yetti. Kapıyı sanki hiç bir şey olmamış gibi, sanki hiç kırmamışım gibi acınca ve yine o heyecanlı gozlerle bakınca utandırdı beni.
Parmağımı sardıktan sorna “sana sarma yaptım” deyince dolu verdi gozlerim.
“Ne oldu ?” deyince cebimden çikolatayı çıkartıp gosterince
Oda ağladı, sarıldı.
O gecede annemle babamı yanyana rüyamda gordüm, dedim ki ona;
İçin rahat olsun annem gelinin sen gibi dedim.
Oda bana; oğlum sende ona baban gibi ol dedi.
Sabah uyandığımda benden once uyanmış kahvaltı hazırlıyordu.
Canım bana ikinci kez “evet” der misin deyince “neye” diye sordu.
Ben dünyamda senden razı ve hoşnutum, ben seni ahiretimede istiyorum deyince
“Evet, evet, evet” dedi.
Yıllar geçti hep boyle, ne zaman ki birbirimize ofkelensek hep yokluğumuzu düşünüp susardık, birbirimizi kırmazdık.
Maddiyatımızın en iyi olduğu donemlerde bile eşime altın, mücevher falan asla almazdım oda hiç sormazdı neden hiç almıyorsun diye.
O son gün ohastanedeki gün ellerimden tutanca ve sorunca cevap verdim.
Almadım çünkü gozlerin vardı…!


BİZ

Hani Ankaradaydın, üç küçük balık almıştın.
Birinin adı ben biri sen birinide Cemre koymuştun.
Her gün onları anlatırdın bana da aradan biraz zaman geçince,
Adı sen olan ölmüştü, üzülmüştük.
“Sana göndersem” demiştin.
Tabiki demiş annemle göndermiştin.
Nasıl da üzerine titriyordum onların.
Emanetti, senden bana emanet.
Aradan biraz zaman geçince önce Cemre yi sonra seni kaybetmiştik. Kimsesiz kalmıştım.
Ağlamıştım.
Tıpkı bu günlerimdeki gibi, önce sen gittin bizden,
Sonra Cemrem, ve ardımızda bir ben kaldım.
Hasretin kaldı, avuçlarımda umutlarım.
Herşey yarım kaldı.
Adın canımda, canım enkazında kaldı.


SEN VARSIN

Dünyama denk gozlerin geçiyor kalbimden,
Kalbimden seyrediyorum seni.

İşte burdasın, yanı başımdasın, karşı apartmandasın,
Sana açılamadı dudakalrım o yüzden dargın bana umutlar.
Sessizlik hüküm sürüyor kalbimde.
Minicik bir yürek var içimde, sana aşık.
Ayrılmıyor gozlerinden.
Ve kalbim seni oyle güzel yaratanın huzurunda.
Sonra sen yağıyorsun damla damla umutsuzluğuma.
Fakat çoğsu bilmiyor seni, gozlerimdeki bu değişikliği.

İkibindokuzdayız.
Yanında hayallerim ve ben.
Kimsesiz büyüdüğümü hissediyorum kollarında,
Yozgata sensiz donüyorum.
Terminalde kimsesizlik karşılıyor beni.
Ama kalbim bir başka seviyor seni, gozlerim bir başka.
Kaç gece sen diye hıçkırdım.
Sevgilim;
Senin yerine de dua ettim, senin yerinede sevdim seni.

Yine yanıbaşımdasın.
Ve bambaşkasın.
Kimse sana denk değil,
Şefkat yayıyor kokun
Güven veriyor sesin
Sen Cemremin annesisin.

Niye incittilerki seni sultanım
Niye unut dediler ki benim için sana.
Param yok diyemi bu pervasızca saldırılar.
Makam mevkim yok diyemi.
Gozlerime bakıp ağlayışın geliyor gozümün onüne.
” Ben rüyamda bile senden başkası ile mutlu olamıyorum” deyişin.
Ben sensiz nefes alamıyorum deyişim,
Gozyaşlarımı parmaklarınla silişin.
Kız kardeşinin seni ağlatışı geliyor;
Oysa yeryüzünde sana en çok benzeyen.
“İnanma, güvenme ona” diyordu sana, sen susuyordun.
“Parası pulu yok işsiz güçsüz” diyordu, sen susuyordun.
“Onun nesine güveniyorsun” diyordu sen susuyordun.
Ben Allah diyordum.
Allah azze ve celle.

Sevgili;
Bir tartışmamız esnasında ” şu dünyada senin gibi bir tek insan olma ihtimali olsa bu gün seni terk ederdim” demiş ve devam etmiştin.
” Seni seviyorum, Allah biliyor ya seni çok seviyorum, senin en çok bana sabredişini seviyorum”.

Sultanım;
Ey ellerimi açıpta her iki dünyamada isteğim olan sultanım.
Ey şimdilerde yokluğuyla imtihan edildiğim sultanım.
Rabbim seni sınav diye yazmışsa amenna.
Sevdik sadakat gosterdik.
Mevlam başıma ne yazmışsa amenna.
Sustuk ve sabrettik.

Sevgili;
Sen hala yanıbaşımdasın,
Ve hala bambaşkasın..!

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

BAĞLANACAKSIN

Bir şairin aksine, diyorum ki bende,

Bağlanacaksın işte, hemde oyle korü korüne,
O olmazsa ölürüm diyeceksin,
Diyeceksin işte,
Çünkü giderse yaşayamazsın bile.
Oyle beylik laflar edeceksin ve hissettireceksin,
Çok seveceksin mesela, o daha az sevsede
Kendin için seveceksin sanki kaybolurcasına.
Belki oda bir gün daha çok sever,
Senin onu sevdiğinden.

Çok seveceksin, çok sabredeceksin,
Çok sabredikce şükrü oğreneceksin.
Sahipleneceksin, hemde çok sahipleneceksin,
Senin değilmiş gibi davranmayacaksın,
Hem hiçbir şeyin değilmiş gibi davranırsan demekki sen bir korkaksın.
Onunlayken onsuzluğun hayalini kuracaksın,
Onsuzken onunla oluşunun.
İllede sahipleneceksen, bir tek onu sahipleneceksin.
Oyle serseri gibi gezinmeyeceksin, sahibinide bileceksin.
O benim diyebileceksin, ben ise onun.
Çok severek, çok hissettirerek yaşayacaksın,
Hem avuçlarından her an kayacakmış gibi,
Hemde iki dünyanada ait gibi.
Zerre zerre, dirhem dirhem yaşayacaksın,
Hemde bir bütün gibi..!


TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU


CEMRE’MİN ANNESİNE

Ben seni tanıdıktan sonra, hayatımda ikinci bir bayan olsun istedim.
O yüzden hep bir kız çocuğum olsun hayal ettim. Adına CEMRE dedim.
Senin bakışlarına aşık olduğumda senin gibi baksın istedim.
Oyle dedim çünkü kocasıda ona benim sana hayran olduğum gibi kalsın istedim

Yüzü senin gibi olsun diye hayal ettim.
Avuçlarımın arasına yüzünden başka hiç bir şeyin yakışmadığı için.
Senin gibi sussun senin gibi konuşsun istedim,
Çünkü ben kendimi en çok sende sevdim.

Boyle elleride seninkine benzesin diye hayal ettim.
Tuttuğumda hem Cemresi, hem annesi desin yüreğim.
Onunda dalgalı olsun saçları, kahve rengi gozleri olsun,
Sen hiç yetinemedin ama, kocasıda ben gibi aşık olsun.

Senin gibi şefkat ve merhameti çok olsun,
kimi zaman deli dolu, ama sen gibi zeki.
Ama demesin “biraz insan ol”, sen gibi terk etmesin beni.
Sen gibi küfretmesinde, hastalığımla alay etmesin, alma şunun selamını demesin.
Şimdilerde gordüğüm sen gibi olmasın, içimdeki sen gibi olsun.
Sen çok ağlattın beni ama bu duam olsun;
Allah dünya ve ahirette yüzünüzü çok güldürür inşallah.

Yazan: Toprak Emir İmirzalıoğlu

KALBİMİN SAHİBESİ

Nasıl alırsın benden kendini,
Nasıl böyle hiç bir şey olmamış gibi gidebilirsin.
Bakıp gözlerine beni sensiz bırakma deyişim mi alan benden seni.
Sen benim başıma gelen en güzel şeydin, neden hayallerimi kabusa çevirdin.
Benim yerim senin kalbindi, sendin kalbimin sahibesi.
Rüzgar çıksa tenin korkum, üşüdümü, yoruldumu diye düşünmekten yoruldum.
Kim görse halimi, gözlerimi, unutmamı söylüyor hep seni.
Ama bıktım biliyormusun bıktım bunları duymaktan, niye kimse anlamıyor beni.
Artık sadece sana dua ederken huzurda buluyorum kendimi,
Anlamıyorlar sen asla yapılmayacak şeyleri yapmış olsanda,
İnsan sevdiği kadar affetmez mi ?
Hala olan sevgime karaktersizlik demişsin,
Öyle tahmin ediyorum ki sabrının adı yüzsüzlük, fedakarlığımın adı eziklik diyorsundur.
Unutulmak o kısık gözlerine yakışır ki.
Benim evim sensin, gittin, kimsesiz evsiz kaldım.
Sokaklardayım kimse yok, hava hep soğuk, üşüyorum.
Rabbime el açıyorum sen asla incinmeyesin diye dua ediyorum, ısınıyorum.
Hatırlıyomusun ankarada bir yerde kokumu almışsın, ağlamışsın,
Bende dün sabah uyanınca hemen telefona sarıldım rehberimden seni aradım buldum,
Ama arayamadım, ağladım, fark ettim; sen bir yıldır o numaranı kullanmıyorsun ki.
Hadi artık evlen diyen olsa gözlerim doluyo, beni kime bırakıp gittin ki diyorum duymayacağını bile bile.
Unutmaya çalışmadığımıda sanma, ama kalbim senden başkasını kabul etmiyor ki…
Neyi toplasam, kimi toplasam bir sen etmiyor ki.
Senin gibi kokuyorum, senin gibi gülüyorum, sen benim bir parçamsın.
Ben seni nasıl unutabilirim ki.
Beni sensiz bıraktığın için affediyorum ama şunu unutma sensiz hiç bir yere sığmıyor,
Hiç bir işe yaramıyorum ki…

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

BİR KELİME VARKİ

Öyle bir kelime varki, hani söylense, duyulsa,
Genci yaşlısı, erkeği kadını kiminin dolar gözleri, kimin yüreği.
Kimi bir iç çekmeyle başlar anlatmaya, kimi hatırlamaya bile korkar.
Yoktur kayıtsız kalan, gelmiş olsa yetmiş yaşına hatırlatır birini mutlaka.
“AŞK”
Kiminin tuttuğu eldir aşk, kimine içli bir ah, kimine yanlışlık, kimine pişmanlık.
Ne kadarda göreceli gibi, oysa gerçek aşk kördüğüm gibi.
Kimine göre evlenince biter, kimine göre asla bitmez,
Aşık olup evlenenin midir yoksa evlenemeyip ayrı kalanınmı büyüktür pişmanlığı bilinmez, ama gerçek aşk hep ilk günkü gib.
Kimini güldürür aşk, kimini ağlatır, kimini öldürür.
Kimi sabrı ile gösterir, kimi sadakatiyle, kimi kendini kandırır ihanetiyle.
Rengi şekli yoktur aşkın, beyazken birden siyaha, yaz iken kışa dönüverir.
Aşka kimi can verir kimi döüştürür nefrete,
Kimi terk edip gider, kimi dönmeyeceğini bile bile bekler.
Kim hak eder kim etmez bilinmez ama,
Aşk bu işte otada konar ……,
Aşkta ölüm gibidir aslında ne yaşı vardır, ne engel olabilirsin ne zamanını bilirsin,
Nede istesen yaşayabilirsin.
Herşeye hükmetsen bile bir tek kalbine hükmedemessin, kendine söz geçiremezsin.
Aşk bu, ne kaçabilir ne yakalabilirsin.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

BİR SEVDİĞİM VAR BENİM…

Bir sevdiğim var benim, adı Aişe,
Annemden sonra bana en şevkatli en güzeli en özeli,
Bir secdiğim var benim adı kübra,
O kadar büyük kalbi o kadar başka yeri o kadar sevgili,
Bir sevdiğim var benim, adı gül,
Kokusu başka, şeker tadında gülüşü bambaşka,
Bir sevdiğim var benim, adı tahire,
Tertemiz yüzü, canımın özü, gönlümün gülü.

Bir sevdiğim var benim, adı fetih
Zordur zabdetmesi, en keskini dili, aşkımın fatihi.
Bir sevdiğim var benim kızınca susan, susanca dünyayı durduran,
Öfkenlendiğinde hafifce gözlerini kısan, sonra dayanamayıp ağlayan.
Bir sevdiğim var benim, yetimliğimin, kimsesizliğimin,
Cemremin annesi, deli doludur ama bir başka onun yüreği.

Bir sevdiğim var benim, adı büşra.
Mahallemizin en güzel kızı, ilk gördüğümde yerdeydi bakışları.
Sonraları kayboldu sanki, göremedim bir yıl boyunca ama hep aklımda.
Perde arkasından aramışsamda yoktu buralarda, kimdi o acaba.

Ve işte bir gün tam karşımda, Allah’ım neler oluyor bana.
Durduramıyorum susturamıyorum kendimi Mevlam yardım et bana.

Topladım ne kadar kalmışsa cesaretimi, dile getirdim ona dair her şeyi,
Anladı yüreğimi, yüreği ile cevap verdi, deli doluysada başkadır kalbi.
İlk önceleri kendini hep çekti, pek yüz vermedi, ama biliyordum oydu bu kalbin sahibesi,
Gizli buluşmalarımız başladı, anladım o dualarımın karşılığıydı,

Dayanamayıp bir gün ağladığımda “sus sakın ağlama ben bir şey diyeceğim sana”
Sustum, bekledim dolgu onunda gözleri ve söyledi
“Bende seni seviyorum galiba”

O beni evinden hiç çıkmayan kimseyler konuşmayan duygularını bile dile getiremeyen biri olarak buldu. Kalbimi sevgiyle doşdurdu, beni hep hoşnut kıldı, hiç kırmadı. Düşlediğim her şey karşımdaydı, Oratk olduk hayallerimize cemremize.
Canda öz gibi eşim gibi annem gibi sevdim, öyle şevkatli öyle merhametliydi.
Hastalansam benden öteydi endişesi anladım o benim hayatımın sahibesi.

Bir gün dolaşırken bana bir söz verirmisin dedi, tabiki dedim,
Bir gün ben seni bıraksam bile sen beni bırakma ddeyince, doldu gözlerim,
Söz dedim, Söz verdim.
Ama o beni bırakıp gitti kimsesiz bırakıp gitti, Ah etmedim asla,
Yaşadığım ne varsa hala tam şuramda, ondan sonra başkaları olmuşsada,
Toplasam bütün güzellikleri, onun zerresi etmiyor ki,
Şu kalp şu yürek gerçek sahibesinden başkasını kabul etmiyor ki.

Kadınım sakladığım neyim varsa bir sana,
Ve sakın unutma, dualarım ve sözüm var sana.
Hani söylemiştim ya ilk günkü gibi kördüğüm gibi hala.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

AŞK

Aşk ve heves günümüzde birbirine en çok karıstırılan seydır. Ask ıle hevesı bırbırınden ayırt edebılmek artık neredyse ımkansız gıbı. Çevrende mutlak severek yada ask evlılıgı yapmıs ınsanlar vardır lakın bunları hemen hemen hepsı mutsuzdur. Neden; çünkü aşk ve hevesı ayırt edemeyıslerınden. Sonrada bu ınsanlar derler kı ask yalan ask ınsanın gözunu kor edıyo falan fılan aslında hıç alakası yok. Onlar aşk sandıkları heveslerının nefıslerının kurbanıdır. Sana demıstım ya hanı bayanlar kıt dusunuyorlar ve bunun kurbanı oluyor dıye ıste buda o konuyla bağlantılı aslında. Bana göre ask evlenınce baslar lakın asık oldugunu sananlarda ıse evlenınce bıter. Oysa ask ölum gıbı hakıkattır. Pekı nedır ınsanları bu denlı asık oldugunu sanıpta sonra bu denlı pısmanlık yasamaları bu denlı kotuymus gıbı adletmelerını; dediğim gibi öncelıkle ask ve hevesı bırbırıne karıstırmaktan ve layıkıyet meselesınden gelıyor. Pekı hevese bu denlı ıten sey nedır ? Şudur ki insan yapı fıtrat gereği sevmek sevılmek özlemek özlenmek gereksınımı duyarlar. İşte bu duygu eksıklıgınden dolayı kısı bu duygularını bastırmak ıcın bu eksıklıkten doğan aczıyetle, her ne kadar kısıler “benım ıcın guzellıgın fızıgın yakısıklılıgın bı onemı yok” desede ki kaç ınsan var bılmem gorunusunu begenmeyıpte karsıdakının kalbını görebılen once tartısılıt bu
fızıkı gorunumunden hoşlandıgını bıryle bbu duygularını bastırmaya çalısır. Hanı bır sözum var benım belkı duymussundur “Fani aşkın nedeni manevıyat eksikliği, Allah aşkına tutulmuş kişi, neylesin seni, beni” diye işte düğüm noktasıda burasıdır. Manevıyatla bu açlığını hissettiği duyguları dolduramayan kısıler bunu bır fanide arar ve %99 hüsrandır. Aslen hissettiği şey aşk değil bir manevıyat eksıklıgının, su yüzüne cıkmayı basarmıs bazı duyguların baskısı nefsi istekler ve bunun gıbıler bı kac etken daha olusması netıcesınde suregelen hata ustune hatalara yolaçan dusunce fıkır manevıyat eksıklıgının sonucudur heves dedıgım şey. Allah aşkına çevremıze bı bakalım evlılerın buyuk bır çogunluğu mutsuz dur. Bir çoguda severek evlenmesıne ragmen. ıkıncı olarak layıkiyetı ızah etmeye calısayım; Hani çok duyulmuştur Aişe validemizin efendımız (S.A.V.) için ” ben bardağın neresınden içersem oda aynı yerden içmeye özen gösterirdi” rivayeti veya Efendimizin (S.A.V.) Aişe validemize “ilk günkü gibi kördüğüm gibi” buyuruşunun ne denli sevgi dolu olduğu ve herkesın bole bır sey yasama ıstedığı. Efendimizin bir sözünü daha nakledeyim buyurulyorlar ki; Eğer Hz. Ali olmasaydı Hz. Fatıma ya denk kimse olmazdı. İşte layık olma meselesını ben burdan cıkartıyorum. Önce kendını duzelteceksın dusuncelerını fıkırlerını yapmak, yasamak ıstedıklerını, su az once saydıgım seylerı herkes yasamak ıster pekı kacımız bunun ıcın kendımızı bır haramdan bır gunahtan bır kotulukten koruduk…? Allah’ım bana yukarıdakı orneklerdekı gıbı bır eş nasıp et, iyide sen ona layıkmısın ki ? Ben bunu şöyle bir şeye benzetıyorum. Çalışmadığın bir iş yerinden maaş istemek gibi. Yada ekmeden nıye ürün elde edemedım demek gıbı. Pekı nasıl ayırt edıcez ask la hevesı, bayanların gerçekten nasıl asık olduklarını nasıl anlarız, bunu hiç yazmadım yazmam da. Erkeklerınkını nasıl anlarız dersen, bunu anlamanın en kolay yollarından bırını yazdım erkekler hücum ettıler bana
o yuzden korkuyorum onuda yazmıyorum. O sözümde şu idi “gerçekten seven erkek sevdiğiyle asla tartışmaz, korkak. çünkü gerçekten seven bır erkegın aklından kalbinden kaybetme korkusu asla çıkmaz, erkeklik sertlik değildir.” dedim. Lakin günümüz erkeklerı benı sucladır dedıler kı erkekler sert olmassa sunu yapmasa bunu yapmasa su olur bu olur gıbı saçma sapan seyler kımılerı ayet sundular ıslamda kadını dövmeye senet olan ayetler. Lakın fark edemıyorlar kı sertlık itlik ayrıı şey otorite ayrı şey. Tıpkı disiplin ile dayatmanın ayrı şey olduğu gibi. O ayetlerde verılen senet o kadın uzerındekı mesulıyetını kaldırmak ıcın, Namaz kılmıyorsa, namusunua leke dusuruyorsa senettır. Sen eve gel as kes bagır cagır itlik yap sonrada ayetın veya ben erkegım sertım gıbı şeylerın ardına sığın. Böyle bir saçmalık olmaz. Erkek odur ki kadınına yerı gelınce çocukluğunu yasatan yerı gelırkı bır bakısıyla susturabılendır, otorıtedır ve bır otorıte itlikle sertlıkle olmaz en baştakarakter gerek, edep gerek. Neyse gene bana saldırmasınlar ben erkegın sevgısını anlama konusunda bır çözum yolunu soledım gerısını herkes kendı bulur
Birde tabı ne var sevgılı olmak varrrrrr. Şimdi kimse oyun oynamak için sevılı olmuyo en azından öyle olmasını temennı edıyorum kı sevgılı olunur su yasanır bu yasanır falan fılan sonra gıder evlenırsın. Pekı ne oldu şimdi ? Buda şuna benzıyor ki sayısal lotodan aldıgın parayla camı yaptırdın…! Haram temel uzerıne kurulan evlılıkten ne bekleyebılırsın ki ? Bu işte Allah’ın razılığı yokken ne kazanabilirisn ki ? Vay efendım işte ben tanımadan evlenmem. İyide bir insanı bu şekılde tanıyabılırmısın ki ? Sevgılı olupta evlenen ınsanlara bı sorun hepsı derkı evlenınce çok değişti. Hayır evlenınce değişmedi o zaten öyledydı, oda sende nefsı ısteklerın baskısı ve yukarıdakı saydıgım seylerden dolayı bunları göremedın hepsi bu. Bır ınsanı sevgılı olrak veya bu kadar kısa zamanda tanıyamassın sadece tanıdım dıye kendını kandırırsın sonra hüsrana uğrarsın budur olay. Tabı askla hevesi bırbırıne karıstırdıgımız ıcın evlenınce artık elde edınce büyü bozuluyor. Sonra baslıyor huzursuzluk. Önce kadın baslar huzursuzluğa “artık ilgi göstermıyor” dıye. Tekrar edıyorum aşk sevgılıyken olunmaz aşk evlenınce başlar ki oda manevıyatın en az sana yetecek kadar ise. Şuna emın olun ki asla ve kattiyen en azından namaz kılmayan bır ınsanın sevgısını sadakatıne asla ama asla ınanmayın yalandır. Namaz kılmayıp sana sadakatım var sana asıgım dıyen kımse uzak durun yalandır. Aşk öncelıkle kendını bılmeyle abşlar kendını bılende Rabbini bilir Rabbini bilende her şeyi…! Kızını namazkılmaktan acız olan anne babalaradır bu sözum o kızınızı canlı canlı ateşe atmanızla aynıdır bu yaptıgınız iş. Yok efendım sonradan belkı başlar mış, ama efendım belkı yarına cıkmayacak…! Neyse aşk nedır sorusu kısaca cevaplanamaz bır seydır. Aşkla ılgılı daha mılyarlarca cumle kurabılırım lakın bu asktan bır tek cüz olur. Aşkı kısa bir kaç kelıme ıle ızaha kalkarsak bunlar sunlar olur ki; Aşk edeptir, Aşk zamandır, Aşak sadakattir, Aşk güçtür, Aşk duadır. Aşk sabırdır, Aşk yaşamak istemekle yaşanmaz, Aşka layık olursun o seni bulur. Bunlar ve daha nıceleri bızım açımızdan söyleyebılecegımız bı r kaç sözdür. Lakin bir de son söz vardır ki oda;
“KADER”
TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

KAYBETTİKTEN SONRA KIYMET BİLENLERDEN OLMAYIN

Eşinize, sevdiğinize, içinizden geldiği her zaman sevdiğinizi söyleyin.
Ben çekiniyorum, yada türlü bahanelerle bunu asla geciktirmeyin.
Ellerini daim ve sımsıkı tutun, utanmayın yorulmayın asla.
Ne zaman onunla kötü bir durum yaşarsanız hep yokluğunu düşünün,
O olmazsa ne olurdu ? sakın kırmayın, incitmeyin.
Her zaman olmasada, ara sıra mutlaka bir çiçek alın.
Mutluluğu gözlerinde göreceksiniz,
Hiç bir konuda onu yanlız bırakmayın,
Bazen gözlerinin içine bakıp, bir tek kelime etmeden olur olmadık yerde sarılın.
Sıcaklığı, sadakati hissedeceksiniz.
Maddi durumunuz yoksada, bir ufacık çikolata alıp bir elinizle elini tutup, diğer elinizlede çikolatayı avuçlarının içine bırakın.
Aza kanaati göreceksiniz.
Şartlar koşullar ne olursa olsun, tam bir ekmeğiniz yoksa yarım da olsa, doymasanızda doymuş gibi yapın, gözlerine bakarak iyiki varsın deyin.
Şükrü göreceksiniz.
Siz ondan erken uyanın bazen, beceriniz yoksa bile bir peynir bir ekmek birde çay yapın, ama uyandırmayın, usulca sokulup yanına, uyurken onu izleyin, sizde açsın gözlerini,
Gözlerinin dolduğunu göreceksiniz.
Kızdıracak sulu şakalar yapın arasıra, sonra kaçın, kovalasın sizi önce yakalamasına izin vermeyin,
Sonra yorulmuş gibi durun.
Size hiç kıyamadığını göreceksiniz.
Yılda bir olsun iş yerinizdeyken, canınız çıkmış gibi yorulmuşta olsanız, cep telefonunuzdan seni özledim yazın.
Akşam eve geldiğinizde gözlerinde ilk günün heyecanını göreceksiniz.
Kıtkanaat geçiniyor olabilirsiniz, ama mutlaka evlilik yıl dönümünüzde unutmuş gibi yapıp misafirliğe gidiyormuş gibi çıkıp, akşam yemeğine götürün, onada gücünüz yoksa pikniğe, elinizden bir lokma yedirin mutlaka.
Kalbinin çarpıntısını, sizin için çırpınışlarını göreceksiniz.
Özel olduklarını mutlaka hissettirin, mesela bir kerecikte olsa televizyon izlerken birden kapatın, ne oldu deyince elinizle dizinizi gösterin, şaşkınlığı göreceksiniz, uzanınca dizine, eski günlerinizi, yada bir masal, hikaye anlatın, saçlarını okşamayı sakın unutmayın.
Gençleştiğini göreceksiniz.
Mutfaktayken usulca yanına yaklaşın, sizi görmesin, sonra pehhh deyip korkutun, sıçrayıp dönünce size yüzünü, tebessüm ederek ve bakarak gözlerine, sen canımın diğer yarısısın deyin.
Sarılacak size kalp atışlarını hissedeceksiniz.
Bir hatayı ilk kez yapıyorsa yüz çevirmeyin, gözlerine bakıp hafif kızgınlıkla anlatın, sakın kırmayın,
Ertesi gün sadakati göreceksiniz.
İstediğiniz, beklediğiniz her şeyi tatlı bir dille anlatın, ama gözlerine bakarak konuşmayı sakın unutmayın, susarak hiç bir şeyi çözemez ve elde edemessiniz, anlatın.
Fedakarlığı göreceksiniz.
Hiç sevmiyor olabilirsiniz onun ailesini, bunu ona hissettirmeyin, sizin ailenize davranmasını istediğiniz gibi onun ailesine davranın,
Hassasiyeti göreceksiniz.

İstediği kadar kızmış olsun size, küplere binsin, deli olsun, seni seviyorum deyin,
Tebessümünü göreceksiniz.
Sakın ola hayalleriniz ertelemeyin, şunu yapsam şımarır mı, çok mu üstüne düşüyorum demeyin.
Layık olmasını bile beklemeyin, önce kendiniz için yapın.
Bu yazdıklarım ve daha niceleri benim hep hayalimdi, ben erteledim ve onu kaybettim.
Şimdi ellerim bomboş, hiç bir şeyden tat almıyorum, ve bu size önerdiğim şeyleri erteleyipte yapamadığım için öyle pişmanım ki. Her an beni tüketiyor.
Ben kaybetmeden kıymetini biliyordum fakat bu hayallerimi hep erteledim ve şu an hayatımda böyle bir başka pişmanlığım yok. Ne olur sahip çıkın sevdiğinize, şu neder bu böyle olmaz erkekliğime yakışmaz, kadınlığıma yakışmaz, bizim artık yaşımız geçti falan filan asla demeyin.
Keşke ben 70 yaşında olsam, oda yanımda olsada o titreyen ellerimle elini tutup, zar zor duysada beni, seni seviyorum diye bağırabilsem.
Ben hiç bir hayalimi gerçekleştiremedim kaybettim, siz geç kalmayın.
Bu gün başlayın, her şeyin çok daha farklı olduğunu göreceksiniz.
En azından bir keşkeniz olmayacak, ben gibi hayalleriniz sizi boğmayacak.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

REGAİP KANDİLİ

Regaib Kandili

Aziz ve sıddık kardeşlerim ve fedakâr ve sadık arkadaşlarım!


Evvelâ: Sizin, bu mübarek şuhur-u selâse ve içindeki kıymetdar leyali-i mübarekeleri tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak, herbir geceyi sizin hakkınızda birer Leyle-i Regaib ve Leyle-i Kadir kıymetinde size sevab versin, âmîn.

Regâib, arapça bir kelimedir ve “reğa-be” kökünden gelmektedir. “Reğa-be”, kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. “Reğîb” kelimesi ise, “reğabe”‘den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, “reğîbe”dir. “Reğîbe”nin çoğulu da “reğâib” dir. Kelime olarak “Regâib”in aslı budur. 

Receb’in ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur’an-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir. 

Peygamberimiz (a.s.m)’ ın Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay Receb ayıdır. Bu Receb ayında oruç tutmanın muazzam, muhteşem sevabları var. 

Bir de bu ayda sevablar kulların defterlerinin sevab hanelerine, bol bol dökülmesi dolayısıyla da recebül esabb denmiştir. Yâni, sevabların bol bol, şarı şarıl, gürül gürül döküldüğü ay demek… Sabbe, Arapçada dökmek demek… Nehrin de böyle dağlardan çağlayarak şaldur şuldur akıp da döküldüğü yere münsab derler; o da aynı kökten… Receb-ül esabb; Allah’ın rahmetinin cûşa gelip, ikram ü ihsanâtının şarıl şarıl, güldür güldür kullara geldiği ay demektir. 

Arifler ve din alimleri kitaplarında yazmışlar ki, bu ay ekim, ekme, ziraat ayıdır. Sevaplı işler, oruç tutmak, tevbe etmek vs. güzel şeyler yapılır. Bir mahsulün ekilmesi gibi ziraat, ekim ayıdır. Şa’ban bakım ayıdır. Ramazan biçim ayıdır, yâni mahsulün alındığı aydır demişler. Demek ki Receb ayı, bizi Ramazan ayına hazırlayan bir mevsimin ilk adımı olmuş oluyor. 

Onun için, “Receb ayı tevbe ayıdır.” demişler. Yâni kul ne yapacak?.. “Yâ Rabbi! Ben anlayamamışım, hatâ etmişim, bilememişim, suçluyum, kusurluyum; beni affet…” diyerek hatâsını itiraf edip, hatâsından dönerek, Cenâb-ı Hakk’ın yoluna girecek. 

Şa’ban ayı ibadetlere devam etme ayıdır. Ramazan da mükâfatlarını alma ayıdır. Böyle çeşitli kelimelerle bu ayların birbirleriyle irtibatlı olduğu beyan edilmiştir. 

Regaib ile ilgili ayet-i Kerimeler: 

Regâib kelimesi Kur’an’da geçmemektedir. Ancak “reğabe”den türemiş olan çeşitli kelimeler, Kur’ân’da sekiz yerde geçmekte ve “reğabe”nin ifâde ettiği mana için kullanılmaktadır . 

Ayrıca, “Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.” (Tevbe Suresi, 36) Hz. Peygamber’in ( a.s.m ) ( aşağıda hadisler bölümünde bulunan) bir hadisinde, ayet-i kerimede işaret buyurulan haram ayların, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları olduğu vurgulanmaktadır: “ 

Receb Ayı ve Regaib Gecesi ile İlgili Hadis-i Şerifler: 

• Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye] 
• Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsini tutmuş gibi sevap verilir. [Miftah-ül-cenne]
• Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Yala] 
• Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İbn-i Asâkir] 
• “Receb-i Şerîf’in birinci gününde oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.” buyuruyorlar. (Camiu-s sağir) 
• İbn-i Abbas -radiyallahu anh- Hazretleri: “Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Recep ayında bazen o kadar çok oruç tutardı ki, biz O’nu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz O’nu hiç oruç tutmayacak zannederdik.” buyurmuştur. (Müslim) 
• Muhakkak zaman, Allah’ın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü ard arda gelmektedir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem bir de Cemaziye’l-âhirle Şaban ayları arasında gelen Mudar kabilesinin ayı Recep ayıdır.” (Buhârî, Tefsir, Sure, 8,9) 
• “Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” (Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1/423) 
• Yine mübarek üç aylardan ilki olan Receb ayının önemi ve değeri hakkında Enes b. Malik ( r.a. )’dan şöyle rivayet edilir: Receb ayı girdiğinde Hz. Peygamber şöyle derdi: “Allahım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/259) 
• Receb’in ilk cuma gecesini ihya edene, Allahü teâlâ, kabir azabı yapmaz. Duâlarını kabul eder. Yalnız, 7 kimsenin duasını kabul etmez: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit namazı kılmayan. [Bu günahlardan vazgeçmedikçe, duaları kabul olmaz.] [Saadet-i Ebediyye] 
• Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, “Geçmiş günahların affoldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti. [Taberânî] 
• Kim Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip “Ya Rabbi onu mağfiret et” derler. [Ebû Muhammed] 
• Hz. Aişe ( r.a ) validemiz, “Resûlullah, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi.” buyuruyor. Çünkü Hadis-i Şerifte, “Ameller Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini istiyorum.” buyururdu. (Tirmizî) 
• Receb ayında yapılan dua kabul edilir, günahlar affedilir. Bu ayda günah işleyenin cezası da kat kat olur. Hz. Hüseyin ( r.a) anlatır: 
“Kâbe’yi tavaf ederken, yanık sesle Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin sesini işittik. Babam bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü, temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı felç olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona, “Sen kimsin, durumun ne böyle?” dedim. O kimse dedi ki: 
“Adım Menazil… Ben çalgı çalmak, şarkı söylemekle şöhret salmış, Arabistan’ın ünlülerinden bir gençtim. Hep nefsin arzuları peşinde koştum. Receb ve Şaban aylarında bile, bu günahlara devam ederdim. Salih babam, beni bu günahlardan kurtarmaya çalıştı. Bana, “Allahü Teâlânın azabı şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri bırak! Melekler ve bu aylar senden şikâyet ediyorlar” dedi. Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble, “Bu aylarda oruç tutup, geceleri ibadet ediyorum. Beytullah’a gidip şerrinden korunmak için, Allahü teâlâdan yardım dileyeceğim” dedi. Bir hafta oruç tutup, Kâbe’ye giderek, “Ey Rabbim, mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek yerlerde yapılan duaları red etmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu felç et!” diye dua etti. Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç oldu. Beni gören, “Baba bedduasına uğramış kişi” derdi.” 
Hz. Hüseyin, “Baban bu hâline ne dedi?” buyurdu. O genç, “Babamdan özür diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı. Beddua ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve ile gelirken, devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi çaresizim.” diyor. Hz. Ali bu felçli gence dua ediyor, Receb’de yaptığı bu dua bereketiyle de Hak teâlâ ona şifa ihsan ediyor.

Mübarek Kandil Gecelerini Nasıl Değerlendirmeliyiz? 

1. Kur’an-ı Kerim okuyarak, 
2. Peygamberimiz ( a.s.m)’ın mübarek duası olan Cevşen-ül Kebiri okuyarak, 
3. Aile bireyleriyle birlikte günün mana ve ehemmiyeti hakkında sohbet ederek,
4. Allah rızası için namaz kılarak, 
5. Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları hakkında muhasebe yaparak, 
6. Günahlarımızın bağışlanması için Allah’tan af dileyerek, 
7. Sevgili Peygamberimize bol bol salât ve selâm okuyarak, 
8. Dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua ederek, 
9. Hastaları, yaşlıları ziyaret ederek; yoksulları, öksüz ve yetimleri sevindirerek, 
10. Eş, dost ve yakınlarımızla tebrikleşerek, 
11. Dargın ve küskünleri barıştırarak, değerlendirebiliriz.

GİTME

Ne olursa olsun gitme.
Beddularimada katsam, gitme.
Varsin yaksin umursamazliğın, pervasızlıgın.
Ama sen yinede gitme.

Bir başkasını görmekte varsada gözlerinde.
Sen yinede bakışlarını çekme.
Aldiriş etme eriyip gittiğime.
Yaprak yaprak, damla damla dökülsemde.
Sen yinede gitme.

Gitme işte.
Desemki hadi git.
Ne olur gitme..
Susturamam belki sana olan ahımı.
Susturamam belki içimdeki yangını, adını.
Yiksanda varliğımı.
Sen yinede gitme.

Hemen şuraciktayken bile, uzak ol.
Uzatsam ellerimi, tutma
ama susma.
Ne varsa yüreğinde, çarp yüzüme korkma.
Ama ne olur beni sensiz bırakma.

Herşeyi kabullendimde.
Bir kabullenemedim, senin olmayan beni.
Merak etme, çok tutmam seni.
Yakinda birakir ruhum bedenimi.
Ama yinede sen birakip gitme beni.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

ANAM BABAM SANA FEDA OLSUN YARESULALLAH

Efendim geleceksin değilmi.
Medinen gibi, geleceksin değilmi.
Günahkarım hemde çok günahkarım.
Ama geleceksin değilmi.
Şu gözyaşlarıma nazar edeceksin değilmi.
Şıkışsam darda kalsam, boğulcak gibi olsam.
Yetiş efendim desem, gelirsin değilmi efendim.
Annesiz babasız kalsam.
Sen gibi gözyaşlarım düşşe toprağa.
Yanlızlığımı hissetssem.
Yanlızlığımı almaya gelirsin değilmi.

Efendim
adını andığımda, şuramda bir sızı başlar.
Belki sana aşıkların gibi aşktan değil, günahlarımdan.
Sen yinede beni cehennemin kapısından alırsın değilmi.
Efendim.
Sen ümmetim ümmetim diye ağlarken, ben öylesine pervasızım.
Öylesine boşluktayım, boş yaşamaktayım.
Ama yinede sen ahirimde, tebbessüm buyurursun değilmi.

Efendim.
Anam babam sana feda olsun.
Bu günahkar halimle tükeneceksede ömür.
Son sözüm şu olsun.
Eşhedü en lailahe illallah ve eşhedu enne muhammeden abduhu ve resuluhu.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

SABAHLARIMIZ OLSUN GÖZÜMÜ SANA AÇTIĞIM

Hayalim
Dönünce sen kalbime, sımsıkı tutayım ellerinden.
Evimiz olsun içi huzur dolu, sen dolu, kokun dolu.
Sabahlarımız olsun gözümü sana açtığım.
Sen uyurken usulca kalkıp yanından, kahvaltılar hazırlayım.
Şöyle bir bakıp sana, bana nasıp oldugun ıcın rabbime şükredeyim.
Sonra ufacık ufacık öpücüklerle uyandırayım seni.
Biliyorsun ya ne kadar da cok severım senın o uyku mahurluğu halini.
Şöyle bir sarılayım sana engellere, yasaklara nisbet yaparcasına.
Lokmaların benım ellerımle olsun.
Sen mutlu ol, tebessüm et bende mutlulugunla övüneyim.
Sana eskı yasattıklarımın üzerine toprak serpeyim.

Bir öğle vakti, akşam için yemek yapmaya çalışırken sen.
Bir müzi açayım hafif, mutfağa geleyim, arkandan sarılayım sana.
Yönünü dönünce bir öpücük kondurup, dans etmeye baslayalım.
Omzumda göreyim başını, susalımm hiç konusmayalım.
Kalp atışlarımız tutuşsun yıllara inat.

Bir kızımız cemre olsun birde oğlumuz muhammed.
Ama onlar daha doğmadan diyar diyar gezdıreyım seni.
Her seyı senınle kesfedeyım, sende göreyim.
Akşamlarımız olsun dizimde saçlarını oksadığım.
Gözyaşlarımızda olsun, içinde şükür olan.
Sen ol, bir tek benım olan, helal olan, kaybetme korkusu olmayan.

Parmaklarını seveyım arasıra, o tom biş parmaklarını.
Kafamı kaldırıp baktıgımda tebessümün göreyim, bu bana yeter.
Mutluluğum mutluluğun olsun, gözlerin olsun, sözlerin, gülüşlerin.
Dualarıma katayım hep senı, benı sensız, senı ensız bırakmasın dıye.
Ölüm olacaksada, aynı anda olsun.
Ellerım ellerınde, gözlerim gözlerinde son bulsun.
Allah bana sensiz ölümüde yaşamayıda yaşatmasın.

Sonra cok guzel bir yaslılıgımız olsun.
Hep hayalımdır bılırsın, o zamanda beraber yıkayalım bulasıkları.
Belkı bır tabak bulasıgı bıleolmayan ınsanlar var düşüncesıyle şükredelim.
Bazen aç kaldıgımız gunler olsun,  ama hiç isyan olmasın.
Ben sana  doyayım bu bana yeter.

Sulu sakalar yapayım sana.
Kovala benı ardım sıra, yakaladıgında kıyama ama.
Bu aralar hep içimde kaldı.
Bıtanem o yakaladıgın anda söyle gözlerıne baka baka.
Haykıra haykıra, senı bana lutfedenın ismini haykırıp .
Ağlayım, ağlayım ağlayım, ama sen ağlama, ben sana kurban olayım.

Artık gitmek istiyorum yozgattan, bambaska sehırde.
Yenıden tadayım senı, yoklugunu yasadıgımu yerde varlıgını yasamak ıstemıyorum.
Bazen sen uyuyacagın saatlerde yatagına guller bırakayım.
Hep tebessümüne bir mutlu anına çabalayım.
Sesın dolsun odama mırıldadıgın bır turku ıle, turkümde ol seni dolayım dilime.

Seni ihmal ettiğim günler geldikçe aklıma.
Yatagımda ters donup, usul usul ağlayım.
Ama sen hıç farkına varma, sabah gözlerınle yenıden doğayım.
Senı bana nasip edene kurban olayım.

Sana söylemek nasip olmadı gelısımde soylemek.
Öyle cok istiyorum ki, arkamda saf tutmanı, senınle namaz kılmayı.
Aynı duaları edıp, aynı seylere amın demeyi.
Senı dıle getırmek ıstıyorum rabbime.
Yarabbi… ! Ben ondan razıyım sende  ol demek.

Balayına umreye gıtmek ısıtyorum senınle.
Cok gecıkmeden hacca.
An ve an yasamak ıstıyorum senı.
Ve öyle bir ölümümüz olsun ki, ellerim ellerinde, gözlerim gözlerinde.

Rabbim …… Kulun helal olarak benim olsun,
Ve yalvaririm rabbim ömrüm onun ömrüyle son bulsun.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

İŞTE

Bu gün günlerde ayrılık,
Güneş in doğuşu vuruyor boş kalan pencerene,
Simit kokusunda başlıyor daha gözyaşlarım,
Ah diyorum ah birde sen olsaydın kahvaltımda, soframda başucumda.
Radyoda çalan eski bir şarkıyla dolunca gözlerim annemde tutamaz kendini.
Yüzüme karşı söyleyemiyor ama sitem ediyor hep sana “niye bırakıp gitti ki”
Gittiğin o şehre selamımı söyle, güzel oluşundan değil memlketimi bırakıp hep orda olma isteğim. İçindeki güzelden, benden gidenlerden, senden…
Eski bir dosta rastlayasımda yok zaten, herkes seni soracak gibi.
Ve sevgim Efendimiz (S.A.V.) inde buyurduğu gibi,
İlk günkü gibi, kördüğüm gibi.
İyiki diyorum, iyiki sevmeyi efendimden öğrenmişim.
Gidişine rağmen vefamı, hakaretlerine rağmen sabrımı, pervasızlığına rağmen sevdayı,
umursamasanda bir damlana kıyamamayı, Yakıp yıkıp giderken yinede Allah’a emanet etmeyi. Aman üzülmesin kırılmasın diye dualara katmayı ondan öğrendim.
İyiki diyorum öğrendim Hazreti Vahşi’yi, sadakati ondan öğrendim.
Sanada gizli gizli köşelerden bakmak haram bilirim ama,
En azından bir başkasınıda görmüyorum işte.
Sen bana haram olsanda, hayallerimde hep helalsin işte.
Sevmekte günah değil ya seviyorum işte öyle içten içe.
Hesapsız kuralsız gölsesiz şüphesiz işte.
Söyle oralara senin kıymetini bilsin.. Oralar güzelse eğer tek sebebi sensin işte.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

YARESULALLAH…

Sen gidince Yaresulallah,
Biz sarığını çıkarıp caiz olmayan şapkaları dayattık,
İçimizden bir kaç baş kaldıranda çıktı,
Ama Yaresullah içlerinde kadın olmasına rağmen biz onları astık.
Sen gidince Yaresullah,
Tekkeyi medreseyi kapadık ve hiç utanmadık,
Bunun için ayaklanmadık, öpüp başta taç saydık,
Yetmedi Yaresulallah daha şeriatın ne olduğunu bilmeden,
Bunu kaldıranı ayaykta bir dakika saydık.
Eğer şeriatın hükümden kaldırılmanın ne olduğunu bilseydik,
Bunu yapanı değil kanunla korumak, adını duyunca kusardık.
Düşünüyorumda efendim olaki şimdi ülkemi ziyarete gelsen,
Şu her köşe başındaki putları görsen, Hiç bir şey demesen,
Sadece şöyle bir baksan suret yapmanın haram olduğunu duymadınızmı ki dercesine,
Acaba o an yerin dibine girmek istediğimiz toprak bizi kabul edermi ?
Yaresulallah sen gidince yazımızıda değiştirdik,
Türkçe daha kolay öğreniliyor dediler bizde yedik.
Oysa Kuran-ı daha ilk mektepte sular seller gibi bilirdik,
Şimdi kursunada gitsek okuyabilsekte anlayamaz hale geldik.
Sen gidince Yaresullah,
Kadınımlarımızı açmayı modernize bildik,
O cenneti ayakları altındadır buyurduğun kadınlarımızın yüzüne bakamayacağın hale getirdik.
Hepsi neysede efendim biz bize bunları yapana ata dedik.
Nereden nereye geldik.
Lakin anladım biz bunları yaşamaya müstehak edildik.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

SEVGİLİM… SENİ GÖRMEDEN SANA SESLENENLER 3

(Sana olan sevgim başkalarının kaleminden 3 )

İ….. seninle tanışalı  2 yıla yakın bir zaman olmasına rağmen, sanki uzun yıllardır aynı evde yaşadığım kardeşim gibi oldun. bu güzellikte bir kişiliğe sahiplik yapan bir kardeşe sahip olduğum için kendimi her zaman çok şanslı ve mutlu hissettim. oğlum olsaydın eğer, ancak bu kadar değer verir, bu kadar sakınır ve döktüğün her damla göz yaşı içiin ancak bu kadar içim yanardı. dine yönelmiş bir insan olarak ben, senin dinini yaşamaya çalışan bu iman dolu hal ve hareketlerinden çok etkilendim ve her fikrine saygı duydum.

hayatına düşen cemre nin annesi için kaleminden döktüğün her güzel kelime, gözünden akıttığın her damla yaş için hem sana hem B….’nın bir kadın olarak bu kadar değerli oluşuna hayran kaldım. eğer B….’yı görecek olsaydım, ona sadece hayallerde yaşatılabilen bir insanı yakından tanıma fırsatı bulduğunu söylerdim. hayalllerini gerçekleştiremeyecek kızlardan olmaktansa, yürekten bir evet diyerek  hayallerini senin gibi yüreği temiz bir kardeşimle gerçekleştirmesini isterdim. seni kaybetmesi demek hayallerini kaybetmesi demek çünkü bir abla olarak bunu yaşayarak öğrendim.

seni kaybetmemeli çünkü; her elini tuttuğunda kaybetme korkusuyla gözlerinin içine baka baka ağlayacak, B….sı ağladığında bir damla göz yaşına kıyamayacak, tüm hatalarına tüm görmezden gelmelerine rağmen durup arkasından bakacak, tüm yanlışlarıyla onu sarıp sarmalayacak, ardından sayfalarca göz yaşı dolu şiirler yazacak ve karşılık bulamamasına rağmen geldiği an ömrüne ömrünü katacak bir “SEN” daha hiçbir zaman bulamayacak.

bu yazdıklarımı kendisinin de bildiğini söylemiştin, ben onu görebilseydim eğer, ona bu bildiklerinden emin olmasını ve belki de hayatı boyunca peşinden gitmesi gereken tek doğru olduğunu anlatmak isterdim. bir anne olarak çocuklarımın üzülmesini ve yanlış kararlar almasını nasıl istemiyorsam, sizin de ayrılık gibi yanlış bir karar alıp ömür boyu pişmanlık yaşamanızı hiç istemiyorum.

tüm dualarım sizinle, Rabbim herkes için hayrlısını nasip etsin inşallah..

16.09.2012

yazan:  N. Ç.

SEVGİLİM… SENİ GÖRMEDEN SANA SESLENENLER 2

Sen onu derdini kimseye anlatamayacak kadar cok seviyorsun.
Hani asik veyselin bi sözü var seversin alirsin karin olur seversin alamazsin karasevdalin olur.
Seninki kara sevda olmus abi.
Ben anlattikca gözlerin doluyor ama sen anlatamiyorsun.
Baskasina gitmesi bile, seni onun üzülecek olmasindan daha az üzüyor.
Üzecekler diyorsun üzülecek kiyamiyorsun ama hep o kiyamadiklarimiz kiyiyor bize.
Bigün b…. yengemle tanismak nasip olursa darilma ama önce ona sıkı bi tokat
Sallayacagim sonrada kizim körmüsün böyle seven nerde bulacaksin öpte basinin üstüne koy hatta kasaya kilitle diyecegim.
Gerci o seni coktan kilitlemis zaten artik istesende baskasini düsünemezsin.
Hani zor bi zamanımda seni aramış dertleşmiştik ya, anlatmıştım sana sıkıntılarımı,
Sonra ben susup sana hadi anlat deyince ben, bir tek cümle söyleyip ağlamıştın
“Ya üzerlerse onu”
Onca sıkmana rağmen utana sıkıla döktüğün o gözyaşlarından biliyorum sevgini.
15.09.2012

(yazan: N.K.)

SEVGİLİM.. SENİ GÖRMEDEN SANA SESLENENLER (1)

(Hani söylemiştim ya 2. kitabımızda benim yerime sevgimi başkaları yazacak, işte bu yazılardan biri)

Yazacaklarımın kesinlikle yanlış anlaşılmamasını istiyorum çünkü seni sadece insanlığın ile değerlendireceğim. Nitekim benim bir sözlüm var ve başka bir insana yanlış anlamda bir hayranlık dile getiremeyecek kadar insanım ben. Bilse kızmaz mıydı, ayrılık sebebi olabilirdi belki de, ama ben bunu sadece ortada kaybedilmemesi gereken bir hayat ve yaşanmaması gereken bir pişmanlık olduğuna senin sayende inandığım için yapıyorum. B….’ ya kendi sevgilimden daha fazla vermiş olduğum bu değer sadece senin anlattıklarından aklımda kalanlarla oluştu aslında. Sendekini akıl almaz zaten, sanırım B….’ da aklı alamadığı için seni terk etti :)

Tanımadığı bir insana ancak bu kadar hayran olabilirdi bir insan. Dile getiremiyor , herkes gibi övgüler yağdıramıyor olsam da, İ…..’e içten içe duyduğum saygının kelimelerle ifadesi bile yok aslında.. Sevdiğin, saydığın ve artık nasıl kelimelere dökeceğini şaşırdığın, “hayallerinin Cemre’nin annesinini” kıskanmıyor değilim.
Kendi sevdiğimi hayatıma aldığım zamanlarda kendimi çok şanslı hissetmiştim, ta ki adaşı olan “İ…..’”i tanıyana ve  bir kıza nasıl değer verileceğini, bir kızın nasıl sevilip el üstünde tutulup baş üstünde taşınabileceğini “sen”le görene duyana anlayana kadar. Aslında biliyordum ancak, zaten böylesi yok diye kendimi avutup sevdiğim insanı hayallerimde yaşıyordum. Bu büyüyü bozduğun için biraz da kızgınım sana İ….. :)

B….’nın yerinde olmak isteyen, senin gibi eşsiz bir sadakatle eşine bağlı bir dünya ve ahiret eşine sahip olmak isteyen aklı selim kızlardan sadece 1 tanesiyim. B…. ile görüşme mertebesine erişebilseydim eğer, ona söyleyeceğim ilk şey tanıştığıma menun oldum değil, İ…..’i tanıdığına çok memnun ol ve onu kaybetmemek için  ne gerekiyorsa yap olurdu. O kadar çok isterdim ki B…. kadar sevilmeyi, okadar çok içim yandı ki bi şekilde karşılık bekleyen içi boş sahiplenmelerden. Allah tan tek dileğim, bana senin gibi, sevginin hakkını vererek yaşayan biri tarafından sevilmek.

Keşke insanlar çevrelerindeki değerlerin  farkına zamanında varabilseler. Bu zamana kadar karşılıksız sevgi bekledim, istedim ki beklediği tek karşılık sevgim ve saygım olsun. huzur istedim günahsızca yaşamak, dua ederken utanmamak istedim. Ama düşüncelerim saçma geldi haklıysam, doğru söylediğim için kovuldum her yerden ve dürüst olduğum için bencilliklerinden iki yüzlü yakıştırmasını bile yapabildiler sonunda haksızca. ve sonra 2 gün geçer her şey olursun en değerli olursun çok sevılen olursun. neden sarılmışsındır gülmüşsündür elini tutup belki de öpmüşsündür. işte senin dışındaki çoğu erkeğin anladığı tek dil bu. Beden dili!

B…. Allah ından ne istiyor çok merak ediyorum.  Allah ım ona senin gibi bir nimet bir pırlanta vermişken onun yerinde olsam bu dünyada belki başkası tarafından verilecek olan bir minik pırlantaya ömrümü harcamazdım. Ayaklarının altına sererdim ömrümü ve başıma taç ederdim diğer tüm erkekleri kıskandırmak için. Belki utananlar olurdu aralarından, o artist konuşmalarından, çıkar küpü aşklarından, karşılık bkleyen sevgilerinden ve delikanlılık rollerinden.

Benim de bir sevdiğim var evet seni tanıdıktan sonra sevgisinden şüphe ettiğim. Bir sevdiğim var ki adaş olduğunuzu öğrendiğimde adından utandığım. Bazı insanlar taşıyamazlar isimlerini bile. ben öyle birini sevdim ki çoğu zaman taşıyamıyor ismini bile. ve ben hala beni taşıyabilmesi umudunu taşıyorum içimde. Kendime acıyorum. Haketmediğim haksızlıklar yaşadığım için. İçim sıkılıyor ağlamak istiyorum deyince, neyin var demek yerine ağla rahatlarsın diyen bir insanı sevmenin ve bir ömür anlaşılamayacak olmanın acısını ve sıkıntısını yaşıyor ve buna ağlamak istiyorum aslında, belki de bunu duymamak için sormuyordur bilinmez, ben bunu bile anlayışla karşılarım nasılsa.

Sen kaybedilmemesi gereken bir kişiliğe sahipsin insan olmandan ziyade. Allah için her insan sevilmeli ama senin gibi bir kişilik daha başka sevilmeli diye düşünüyorum bunu düşünebilecek kadar acı çekip olgunlaşmaya başladığım günden beri B….’ yı tanımış olsam ona çok şanslı çok özel ve çok kıymetli bir insan olduğunu anlatmak isterdim. Evet senin için B…. öyle biliyorum ama senin sadece bizle paylaştıkların bile onu bizim gözümüzde de en az seninki kadar değerli kıldı. Keşke kendisi de bu değerin bir an önce farkına varabilse. Keşke onu bu denli sevebilen ve onun başkalarının gözünde daha tanınmadan kızlar arasında en özel olduğunu düşündürebilen bir sadakat, aşk, bağlılık, saygı ve sevgi küpü olan “SANA” düşünmeden “EVET” diyebilse. Ve ben de kendi adıma olamayacak olsam da bu anlamda, senden sonra senin adına yaşayan 2. isim olabilsem bu dünyada.

(yazan: D. Ç.

Seni görmeden sana seslenenler 1)

AŞK

Ulan aşk nelere kadirsin sen.
Zamana mekana insana gör değişiyorsun.
Kiminde evlilikle kayboluyor kiminşe kavuşamıyor kiminle gözyaşı olup akıyorsun.
İyiki aşkı şarkılardan öğrenmedim demedim bir seni beni unutabilsem.
Ayrılığını bile sevdim demedim madem unutacaktım beni neden yarattın.
Lanet etmedim demedim işte Allah belanı versin.
Prensesim  iyi ki aşkı senden öğrendim.
Hep hayalimizdeki kızımız cemreNin telaşı var kulaklarım da.
Ben onu bırakamam deyişin, gözyaşların var yanaklarımda.
Ayçiçeğim bu kaçıncı yarı yolda bırakışın saymadım.
Gerekte yok zaten sen yine hep benimsin.
Seni yaratan Allah’a kurbanım sen ne kadar güzelsin.
Keşke bana vaad edilmiş olsan son anıma kadar beklesem seni,
Ama bilsem görmesemde konuşmasamda bilsem,
Sen ahiretime özelsin.
Hatırlarmısın hanı arabada ıkımızde ağlıyorduk çocuklar gibi,
söz vermiştik ahiretimiz için, ne kadar da güzeldi.
Neyse uyku hapının etkısı başladı gözlerimde durmuyor zaten.
rüyamda görüşürüz sevgilim, ama bu defa ağlama olurmu kanım çekiliyor.
Seni yar diye sevdirene emanetsin.
Benim biricik prensesim.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

Elleri ellerimi tuttuğunda gözlerinin içine bakarak dedim ki, işte şimdi hayata sımsıkı tutundum…

Ben hiç görmeden de severim seni, Dün olduğu gibi, “Dinde” olduğu gibi.

Kaçsanda saklansanda Rabbim seni bana yazdıysa birgün helalim olacaksın kaçarin yok :)

KADININ KOCASI ÜZERİNDEKİ HAKLARI

Amr İbnu’I-Ahvas (radıyalİahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kadınlara karşı hayırhah olun. Çünkü onlar sizin yanınızda esirler gibidirler. Onlara iyi davranmaktan başka bir hakkınız yok, yeter ki onlar açık bir çirkinlik işlemesinler. Eğer işlerlerse yatakta yalnız bırakın ve şiddetli olmayacak şekilde dövün. Size itaat ederlerse haklarında aşırı gitmeye bahane aramayın. Bilesiniz, kadınlarınız üzerinde hakkınız var, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakkı var. Onlar üzerindeki hakkınız, yatağınızı istemediklerinize çiğnetmemeleridir. İstemediklerinizi evlerinize almamalarıdır. Bilesiniz onların sizin üzerinizdeki hakları, onlara giyecek ve yiyeceklerinde iyi davranmanızdır.”

Tirmizi, Tefsir Tevbe, (3087).

SEN

Nede güzel değil mi yanında olmasa bile varlığının şerefine sabahları uyanmak.
Telaşla telefona sarılmak, bir “günaydın” mesajıyla başlar günün ilk tebessümü.
Gününaydın olsun demiş sevdiğin, nasıl olmasın ki, sen varsın.
Kahvaltıların bile farklıdır artık değilmi, bir lokma daha “senin” hatrına.
Geçse şu zamanda bir an önce yanına koşsam, baksam, bana baksa.
Mutluluğu dudaklarından çıkan iki kelimede arasam.

Sığmıyor değil mi için içine, alıp onu avucuna, yüreğimin içine koysan değil mi.
Allah’ım bu bakış bir tek ondamı var ?
Kimseden bi farkı yokken neden milyonlar bir o edemez gibi ki ?
Herkes onu bilsin isterken ama kimsede görmesin fark etmesin diyosun değil mi ?
Annenle babanla bile daha iyidir aran, kuşlar bile bi başka.
Ama bir gece vakti gelecek mesajını beklerken düşer aklına;
Ya giderse ?
İlk defa fiziki olarak kalbinde acıdığını fark ettin değil mi ?
Herşey bir anda nasılda anlamını yitirdi değil mi ?

Ama sakın korkma, gidecek mi bir gün deme,
Çünkü kaybetme korkusu kaybettirir insana.
Ben olaki kırarım incitiirimde kaybederim diye doğru düzgün kıskandığımı bile söylemezdim, öyle onsuzluğun ürkeğiydim. Ve kaybettim.
Şimdi bir tebessüm edecek olsam içim acıyo, kapalı alanlar hala beni boğuyo.
Arkadaşlarımın zorlamasıyla çıkıyorum dışarı, yine ne güzellik görsem bir tek ona yakışıyo. Aptal aşık sanmayın beni. Bende denedim bi başkası dedim ama bei dakika sürmedi. Çünkü şu kalp ondan başkasını kabul etmiyo.
Kimsenin bakışı bırak dünyama değmeyi, canımı acıtıyo.
Kimi, neyi toplasam bi o etmiyo.
Şu kalp ondan başkasını kabul etmiyo.
Şu kalp ondan başkasını kabul etmiyo.

Bir yıl oldu gideli, ama pes etmedim.
Bana bir düşmanıymışım gibi davranıyo.
Ben onu eşim diye sevdim, öyle istedim.
Ve ey bana hayatımın en güzel anlarını yaşatan yarim.
Yine az önce seni kalplere hükmeden Allah’tan onun emri ve
Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed Mustafa (S.A.V.) kavli ile istedim.
Gözyaşlarımla amin dedim. Allah biliyorya ben seni bi başka sevdim.
Seni kaderimi yazan Rabbimden hakkımda hayırlı bir eş olarak istedim.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

..!

Biliyorum suçluyum ve razıyım cezama.
Yaptıklarına nisbeten beddua etmedim,
Kin gütmedim, kötü söz söyletmedim.
Ben daha kötüsünü yaptım.
Daha çok sevdim.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

BEN…

Ben seni herkesin gördüğü duydukları ile değil.
Kimsenin göremediklerini duyamadıklarını görüp duyabildiğim için sevdim.

Kimileri daha seni gördüğünde çok güzelsin derken,
Ben senin bana en zor anımda yaşattığın güzellikle gördüm güzelliğini. Kimileri sesinden etkilernirken ben;
Bana sorduğun bir sorundaki incelikle sevdim seni.
Kim nasıl bir hayaline ortak etti bilmiyorum ama,
Ben elini tutuşumdakihayalimde bile helal olarak hayal ettim.
Elini tuttuğumda hayalimde bile helalimdin.
Kimileri seni bir şeyler için zorlarken ben;
Ötelerime sakladım, öyle Allah’a yalvardım.
Kimileri için adın sadece ….. iken benim için candın.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

VAZGEÇMEK Mİ ?

Sevgilim.
Şu gönlümdeki tahtından terkini sadakatimin imtihanı diye düşünüyorum.
Çünkü sadakat ıspat isterdi, bir yaklaşan olduğunda gözyaşlarımı şahit tutuyorum.
Sevgilim;
Etrafım şimdilerde ya bana aşık olduğunu yada seni unutmam gereken diyenlerle dolu.
Bir bilsen yokluğundan öte nasılda yakıyor bunlar içimi.
Sevgilim;
Seni nasıl izah etsem bilmiyorum, onca sana dair tenkide rağmen biliyorum,
Sen eşsiz bir kalbe sahipsin. Sen benim için bütün dünyadan daha değerlisin.
Sevgilim;
Seni kalbimin kapılarını sonuna kadar açıp bir dahada asla çıkaramayacağım sözlerin, bakışın, yaptıkların ve ruhi güzelliğin var her anımda.
Seni dünyama nakşedişim bir aksam üstü benı kırmamak beni incitmemek için
Sorduğun bir soruda ki o incelikte gizliydi. Ben seni sorduğun o soruyla sevdim,
Seni o soruyla dünyam için vazgeçilmez dedim ben o soruyla böylesine güzel bir kalp gördüm. Sen benim için bütün dünyadan daha değerlisin.
Sevgilim;
Seni ahiretimede isteyişimin hikayesi ise, hani şeker hastası olmuştumda günlerce saklamıştım senden olakı kaybederım korkusu ile. Sende süphelenmiş seni görmeden içim rahat etmez demiştin bir şeyim yok ben çok iyim dememe rağmen.
Çıkıp gelmiştin hani, hani 15 dakıka için onca yolu hiçe saymıştın,
Hani belkide hayatımın en kötü en zor en dayanılmaz anımda seni o kısacık zaman içinde gördüm ya Allah senden razı olsun. Bu kadar da değildi.
Hani yanyana oturuyorduk bu olaydan bı kaç hafta sonra,
Bakıp bana ağlamıştın neden demiş gözyaşlarına dokunmuştum,
Sende demiştin ki Keşke bende şeker hastası olsam böyle seni yanlız bıraktığımı hissediyorum demiştin. Hani ağlamıştık karşılıklı.
İşte o gündür seni ahiretimede nakşedişim, o gözyaşlarındır bu denli isteyişim.
Bu denli eşsiz birkalbe sahip oluşuna şahitliğimdir vazgeçemeyişim.
O yüzdendir vazgeç artık diyenlere itimat etmeyişim.
Varmı ki sen gibi bir kalp taşıyan, varmı ki sen gibi olan.
Belkide 20-30 yıl sonra bir soğuk odada tek başıma vereceğim son nefesimi,
Allah biliyorya zerre kadar endişem zerre kadar pişmanlığım yok.
Sen bana yaşanacak her güzelliği yaşattın, hiç bir hayal yokki acaba nasıl olur diyebildiğim. Sen güzelliklerin en güzelini yaşattın bana.
Allah senden razı olsun.
Bende bir itirafta bulunmak istiyorum;
Ben seni ne zaman ki hayal etsem hep helalimdin.
Ben hayalen bile elini haram olarak tutmadım.
Ben elini hep eşim olarak hayal edip tuttum.
Ben hayalen bile seni haramla yanyana getirmedim.
Ben hayalen elini tutuğumda sen benim eşimdin.
Sen çoktan unuttun belki ama ,
Ben senin o ne kalbine nede gözlerine unutulmayı yakıştıramam.
İncitanem heba ettiğin herşeyim helaldir sana.
Şu anım son anım olsa son sözümü sorsan;
ALLAH SENDEN RAZI OLSUN SEN BENİ HİÇ BİR ŞEYDEN EKSİK BIRAKMADIN

BENİM CENNETİM BANA BAKAN GÖZLERİN…

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

Evlâ leke fe evlâ. (Kıyame 34)

KIRDIĞIN YERDEN KIRILIRSIN..!

CEHHENNEM

Üsame (Allah Ondan razı olsun)’den bildirildiğine göre peygamber
(sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Ben cennetin kapısında durdum,
gördüm ki girenlerin çoğunluğu darlıkta yaşayan muhtaç kimselerdi. Zenginler ise
hesapları görülmek üzere alıkonulmuştu. Kesin olarak cehennemlik olanların ise
ateşe girmeleri emrolunmuştu. Cehennemin kapısında durdum ve baktım oraya
girenlerin çoğu da kadınlardı.”

(Buhari, Rikak 51, Müslim, zikir 93)

ÖFKE

Ebû Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre bir adam
Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e gelerek bana öğüt ver dedi.

Peygamber(sallallahu aleyhi vesellem) da: “Kızma” buyurdu. Adam isteğini bir kaç sefer
tekrarladı. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) de her defasında “Kızma” buyurdu.

(Buhârî, Edeb 76)

SUSMA

Susma konuş sevdiğim.
Gitmene sebep olan, bende bulamadıklarını anlat.
Çekinme vur sözlerini yüzüme, çekerim sineye aldırış etme.
Hayaline bile sığmaz sevdammı  seni benden uzaklaştıran.
Yoksa o deli gibi dediğin hayran bakışlarım mı ?

Susma konuş sevdiğim.
Ne tüketti içindeki beni de böyle düşman kesildin.
İçinde senin olmadığın bir dünyayı sevemem sözüm mü gitti gücüne.
Doğru param yok, ama hangi gönül sever seni böyle.
Nasıl kıydın hayallerime.

Susma konuş sevdiğim.
Ne farkın kaldı ki senin o kapıdaki düşmanlardan,
Ulan yanımdayken bile kurtulamadım gideceğin korkusundan,
Her şeyin yalandı da sarılıp ağlaştıklarımızdamı,
Yaşatmayacaktın bari öldürseydin be.

Susma konuş sevdiğim.
Alay et onca şeyi yapmana rağmen hala bekleyişimle.
Kapına gelip dön diye ağlayışlarımla, yazdıklarımla.
Tutma kendini söyle oyun oynadım de, sen kimsin ki,
Yanıma bile yakışmıyorsun  de, paran yok  acizin tekisin de.
Senin o hayallere sığmaz sevdan beş kuruş etmez de.

Susma konuş sevdiğim .
Sen ağlarken ben burda kahkahalar savurdum,
Sen orda beni beklerken canımın istediğine kondum,
Yıllarca seni beklettim umrumdamı yok oluşun,
Şizofrenin teki, peşimi bırakmayan aç bir kurtsun de.
Susma konuş sevdiğim şu içimdeki umutları öldürecek,
Bekleyişlerime son verecek bir şey söyle.
Kırıp kolumu kanadımı ne olur bırakma böyle.
ALLAH aşkına, yaşatmadın bari öldürecek bir şey söyle.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

ZİNA

Ebû Nüceyd İmrân ibn Husayn el Huzâî (Allah Ondan razı olsun)’den
rivayet edildiğine göre: Cüheyne kabilesinden zina ederek gebe kalmış bir kadın
Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in huzuruna geldi ve: Ya Rasülallah cezayı
gerektiren bir suç işledim, cezamı ver dedi. Bunun üzerine peygamber (sallallahu
aleyhi vesellem) kadının velisini çağırttı ona: “Bu kadına iyi davran doğum yapınca
bana getir” buyurdu. Adam Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in emrettiğini
yaptı, kadın doğurup Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e getirilince kadının
elbisesinin sıkıca bağlanmasını emretti ve Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’ in
emriyle kadın taşlandı. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) de cenaze
namazını kıldı. Bunun üzerine Ömer (Allah Ondan razı olsun) Ya Rasülallah zina
etmiş bir kadının namazını mı kılıyorsun? deyince

Peygamberimiz (sallallahu aleyhivesellem) şöyle cevap verdi:
“O kadın öyle bir tevbe etmiştir ki, onun tevbesi Medine halkından yetmiş
kişiye dağıtılsaydı hepsine bol bol yeterdi. Sen Cenâb-ı Allah’ın rızasını kazanmak
için can vermekten daha iyi birşey biliyor musun?”

(Müslim, Hudûd 24)

KAPANDI BÜTÜN KAPILARIM

Beni, içinde senin olduğun rüyalarımdan sor.

Hiçkira hiçkira ağlarken, gözlerimden süzülenlerden sor.

Gecelerde başbaşa kaldiğim rabbimden, dualarimdan sor.

Titreyen ellerimden, kapanmayan yaralarımdan sor.

Çarpip gittiğin kapıdan, sızlayan şu yüreğimden sor.

Ben yalan söyleyebilirm ne olur gelde kendi gözlerine bir sor.

Kapandi bütün kapilarim, beni çaresizliğime sor.

Duymaz oldu kimseler, gelde feryadıma sor.

Seni soracaklar diye bakamaz oldum kimsenin gözlerine.

Gelde ne olur beni ay ışığından sor.

Akip gitti şu bikaç günde zaman.
Gelde beni yitip giden ömrümden sor.

Ben vazgemez oldum senden.
Gelde seni senden çok seven bana sor.

Yok bir günahım, suçum.
Gelde beni yakan şu alevlere sor.

Kirildi kolum kanadim.
Gelde beni acılarımdan sor.

Ne gerek var toprağa beni diri diri gömdüğün.
Hayallerime umutlarıma sor.

Dayanamiyorum artik.
Gelde allah aşkina şu suskunluğumun içinde beni boğan seni, bana sor.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

SOR

Aşkın ne olduğunu,
Olaki bir gün yokluğunu yaşarsam diye yanaklarımdan süzülen gözyaşlarıma sor.
Aşkın ne olduğunu,
Terkine rağmen olaki üzülürsün incitilirsin diye yalvarırken semaya uzanan ellerime sor.
Aşkın ne olduğunu,
Sen onla bunla kahkaha savururken, bana bir yaklaşan olsa beni kime bırakıp gittin diyen kalbime sor.
aşkın ne olduğunu,
Sen yatağında mışıl mışıl uyurken uykusuz yorgun bitkin halde,
Sen orda burda gezip gününü gün ederken,
Sen “geçmişimi sildim unuttum seni” derken,
Seni geleceğime, hala sadakatimle, samimiyetimle
Kalplere hükmeden kaderimizi yazandan istediğim Rabbimden sor.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

EĞER KADERİMDEYSEN BANA “EVET” DER MİSİN ?


Bunca kaçarken aşktan bilmem nasıl girdin bu denli aklıma.
Kimsin nesin bilmiyorum.
Şu an nerdesin ne yapıyorsun bilmiyorum.
Ama beni sorarsan seni düşünüyorum.
Seni düşünmek aynı duaları edip amin demek gibi.
Bir haram olsun istemiyorum sevdam da.
Dokunmayım, konuşmayım, bilmeyim, tertemiz istiyorum seni.
O güzel gözlerine bakarak söylemıyorum ama.
Benimle evlenirmisin ?
Bütün hesaplara sorgulara belkı yasaklara ınat.
Benimle evlenirmisin ?
Unut tanımayı, sarmaş dolaş harama bulaşmayı.
Tertemiz duama amin deyip.
Benimle evlenirmisin ?
Romantik biri değilim, özentiliğide sevmiyorum.
Çok klasıkoldu belki ama.
Benimle evlenirmisin ?
Tebessümünü görür gibiyim.
Bırak artısını eksisini, yaşayamadıgın, yasatmadıgın her şey için.
Benimle evlenirmisin ?
Hangi kelimeler, hangi alfabe tarif eder ki şu an içimdeki seni, boşver gıtsın, yetmez mi yüreğimin kalemi.
Benimle evlenirmisin ?
Sabahları sana diye, o güzel gözlerin var diye uyanmak istiyorum.
Aynı tabaktan yeyip, aynı tabğın bulşığını sen yıkar ben durulamak istiyorum.
Benimle evlenirmisin ?
Ne gereği var şuna buna, bir yarım ekmeği birlikte bölüşüp tam olmak.
Olur olmadık yerde boynuna sarılıp dans etmek istiyorum.
Benimle evlenirmisin ?
Tek taş alcak param yok belki, ama dualarıma amin dermisin.
İstemem pasta puaça börek, her işten geldiğimde, bir tebessüm edip.
Hoşgeldin dermisin ?
Duygu sömürüsü falan yapmıyorum ağladığıma bakma.
Sadece bir dokunup göz yaşlarımı sen silermisin.
Benimle evlenirmisin ?
Televizyonum olsun istemiyorum.
Uyurken baş ucunda seni izlememe müsade edermisin.
Benimle evlenirmisin ?
Sadece dünyama değil, ahiretimede istiyorum seni.
Razı olup, razı etmek için, helallik için, günahlarıma durak için.

EĞER KADERİMDE İSEN, BANA “EVET” DERMİSİN… ?

TOPRAK EMİR İMİRZALIĞLU

EŞ SEÇİMİ

NEDEN..?
Sevmek sevilmek bir insan fıtratı gereğidir.
Lakin günümüzde bunun ne denli basite indirgenmiş olduğunu ya şahsi yaşayarak yada yakın çevremizdekılerden görerek fark ediyoruz.
Verilen sözler umutlar belkı yemınler hayaller gibi şeyler nede mutlu eder bir zamanlar. Fakat bir çoğumuz sonraları fark ediyoruz ki bu hayallerı kurdugumuz, bir çok duygulara ortak saydığımız erkek yada bayanın ayrılıkla yada evlilikle bırden olmasada yavaş yavaş nasılda tam aksi duygu ve düşüncelere dönüştüğünü.
Zamanımızın hayali olan bir zaman oluyor ki artık kabusumuz haline gelmiş.
Böyle bir durumda her iki tarafta birbirini şuçlar.
Bu ve bunun gibi durumların en etkın nedenı seçim hatası olduğundandır.
Sizi, gördüğünüzde konuştuğunuzda heyecanlandıran her zaman doğru kişi değildir.
Lakin bulunduğumuz boşlukdan dolayıdır ki bunun farkına varmak için bazen ya ayrılmak yada evlenmek gerekıyor. Şöyle bir baksak çevremize gerçekten de mutlu olan kaç evlilik var ki ?
Dolayısıyla bunları gördükce duydukca insan bu yolda adım atmaktan korkuyor.
Ki haklıdırlarda ben hiç bir ağrı yaşamadım ki kalp ağrısından acı olsun.
Kimse inkar etmez ki evlilikte bir süreden sonra sevgi aşk heyecan gibi duyguların zamanla yok olduğunu inkar etsin. Bu duygular ortadan kalkınca bır evlılığı göturen tek şey ise saygıdır. Saygı ise aşkla sevgi ile yaşanan heyecanla olmaz.
Saygı öncelıkle insanın kendisini bilmesi ile sonra karşıdakini bilmesi ile sonra ise uyuşma ile mümkündür. Sevmek ve aşk ile uyuşmak çok farklıdır birbirlerinden.
Çevrenizdeki boşanan çiftlerden tekine sorsanız neden diye büyük çoğunlukla cevap aynıdır; uyuşamadık..!
Lakin düşüncesizliğimizden olsa gerek bir uyuşmanın önemını hayatımıza birini alıp onunla bellı sure gecırıp heyecan ortadan kalkmadan bu kavramın önemını hiç fark edemıyoruz, NEDEN..?
Öncelikle Aşk diye bir şey yoktur bunu bilmek gerek, Aşk kendini bilene vardır.
Kendini bilen ise bir faniye aşık olmaz. Sana aşığım diyen herkes yalan söylüyor.
Sende aşığım diyorsan sende yalancısın.
Bir faniye aşık olduğunu hisseden düşünen kabul eden mutlak bir manevi eksikliğin tam ortasındadır.
Sevgi asla ve asla kısa surede oluşan bır duygu değildir, eğer oluştuğuna inanıyorsan,
Emin olki sadece nefsi istek ve arzu ve fıtrat gereği yaşamak istediğin duyguların su yüzüne çıkmasna benzetebiliriz. Gerçek bir sevginin temeli uyuşmadan oluşur ve uyuşmada belli bir süre gerektıren bır oluşum ve anlayabilme süreci içindedir.
Uyuşma olmadan sevgi, sevgi olmadan saygı, saygı olmadan hiç bir şey olmaz.
Belki sürdürebilirsin evliğini ama bir şeylerin mecburiyetindendir.
Hiç bir tat alamazsın, hiç bir tat sunamassın, istediğin arzu ettiğin hiç bir şeyi olması gerektiğine inandığın gibi yapamassın, Gülebiliyor olsan bile zevk alamassın.
Eş seçimindeki önemi kavramak için illaki bir hataya düşüp eyvah demek mi gerek..
Peki o halde eş seçimi yaparken nelere dikkat etmek gerek ?
Birinci kural öncelikle ve öncelikle kendini bilmektir. Kendini bilen Rabbini bilir,
Rabbini bilen ona verılen emanetı (bayanı) Rabbini bilen himayesinde bulunduğunun (erkeği) hikmetini, yerini, derecesini mevkisini bilir.
Peki hiç tanımadığımız birinin bunlara sahip olduğunu  nasıl anlayacağız ?
Maneviyatından. Peki maneviyatını nasıl anlayacağız ? Nasıl namaz kıldığından.
Peki namaz kılışıyla nasıl anlayacağız  ?
Nöbetten geldim şimdi çok yorgunum bunuda daha sonra yazarım çünkü çok uzun :)
Uyuşmak nedir ? saygı nedir ? sadakat nedir ? kadınlarınkinden pek anlamıyorum ama gerçekten seven bir erkek nasıl anlaşılır bunları yazmak nasip olur  inşallah.
Tek cümle ile acıklana bilse bu ne olurdu dıye sorarsanız;
Kısaca şöyle söyleyim ki eğer namaz kılmayan birine bakabiliyor sevebıldıgınız sanıyorsanız siz çoğu şeyi hak etmişsinizdir demektir.
Unutmayın ki Rabbine sevgisi olmayanın kuluna olmaz, Rabbine sadakati olmayanın kuluna eşine olmaz. Rabbine görevini yapmayan eşine yapmaz. Lakin namaz kılıyor diyede her doğru mevcut sanılmaz. İncelik nasıl kıldığındadır.
Neyse devamı başka zamana, çok yorgunum da :)

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

BİN GELİŞLE DOLDURAMADIM BİR GİDİŞİNİ HALA

Vazgeçmek mi ?
İyide nasıl, kim sen gibi canım der ki ?
Kimin gözleri dünyalara değer ki ?
Hem kimse sen gibi halimden anlamaz ki, kaş yapayım derken göz çıkarırlar.
Dokunmaya kalksalar benim canım yanar, tenim seni arar.
Uyuyamamda senden bir başkasıyla, kokun hala koynumda.

Ben hep çayımın üçüncü şekerini senden alıyorum, gidersen tat alamam  ki.
Kimse sigara paketimi saklamaz, gözyaşlarımada dokunmaz.
Balkona çıkacak bir bahanem bile olmaz,
Fatma nur seni sorduğunda ne derim ki, dolarsa gözlerim nasıl gizlerim.
Hem sen olmassan araba kullanamam evin yolunu bile bulamam ki.

Kimin konuşmasıyla dalga geçerim, kim sen gibi gülebilir ki.
Yakışmazlar hayallerime, düşlerim bile kabul etmez ki.
Hem toplasam beni sevdiğini söyleyen herkesi, yine bir sen etmez ki.
Nisbet yapar güller yoksun diye, güneş bile doğmaz.
Gidersen sende kalır kimliğim, kimse beni tanımaz ki.

Yok hayır asla olmaz,
Çekilmez içimde sen olmayan ben, annem bile yemek yapmaz.
Babam da kızar zaten, gözlerim durmaz, kalbim dayanmaz.
Hem düşünsene dilime isminden başkası yakışmaz,
Telefonum bozulur, saçım şekil almaz, çakmağım yanmaz,
Yaa senin olmadığın bu dünyada yaşanmaz.
Gitme…
Seni yaratan ALLAH’a kurban olayım gitme.
Beni sensiz bırakıp gitme,
Sen olmadan ben olmam, yaşayamam gitme.
Allah aşkına gitme,
Gitme birtanem ne olur gitme, gitme.
Diz çöküp önünde yalvarayım, gitme.
Ne varsa vazgeçmem istediğin, geçtim bile.

Elinden oyuncağı alınmış çocuk gibiyim, gitme.
Bak ağlarım yoksa, gitme.
Temmuzun ortasında su gibi muhtacım sana, gitme.
Kadınım..
Yalvarıyorum gitme, beni kimsesiz bırakıp gitme.
Yanaklarından süzülen o inci tanelerine,
Sana o ışıl ışıl gözleri verene kurban olayım gitme.
Ben sensiz yapamam ki, gitme.
Gitme sevdiğim gitme,
Gitme işte be gitme.
Aşığım sana, beni yarım bırakma.
Dayanacak gücüm kalmadı gitme.
Gitme. Ne olur gitme.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

TÜKENİYORUM AMA BİTMİYORUM

Tükeniyorum ama bitmiyorum.
Aradığım bir şey var, ne olduğunu bilmediğim.
Bir çift el var boğazıma sarılmış, boğuluyorum.
Bakıyorum ama göremiyorum.
…bazen sessizlik ve yanlızlıkta buluyorum kendimi.
Ama bazen korkuyorum.

Hiç bir şeyden tat alamıyorum.
Yaklaşmak isterken sanki herşeyden kaçıyorum.
Sarmışken etrafımı güzellikler.
Ben hala arıyorum.
Her çırpınışımda sanki daha çok batıyorum, çıkamıyorum.

Yüreğimi dinliyorum kimseyi duymadığımda.
Kendime bakıyorum kurtuluş bulamadığımda.
Şeytan basar kanadıma, kımıldayamıyorum.
Şimdi kar yağıyorken dışarıda.
Ben içimde yanıyorum, dayanamıyorum.

Sahte aşklar, sevdalar buluyorum nefsime.
Mutlu olamıyorum.

Ben bir ayşeyim, deryayım, ahmedim, hakanım.
Bende bir senim, peki sen nerdesin.
Bulabildinmi kendini.
Yoksa ben gibi hiçler peşindemisin.
Ayşe oldunda başkalarinin sözlerinemi takilir oldun.
Derya oldunda, kalbim temiz diyenlerdenmi.
Yoksa ahmet olup ben erkeğim bana bişey olmaz diyenlerdenmi.
Hakansan eğer, ve yine varsa bir şişe elinde.
Söyle senin aklın nerede.
Örtmek istedim başımı, imanım, sana yakışmadı diyenlerde kaldı.
Namaz vakti, en heyecanlı yerindeydim dizinin.
Aklima en son gelendi belki rabbim, ama ben o affeder dedim.
Başim sikişti yalan söylemekten hiç çekinmedim.
Para kazanmaliydim, helalmi harammı bakmadım.
Her ezan okunduğunda sanki kulaklarımı tıkadım.
Beni kurluşa huzura götürecek o yola, dönüp bir kez bakmadım.
Hayallere kapildim, neden varolduğumun farkına bile varamadım.

Peki şimdi ölüm gelse.
Kapamış kapılar, herkese dönüyor evine.
Toprak soğuk ve karanlık.
Haykırım çınlar bir tek o mezrada, ama duyan yok.
Baba hani o şevkatin, hep yardım eden ellerin nerde.
Abi, bırakma beni böyle yanlız, üşüyorum.
Nerde benim evlerim, arabalarım, hiç yanımdan ayrılmayan dostlarım.
Kahkahalrıma ortak yaptığım sevdiklerim nerde.
Annem, bari sen gitme.
Gözyaşların yetmiyor anne, gitme.
Bak titriyor ellerim, kimsesizim, gitme.
Ve bir ses yükselince yeri oynatan, titreten.
Biz sana kuran indirmedikmi.
Biz sana peygamber göndermedikmi.
Biz sana el ayak sağlık vermedikmi.
Biz sana cenneti bedava yapmışken.
Sen çabalayip kazandiğın parayla cehennemi seçmedinmi.
Hani nerde güvendiklerin.
Şeytan sana vesvese verirken, onun isteklerini yaparken.
Şimdi oda gelse, sen desenki yardim et desen.
O demezmi sana.
Ben sana bir şey vaad ettimmi.
Biz sana mübarek geceler inşa etmedikmi.
Sen dua ette bizde kabul edelim demedikmi.
Senin peygamberin senin günahlarına gözyaşı dökerken.
Sen bunu duyunca, ben ne haldeyim demedinmi.
Biz sana örtün dediğmizde, sana yakışmadı diyenlerde nerede.
Namaz kil dediğimizde, dizideki o hayran olduğun kahramanların nerede.
Biz senin rızkına kefilken, o hiç düşünmeden harammı helalmi kazandığın mülkün nerede,
biz her an ölebilirsin derken, güvendiğin gençliğin nerede.
Sizladimi içiniz, yandımı canınız.
Pişmanlı sardımı dört yanınızı.
Doldumu gözlerin.
Tövbe kapıları açık sana, hadi durma.
Şimdi şeytan sana diyecekki.
Senin günahların çok, Allaha dua edecek yüzün yok diye vesvese verecek.
Sakin inanma ve aç ellrini semaya, ne yapmış olursan ol.
Ne kadar günahkar olursan ol.
Rabbim seni affetmeyi bekliyor.
Efendimde bekliyor senın duana amın demeyi.
Hadi ne olur durma.
Ağla, işte şimdi ağla.
Allah’ım ben pişmanım de haykır.
Utanma o seni yaratan ALLAH.
Seni affetmek için bahane arıyor.
Hadi meleklerde seni bekliyor.
Allah seni affetmek istiyor.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

FARKEDİYOR MUSUN ?

Kim görse şu gözyaşlarımı daha ne zaman unutacaksın diyorlar.
Anlamıyorlar; Seni bana sevdiren Allah değil mi ?
Alabildiğine şu ufacık yüreğe iki dünya sevgi koyan o değil mi ?
Onca imkana rağmen beni haramdan uzak tutan,
Yürürken başımı yere eğdiren, bir yaklaşan olsa ben sevgime ihanet edemem dedirirken vesile kıldığı o sevgiyi neden unutayım ki ? Kalbe sevgiyi koyan Allah ise, binlerce insandan fark sen isen,
Bana şükrü, bana sabrı, bana kendini, bana hak ve hakikati senin sevginle göstermişse neden unutayım ki ?
Ben aşık olmuşsam sana, kör olmadımya..!
Allah gözlerimi hem varlığın hemde yokluğunla seni vesile kılarak açmışsa neden unutayım ki ?
İnkarım yok, tuttum ellerinden haram olduğunu bile bile,
Ama helal olarak seni şu yüreğe isteten o iken neden vazgeçeyim ki ? doğrudur senden önceside oldu lakin herkes uzaklaştırırken, sen isen bir tek Rahman’a yaklaştıran, nasıl vesile kıldığı senden uzak kalabilirim ki ?
Bunları birer iltifat olarak görme sakın;
Sadece hakkı iadedir. İnancımdır ki sen Yüce yaratıcı olan Allah tarafından çok seviliyorsun.
Çünkü; yokluğunu maruz bıraktığın şu kalpten öylesine dua alıyosun.
Ne denli seviliyorsun fark ediyor musun ?

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

BİRİ OLSUN İSTİYORUM

Biri olsun istiyorum.
Ama helal olan biri.
Bir cafe, pastahanede yada tenha bir köşede değil..
Dularımızda buluştuğumuz, biri.
Ellerine dokunabildiğin değil, gönlüne dokunabildiğim.

Biri olsun istiyorum.
Bana bir ben gibi, ona bir can gibi.
Saf tutuşumda cemaatim.
Gözyaşlarımda mendilim gibi.
Suya muhtaçlık gibi, çiçek gibi.
Sırılsıklam olsam, dünyayı bakışlarında bulsam.
Hiç kırmasam, üzmesem, en büyük ve en güzel emanet olduğunu bilsem.
Tebessümünde güneşi bulsam.
Saçlarını tarasam, masallarımda uyutsam.
Öylece baka kalsam, hiç soru sormasam.
Cevabı kendimde bulsam, edebinde kaybolsam.
Haramlarıma durak olsa, beni cehennemden uzaklastırsa.
Hayır duaları etsem ona.

Biri olsun istiyorum.
Hasta olunca baş ucunda kalsam.
Helalim ya hani, elini hiç bırakmasam.
Param olmasada olur, güzelliğinde zenginliği bulsam.
Güzellik dedimse fiziki değil, kalp güzelliği.
Şimdiki sıradan aşklar gibi olmasa.
Yorulmasam, hep koşsam.
Her gün yeni bir şey bulsam.
Şakalar yapsam suluda olsa.
Bana kızsa, kovalasa, yakaladığında gözlerime baksa kıyamasa.

Biri olsun istiyorum.
Ama helal olsun.
Sevgilim, eşim dostum sırdaşım olsa.
En sevgiliyi anarken göz yaşlarında buluşsak.
Hamd etsek Allah’ a bizi bizden, bizide kendinden ayırmadığı için.
Ailesine damat olmasam, bir evlatda ben olsam.
Bazen beceremesemde pastalar yapsam..
Mutfağı birbirene katsam.

Biri olsun istiyorum sadece dünyalık değil.
Ahiretimdede onu bulsam, cennetimde cennetim olsa.
Ama helal olsa.
Duam olsa.
Kazancım olsa.
Beni bir an olsun bırakmasa.
Ve ölümüm ne önce ne sonra olsa.
Mevlam ona en yakın olduğumuz anda canımızı alsa.
Ölüm sevdamızın adı olsa…!

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

CUMA DUASI

Lailahe illallah Cuma’nın sebebiyle, Muhammedün Resullullah gerek yüzün gölgesiyle dünya ve ahiret muradımı ver.

Melekler duasıyla, Ya vedüdüm, entel maksudum, Kulhüvellahü ehad, bin bir kere ya samed, cennet kapılarını aç, benim günahımdan geç.

Benim günahım varsada senin gibi halikim var. Muhammed Aleyhisselam dostum var.

İlahi kabre vardığım gece lütfeyle, yalnız kaldığım gece bilmediğimi bildir. Kabrimi nur ile doldur. Kevser şarabına daldır, ulu cemalini göster.

Gece gündüz yalvarırım sana dünya ve ahiret muradımı ver bana.

Rabbim Allah, fikrim zikrullah, kalbimin nuru Resullullah, evvelim Allah, ahirim Allah, La ilahe illallah Muhammedün Resullullah.

Cuma gibi günümüz var. İslam gibi dinimiz var. Muhammed gibi şahımız var. Allah dedim, dostum dedim, 99 ismine mühür vurdum, üstüne.

Sırrım sübhanım Allah, derdim dermanım Allah, gafil kuluna gam düşmüş, yetiş imdadımıza ya Muhammed.

Kulhüvellahü ehad, bin bir kere ya samed, ya Allah, ya Muhammed umarız senden şefaat.

Lailahe illallahtır özüm, Muhammed Mustafadır sözüm, ihlas-ı şerif ile yıkadım yüzüm. Ayetele kürsü için sen kabul eyle sözüm.

Bugün Cuma günüdür. Dinim İslam dinidir. Dinimin İslam dini olduğuna, yetmiş binin nısfına, mühürledim üstüne.

Lailahe illallah üç muradım var, biri cennet, bir ırmak diyarını görmek. Aç cemalini göster diyarını.

Ya Resullullah! Aman yarabbi ya rabbena her halimiz malumdur sana, gece gündüz yalvarırım sana. Her zaman sana muhtacım, cemalini göster bana.

Cennetine davet et Allahım kabrimizde rahatlık, sıratta selamet, tatlı canımız sana emanet, son nefesimizde selametler ihsan eyle.

Kabir suallerimiz ahsan eyle, cennetinle cemalini cümleyle beraber bana da nasip eyle.

Lailahe illallah selalar duası için, Muhammedün Resullullah arşı ala gölgesi için hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara edalar ihsan eyle Ya Rabbim.

Elif Allah, Nur Muhammed tez selamet.

Ya Celil, etme zelil, gönder delil. İlahi Yarabbi hacetimi rahmet deryasını ulaştır, duaya açılan elleri icabete eriştir.

Allahım senden başka kimsemiz yoktur. Lailahe illallah arşı alaya Muhammedün Resullullah şükür Mevlaya.

Yarabbi yarabbena her halim malumdur sana, cenneti alada cemalini göster bana.

Lailahe illallah günahlarımız af eyle, Muhammedün Resullullah makamımı nur eyle.

İlahi Yarabbi son nefesimde kendime malik olmadığım zaman bu duamı sana emanet ederim.

Selatü selaya yolladım Mevlaya, sen cümlemizin muradını ver gelecek Cuma’ya.

Lailahe illallah ve cellehü edası ile, Rabbim muradımızı ver melekler duası ile.

Lailahe illallah kalbimizi karartma, rızkımızı azaltma, kabrimizi, daraltma, senden başka kapı aratma, muhannete muhtaç etme.Lailahe illallah imanla sabır, Muhammedün Resullullah azapsız kabir.Allahım beni af eyle, her  derdimi def eyle, rızkımızı bol eyle, kabrimizi nur eyle, sual meleklerinin cevabını muktedir eyle.Evvelim Allah, ahirim Allah, kalbimde beytullah Lailahe illallah Muhammedün Resullullah. “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühü” diyerek çene kapatmak nasip eyle Yarabbi.Allahım şeytanın şerrinden, kabirdeki yılanlardan, çıyanlardan, ölümün dehşetinden, kabirin azabından, sıratın zulmetinden muhafaza eyle

Allahım.Ölümün hayırlısını, üç ayların birisini, Yasinin yarısını okurken ölmeyi nasip eyle Yarabbi.

Amin.

KANDIRIYORUM

Merak ettim de geldim, beni bıraktığın bu yere.
Ama sen merak etme.
Evlenmişsin, mutlu olduğunu söyledir.

Son defa seni görmek için geldiğimi sanma.
Herşey yolunda, ağlamiyorumda, sen gözlerime bakma.
Desemde inanma.

Alışamadım bir türlü yokluğuna.
Tabi birde yaşlanıyorum artık.
Bu hatiralarla başim dertte.

Hergün olmasada sana mektuplar yazip, göndermiyorum sana.
Çekmecemde saklayip, arasira cikarip okuyorum.
Bir onlar rahatlatıyor beni, çıldıran yüreğimi saymassak.

Soran herkese hayatimda hiç aşık olmadım diyorum.
Kendimi olmasada, herkesi kandırabiliyorum.
Ve artik bazen uyuyabiliyorum.

Aklimda hep ”son defa ” düşüncesi var.
O kadar çok son defa isteğim varki.
En azindan son defa bakabilsem sana.
Yüzünde kaybolsam, yeniden kendime kavuşsam.

Her zaman söylediğim gibi.
Bu can bir tek seninle ben.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

EFENDİM

Bilmem şu gözler yokluğuna açılmaktan öte ne gam hisseder.
Parmaklarım sana atılan oku durdurmak için hasret çeker.
Dişlerim, yüzüne batan miğfer parçalarını.
Kulaklarımda bir ebu katade hayranlığı.

Efendim,
Sana bir Bilal de ben olsaydım.
Kızgın çöl güneşinin altında sınansaydı sana olan sevdam.
Bir musab bin umeyr olsaydım.
Anamdan babamdan geçmek olsaydı sadakatim.

Efendim,
Seni bekleyen nemli gözler var, hayalen ardında saf tutan.
Gönderemediğimiz mektuplar var, dua dua sana yakılan.
Gecelerimiz var, yokluğuna ağlayıp pencere kenarlarından bakılan.

Geleceksin değil mi ?
Hz. Vahşi misalide olsa, sütunlar arasından da baksak.
Gelmesek göz göze, alamasakta kokunu.
Bir nazar edersin değil mi ?

Geleceksin değil mi ?
Muhtacız, en fazla sana muhtacız.
Günahkarız ama sen bizlerin huzurusun.
Uhudumuz yok, ama adınla umudumuz var.
Bizi hasretinle yakma efendim.
Bizi hasretinle yakma efendim.
Bizi hasretinle yakma.

Babam adımı ismail koymuş, yoluna kurban olayım diye.
Ne olur babamın boynunu bükük bırakma.
Beni bu şereften mahrum bırakma.
Bizi şefaatinden ayrı koyma.

Bir gül ektim yüreğime.
Adını adın yaptım, her salavatımda yüreğimin susuzluğunu dindiriyorum.
Biliyorum günahkarım.
Ama efendim ben gözlerini gözlerimde istiyorum.
Ben gözlerini gözlerimde istiyorum.

Bir kral olup kapında kölen olma şerefini yaşasam.
Bir anne olup seni kucağımda sallasam, o nur yüzün baka baka hiç uyumasam.
Toprağın olsam ayağına dokunsam.
Sana aşık bir şairde ben olsam, kalemim adın olsa.
Bin can olsamda adına ayrı ayrı kurban olsam.
Ömrüm adınla son bulsa.
Ölümüm aşkımın, sevdamın, hasretimin, özlemimin adı olsa.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN

SABRET

Canını sıkma,

Zorluğun arkası kolaylıktır.

Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır.

BİN SEVAP

Sa’d b. Ebi Vakkâs (r.a.)’tan rivayet edilmiştir:

“Biz, Resulullah (s.a.v.)’in yanında bulunuyorduk. Bize: ‘Sizden birisi her gün bin sevap kazanmaktan aciz midir?’ dedi. Birlikte oturduğu kimselerden biri, Resulullah (s.a.v.)’e: ‘Bizden birisi bin sevap nasıl kazanır?’ diye sordu. Resulullah (s.a.v.): ‘Yüz defa «subhânallah» diye tesbih eder ve ona bin sevap yazılır veya o kimsenin bin günahı silinir.’ buyurdu.”

[Müslim, Zikr 37 (2698)]

BİLMEM

Bilmem nasıl gittin, nasıl silebildin.
Aslinda artik kendimi suçluyorum,
hala nasil bu kadar çok sevebiliyorum.
Neden senin gibi unutamıyorum.

Artik dönme, ne halde olursam oluyum, dönme.
Deselerki günde güne eriyor, dönme.
Bir doğum günü sabahın hatırlsan aynı doğumlu olduğumuzu.
Sen yinede dönme.
Bir yerde sıkışmış kalmış resmimi görünce üzülüpte dönme.

Hatirlama bile ismimi
Sarilinca biri sana, benim olduğumu sanma.
Hissetme bile beni.
Dayanamaz hale gelsende ne olur dönme.

İstediğin kadar yalan söle bana, aldırma..
Zaten inanirim ben aslinda.
Her karşilaştiğimizda yüzünü çevir.
Mutluymuşsun gibi davran.
Gelmez aklima her mutsuz aninda ruhunda benim olduğum.

Çatlat bütün düşmanlarini, artik daha iyiyim diye.
Herkese söyledim görmeyecekler, asıl gözyaşlarını.
Susmana gerek yok.
Ben kapattim bütün bana çikan kapilarini.

Sen en güzelini yaptın.
Gittin.
Hadi şimdi bul benim olmadığım bir yer.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

KADINIM

Ben geldim, bu sefer o hoşlanmadiğin,
Süzülünce yanaklarimdan parmaklarinla,
Yok etmeye çaliştiğin şey olmayacak.

Buraya gelirken söz verdim kendime.
Dün gece havanin soğuk olduğunu fark edince doldu biraz ama,
Engel olabildim yinede.

Neyse bizden bahsedeyim biraz.
Aslında çok fazla bi değişiklik yok,vçoğu şey bıraktığın gibi,
Değişen şeyler artık uyumakta güçlük çekiyorum.
Uyuyuncada uyanmaktan korkuyorum.
Çünki gözlerimi açıp seninle aynı dünyada olmadığımı anlayınca deli oluyorum.
Buraya gelmeden evdeydim,annem suböreği yapmış.
Kokusunu alinca dayanamadim sana kaçtım.
Biliyorum en çok su böreğini severdin.

Birde kuran-ı kerim okumayı öğrencem.
Hergün gelemesemde her firsatta gelecem.
Diğer geldiğimde anlatımya, bizimkiler istemiyorlar buraya gelmemi.
Üzülünce hastaliğım ilerlermiş, bu halde olmamin nedeni seni kaybetmemmiş
Neyseki karanlıktan korkmazdın.
Yoksa sen bensiz burda ne yapardın.
Hani hep derdın ya sigarayı bırak sigarayı bırak diye,
Bende söz vermistimya evlendimizde birakicam diye,
bu gün o günümüz olsunmu.
Ellerimde toprağın değil, ellerin olsun.
Artik dünyama güneş doğsun, beni tüketen şu yaram son bulsun.
Eğer kaderimde mahşereyse sana kavuşmak,
Benimde ömrüm şimdi şuracıkta son bulsun.

Benimde ömrüm şimdi şuracıkta son bulsun.

Benimde ömrüm şimdi şuracıkta son bulsun.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

BEN

Ben,
Sohbet ederken seni dinleyenim.
Ben, senin gecenin ayazında, yorgan diye sarıldığınım.
Ben, ellerini açıp dualarına kattığınım.
Ben, hüzünle bir filmde, seni ağlatan o terk edilmiş kadınım.
Ben, her sabah kalkıp kendine baktiğın aynayım.
Ben, bir öğle yemeğinde boğazında düğümlenen lokmalarım.
Ben, annen sana sarildiğında saçlarını okşayan elim.
Ben, bazen özlemini çektiğin memleketin.
Bazen çarpıp çıktığın o kapı.
Ben, bazen ihtiyacını duyduğun dost, bazen dinlediğin öğretmen.
Ben, bazen çantandan hiç eksik olmayan tükenmez kalem.
Bazen buruşturup attiğin kağit.
Ben, bazen içinde kalıp söyleyemediğin söz.
Bazen feryadin.
Bazen gözlerinden akan damlalar.
Bazen o damlalara dokunan parmaklarim.
Ben, hep kaçtiğın ama bir türlü kurtulamadığın korkuların.
Bazen içini titreten bazen teselli edenim.
Ben, bir sahil kenarında, dalıp gittiğin deniz..
Attiğın taş olmayı sevdama yediremesemde.
Yaninda duran o tanimadiğın yabancıyım.

Biliyormusun şuan okuduğun kelimelerde benim.
Ve ben her an bir seninleyim..

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

AŞK

Ümmetim ümmetim diye ağlayan bir çift gözdür aşk.
Atilan taşlara bilmiyorlar allahim diyen dildir aşk.
Başina atilan pisliklere rağmen hidayet nasibi isteyendir aşk.
Savaşin en şiddetli aninda, aceleyle yüzündeki kanlari silmektir aşk.
Acelenin sebebi helak olurlar kokusudur.
İşte aşkin korkusu budur.

Miraçta cehennem gösterilince, ümmetim diyen ismin adı aşk.
İste benden deyince rab, ümmetimi affet diyenin adı dır aşk.
Günlerce hiç bir şey yemeden, hamd edenin adıdır aşk.
Vatanindan kovulanin, ardi sira bakakalanin adidir aşk.
Kaldirip şehadet parmağini ay i ikiye bölenin adidir aşk,
kalinca bir mağarada dostunun kuçagında yatanın adı aşk.
Hz haticenin doyamadığı, hz aişenin kıyamadığıdının adı aşk.

Ne bir hülyadadır nede bir mehmette aşk.
Kelime i şehadette ismi geçenin adıdır aşk.

EŞHEDU EN LA İLAHE İLLALLAH
VE EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN ABDUHU VE RESULUHU.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

SU İÇMEK

Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:

 ”Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

 ”Biriniz su içerken kabın içine solumasın.

Tekrar yudumlamak isteyince kabı ağzından uzaklaştırıp (nefes alsın) sonra dilerse yeniden içsin.”

TOKALAŞMAK

“Sizden birinizin kafasına demirden bir iğne sokulması,

onun için kendisine helal olmayan bir kadına dokunmasından daha hayırlıdır.”

HZ. MUHAMMED MUSTAFA (S.A.V.)

HUZURSUZ MUSUN..?

Huzursuz musun, tat almakta  zorlnmakta misin ?
Bir zamanlar, en cok zevk aldığın şeyler boşmu gelir oldu ?
Aynı boşluk bakişlarindami var ?
İşyerinde sorunmu yaşamaktasın ?
En çok sevdiğin dostunda mi yanlis yapti sana ?
Birzamanlar hayalıne kattığın eşin beklentılerıne karsılıkmı vermıyor ?
Hizla akit gitmesine ragmen, sanki durmuş gibimi zaman ?
Her basin sikistiginda, basini yasliyacak bir omuz mu aramaktasin ?
Nereye gidersen git, yinede ayni yerdemisin ?
Agliyosun belki, ama niye agladigin bile firkin da değilmisin ?
Pes etmek mi geliyor herşeye içinden ?
Bagirmak haykirmak istemektesin belkide ?
Ama yapsan sanki kimse duymayacak gibimi ?
Güneşin doğusununda batisininda bir anlami kalmadimi ?
Kapkaranlik gecelerinmi kaldi yaninda ?
İlk defamı bu denli muhtaclıgını hıssedıyosun bir anlamın ?
Bir sevdanin, bir askin, bir huzurun, bir tadin ?
Biliyorum ariyosun ama bulamiyosun herseye care olan o şeyi.
Aramakla bulunmaz, ama aramadanda olmaz.
Çaren uzakda degil aslinda.
Tam yaninda, sana bakmakta, senin bulmani beklemekte.
Hadi şimdi kapat gözlerini, bır anlıgınada olsa,
ver butun benligini, kapat ondan baska herseye dunyani,
yürekten bir ALLAH de…
İçine çek o huzuru ve bırakma.
Sen konusma, sus yanlizca, birak kendini, seni sana verene,
ve şükret, hamd et, bak işte herşet geride,
bir tek kelimeydi ruhunun ilacı.
Uzaklarda arama o sana şah damarindan daha yakin,
ve unutma o sana annenden ve butun sevenlerinden daha şevkat ve merhametli.
Yüzüm yok af dilemeye diye dusunme.
Şimdi ALLAH senden dua beklemekte…

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

ALLAH’IN KULUNA CEVABI

Allah’ın kuluna cevabı 3 şekildedir;

“Evet” der istediğini verir,

“Hayır” der daha iyisini verir,

“Bekle” der ve en iyisini verir…

EĞER KADERİMDEYSEN BANA “EVET” DER MİSİN ?

EĞER KADERİMDEYSEN BANA “EVET” DER MİSİN ?

CENNETE GİRMEYE SEBEP

Ebu Eyyub (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir.

Bir adam Peygamber
(sallallahu aleyhi vesellem)’e,

“Bana bir amel söyle ki cennete girmeme sebep olsun”
dedi. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) de, “Allah’a ibadet eder, ona hiçbir
şeyi ortak koşmazsın, namazı kılar, zekatı verir, akrabanı görüp gözetirsin”
buyurdular.

TEBESSÜM

Aişe (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir:

Rasûlullah (sallallahu aleyhivesellem)’in

küçük dili görünecek kadar kahkaha ile güldüğünü hiç görmedim,

o sadece gülümserdi.

(Buhari, Edeb 68, Müslim, İstiska 16)

BİZ SENİ GÖRMEDEN SEVDİK YARESULALLAH

GÜZEL VE HOŞ SÖZ

Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre
Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

“Güzel ve hoş söz sadakadır.”

BİR AY DOĞSA

Bir ay doğsada su serpsem, zifiri geceme.
Korkum aslen karanlık değil, kararan yürek.
Susuz toprak gibiyim, çatladı huzursuz gönlüm.
Bir ay doğsada serpiştirsem muradımı.

Yusufun kuyusundan beter gönlüm.
Kendim düştüm, züleyham kayıp.
Bir of çeksem desem, ahımda kayboluyorum.
Bilmiyorum nereye gidiyorum.

Züleyhayı aramakda değil marifet.
Ben kendimi bulamıyorum.
Sabrım mum ışığı üflesen sönecek.
Bir arzum var söylesem gidecek.
Anlamadın belki yazımda kahrımı.
Baksana vakit geldi.
Ömür bitti bitecek.

Vedasız gidiyor bir bir vakit..
Allah aşkına söyle kim geri getirecek.
Sunulmuşken anahtar aklima.
Yok saydım, kaçtım, kim geri dönderecek.
Kendime ah etsem yanarım.
Kayboldum, karanlığıma ağlarım.

YAZAN: TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

YALAN

Ben unuttum seni aslında.
Bu şehir beni boğan.
Her adimimda beni yakan.
Her yerde seni bana anlatan.

Ben unuttum seni aslında.
Bu güller beni boğan.
Her karşilaşmamizda seni soran.
Senin kokunu anımsatan.

Ben unuttum seni aslında.
Duyduklarin hep yalan, ağlamıyorum artık.
Ben değilim sabaha kadar evinizin etrafında dolaşan.
Gizli gizli sana bakan.

Kimsenin yüzüne bakamıyormuşum.
Eve her gittiğimde odamda seni buluyormuşum.
Hayalinle konuşup, dizinde ağlıyormuşum.
Bazen kendimden geçip, kendime geldiğimde seni arıyormuşum.
O burdaydi, yanimdaydi diyormuşum.

Ben unuttum seni aslında.
Yok seni bekledigim falan.
Kalemimden sana dökülenler bile yalan.
Yok gözlerimin şişelere takıldığı falan.
Ulan senin adında, sende, aşk dedikleride yalan.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

HERKESMİ SENİ BEKLİYOR ?

Başkasına yazıyorum yinede sana yakışıyor.
Gözleri mavi diye başlıyor kahverengi ile bitiyor.
Herkes mi sen kokuyor ?

Neye uzansam hep uzaklık, dokunduğum her şey sen oluyor.
Kimse kendi değil, sevmem için taklit yapıyor.
Annem bile sen gibi konuşuyor.

Sevdiğim her şeyi topluyorum, zerren etmiyor.
Rüyamı desem kabus mu,  onlarda bırakıp gidiyor ama sana denk acıtmıyor.
Nedir bu şarkıların benden alıp veremediği, herkes mi seni bekliyor ?

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

CANIM

Bir canım var benim.
Annem gittikten sonra beni tamamlayan.
Bana yeni bir ben katan, merhametiyle bakan.
Bir canım var benim.
Ben uyumadan uyumayan, hastaysam başucumda oturan, gözünü kirpmayan.

Bir canım var benim.
Kendinden önce beni düşünen.
Açliğımda aç, tokluğumda tok olan.
Hiç bir şikayeti olmayan.
Bir canım var benim.
Şiir gibi, melek gibi, annem gibi.
Gözlerinde huzur bulduğum.
Acisa bir yanım, sözlerinde durulduğum.

Bir canım var benim.
Her eve gelişinde, ilk günki heyecanı yaşayan.
Birakarak işini gücünü, bana gülücükler saçan.
Olsa milyonlarca derdi, yinede bana bakıp bende kaybolan.
Bir canım var benim.
Helal olanlarin en helali, güzellerin en güzeli.
Beni sevenlerin en karşılıksızı, en hayırlısı.
Bir canım var benim.
Canim içinde can gibi.
Bir eşim var benim.
Bana bir ben gibi

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

AŞK

Ne kadar güzel başlar ilk başlarda aşk değilmi, sorgusuz sualsiz tutulmalar.
İçinde hiçbir katkı bulunmayan saf duygular.
Bir beklenti olmadan, beklemek, hiç kimseyi görmemek gibi.

En çok hangi cümleler kullanılır ?
En çok ne özlenir ?
En çok hangi düşünce yakar?

Bence kaybetmek korkusu kaybettirir insana,
Ya olmazsa demek, ya giderse demek !
Sonraları sızlamalar başlar, acabalar dolar.
Tam benimsemişken, oda benim demeye başlamışken,
bir şey oluverir, hiç beklemediğin, istemediğin.
Oysaki gözünden bile cok sakınırsın ama oluverir.

Artık aşk kendini korkuya bırakır.
Avuntulara birakir, ama asla avunamaz.
Kopmaya başlar bağlar.
Çirpinirsin, uğraşırsın, parçalanırsın.
Ama başaramassın.
Kayip gider ellerinden.

Ve işte o an.
Artik yok,
bildiğin ama hiç anlam veremediğin bir nedenden, siğamazsın bir türlü şu koca dünyaya.
Lokmalarin bile izin vermez onsuz olmaya, düğümlenir.
Kime gitsen, ne görsen, o.
Uzatamassin elini güllere, kokusu yakar sanki.
Bakamazsin kimsenin yüzüne, onu sorar sanki.
Artik kaçmaya çalişirsin, ama kaçtikca batar
battikça yanar, yandikça kanarsin.
Susturamassin sana ait olanları, sende kalanları..

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

NERDESİN

Babamla konuştukta az önce, bana ettiği dualarda buldum seni.
ALLAH herşeyi gönlünce versin deyince gizli gözyaşlarımla andım seni.
Sıktım kendimide, canım deyip yastığımda kokunu aramaktan alıkoyamadım kendimi.
Sana beklentileri olan herkesi idam ettimde, bir susturamadım aynaları.

ALLAH’ım bu nasıl bir gidiş,  ALLAH’ım bu nasıl bir yokluk.
Bir benmiyim şu koskaca yer yüzüne sığmayan.
Bir benmiyim bir duada, bedduada, fısıltılarda, yoklukta bile sevdiğini bulan.
Bir benmi muhtacım, bir benmi garip kaldım, yandıkca yandım.

Eyy annemden bile kıskanan yarim,
Nerdesin.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

ADIM CANINDA, CANIM EN KAZIMDA KALDI

Alevden bir gömlekti adın,
giydim.
benim içimde bir bendin,
gittin.
Ama inandıramazken kendime gittiğini.
Düşüpte bir el uzanmayınca anladım kimsesizliğimi
Benim vatanımdın sanki.
Taşida toprağida kutsal, savaştim, ama kaybettim.
Şimdi matem doğar güneş yerine sabahlarıma.
Ne ayı, ne yıldızı, benim bir yanım sende kaldı.

Depremlerim var benim gönül dağımda.
Ne gülü, ne goncası,
Adin canımda, canim enkazında kaldı.

Ama ne olur, son nefesimde olsun bir selam yolla adınla.
Adinla gideyim, canımı canımda teslim edeyim.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

BENİ YARI YOLDA BIRAKIP GİTTİ RABBİM..

Allah’ im bu nasil bir ceza.
Bu nasıl bir yangın allah’ ım.
Kelimelerdemi tükenir dilde.
Nefes almaktamı zor gelir bedene.

Hayallerime kıydı.
Gençliğimi umudu yıktı.
Beddua etmiyorum, ama dayanamıyorum allah’ım.
Doğmamış cemremi kıydı.
Düğünümün bile hayali vardı.
Şuracıkta helalim olcaktı.
Soframda karşımda.
Uyandığımda gözlerimde olacaktı.

Beni kimsesiz bıraktı allah’ ım.
Annem gibi, kardeşim gibi, yar gibi sevdim.
Beni yarı yolda bıraktı rabbim.

Şikayetim değil sözlerim.
Ama dayanacak gücüm kalmadı rabbim.

Gülleremi bıraktı kokusunu ne.
Kaçıyorum ama yakalanıyorum rabbim.
Söz vermişti son nefese kadar..
Nefesimi kesti, gitti allah’im.

TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

OLAKİ GİDERSEN

Gelişinle güldürdün, sevindirdin mutlu ettin beni.
Şimdi yarı yolda koyup gittin diye bedduamı etmeli.
Asla, Allah’tan korkarım. Her vakit dualarımdasın.
Ağlamıyorumda neden biliyormusun;
Hani hatırlarsın ya ellerın avuçlarımın içindeydi,
Bakıp o eşsiz gözlerine bi kaç damla süzmüştüm hani,
sormuştun sen neden ?
Demiştim ya olaki gidersen,
Ben yokluğunun gözyaşlarını daha varlığında döktüm sevgili…

Toprak Emir İmirzalıoğlu

BİR SEN VARDIN

                                                                                    CEMRE’MİN ANNESİNE 46                                                                         

Bu günde arkadaşlarımla gittiğim bowling salonundaydın,
Hemen solumdaki masamda, yine aynı bakışlar,
Her çevirmeye çalıştığımda başımı, kısıp gözlerini öfkelendin,
Sonra çayımı getiren garsondun, “afiyet olsun” dedin hafif tebessümle,
Saol diyemedim, yine dönüp arkanı gittin.
Hesabıda sen aldın, iyi akşamlar dedin de, ben bir türlü gidemedim, ama sen yoktun.

Dışarda beni bekliyordun, adım adım yaklaştım ve kayboldun.
Baktım sağıma soluma yoktun, düştüde boynum omzuma, tam karşımdaki arabadaydın, gittin.
Yemeğe gittik, hemen yanı başımdaydın, insülün kalemini çıkardım,
“Ben yapsam” dedin, buğulandı gözlerim ama sen yoktun.
Yemekten sonra çaylar geldi, iki şekerimi attım üçüncüyü senden aldım.
Arkadaşımı eve bıraktım, arabada sağ yanımdaydın, elinin tuttum, ama sen yoktun.

Geç saat olmuştu zile basmadım, kapıyı anahtarımla açtım, ayaktaydın “hoşgeldin” dedin.
Bakıp şöyle bir sana, yokluğuna sarıldım doya doya.
Banyoda diş fırçama sen sıktın macunumu ama seni aynada göremedim.
Bir abdest aldım yatsı namazımda sağ arkamdaydın, ben dualar ettim sen “amin” dedin,
Odama geçtim, yine her geceki gibi yastığımdaydı başın, boynunu kokladım, ama sen yoktun.

Bir ara bana seslendin, “hadi uyan , kalk, kahvaltı hazır” dedin,
Ben yine yokluğuna, gözlerinde açtım gözlerimi,
Çayımı doldurdun, soframda yoktun, boğazıma düğümledin lokmalarımı.
Odamıza geçtik hafif bir müzik açtım, bakıp o eşsiz gözlerine sarılıp dans ettik, ama sen yoktun.

Yıllar gelip geçti hep böyle, her anımdaydın ama hiç yoktun.
Bir gece vakti kalp çarpıntısıyla uyandım, oysaki yanımdaydın.
Bir ses geldi çok ötelerden “vakit geldi” irkildim.
Sana baktım, ellerinden tuttum, bir kaç damla süzdüm,
Sen dokundun gözyaşlarıma, “gitme” dedin, ama sen yoktun.

Cenaze namazım kılınıyordu, herkes vardı, en arkalardaydın, ayakta zor duruyordun.
Tabutuma yaklaşmak istedin, son bir dokunmak, ama ulaşamadın.
İlk toprağı sen attın gözyaşlarınla, aceleci bir tavırla başkalarıda,
Herkes gitti, bir sen kaldın baş ucumda, “affet” dedin,
Toprağıma sarıldın, kokunu bile aldım, bu defa kimse yoktu, ama sen vardın.

YAZAN: TOPRAK EMİR İMİRZALIOĞLU

ALLAH SENDEN RAZI OLSUN

Allah senden razı olsun.
Hani söyledım ya kalbim bi başkasını kabul etmiyor diye,
Bunu artık kabullendım benımsedım, vazgeçtim herşeyden.
Zaten ben herşeyi yaşadım diye düşünüyorum.
Bir kadının yüreğine sahip olmak nedir yaşattın bana,
Bir erkek olmak neymiş koluma girdiğinde yaşattın bana.
Bir baba olmak neymiş, ortada hiç bir olmamasına rağmen,
Kızımız Cemrenin hayalini kurarken “ben ona nasıl kıyarım, ben onu asla bırakmam”
deyip ağladığında yaşattın.
Ben bir baba olmanın bir anne olmanın ne olduğunu senınle o telefon konuşmamızdaki
sesinin titrsyişinde, senin o gözyaşlarında anladım ve yaşadım.
Şimdilerde beni terk etmiş, herşeyi bitirmiş , hiç bir yere sığmıyor, dünyam alt üst olmuşsada,
Sana yemin ediyorum hiç bir önemi yok sakın vicdan azabı duyma.
Bilakis ben vicdan azabıyla sınanıyorum, yazıklar olsun bana ki beni bu kadar kolay terk edebildiğine göre zerre kadar bir şey katamamışım sana.
Oysa ben ne uyandığımda aklıma senden önce bir şey getirebiliyorum ne uyumadan önce sensiz bir hayal. Hani derdin ya “sen çok iyi birisin ben senin sevgini hak etmiyorum” diye
Öyle değil civcivim öyle değil, sen hayatımda tanıdığım en iyi insan.
Sen öyle bir insansın ki Allah senin günahların af olsun, sen asla incinme sen asla kırılma,
Seni asla kimse üzmesin diye görmezlikten geldiğin ben vasıtasıyla sana belkıde anne babanın dahi sana etmediği duaları ettiriyor. Oysa sen bana iyi insansın derken sanmam ki benim günahlarıma bi ağlayan bi af isteyen çıksın.
Neyse bu konuda söylecegım çok şey var aslında ama gözlerim durmuyo.
son olarak şunlarıda yazayım ki seni üç halinle asla bır anımdan olsun cıkartamıyorum.
Hani hayranın oldugum bır bakısınla gözlerimden, hani kıskançlığınla bana attığın o takıtın tadıyla bedenımden, birde cemre telaşınla yaşattığın babalık hissiyle yüreğimden.
Belliki ben sana hiç bir şey katamamışım, yaşatamamışım ne olur hakkını helal et bana.
Allah razı olsun hiç bir şeyden mahrum etmedin beni asla.
Sana bu eşsiz kalbi verene ematsin…

Yazan: Toprak Emir İmirzalıoğlu

Tags:

Aşk

Allah Cenneti sermişken senin ayaklarının altına,
Ben yüreğimi sermişim çokmu.
Rabbim aşk diye seni sevdirmişken bana,
Varlığına şükretmişim çokmu.
Mevlam şimdilerde yokluğunla imtihan ederken beni,
Hala hatıralarına sadakatim çokmu.
Ey Cemre’min annesi
Hayatımın en güzel anlarını yaşattın bana,
Şimdi dünyamı yıkmışsın çokmu.

Yazan: Toprak Emir İmirzalıoğlu

Tags:

DEMEDİM Mİ ?

Demedim mi,

Demedim mi gitme üzerler seni,
Vazgeçilmez her şeyden vazgeçip, ayağının altına sermedim mi ?
İncitme, incitirler demedim mi ?
Demedim mi ağlatma, kıyarlar sana demedim mi ?
Aşk; şu bir çift gözle, avuç içi kadar yürek, arama bulamassın demedim mi ?
Demedim mi gitme, seni bir ben tanırım, sensiz ben anlamsızım demedim mi ?
Alıp başını ötelere gitsen, her başın şıkıştığında koşacak benım dememdım mı?
Şu saygı yoksun zamanda, bir tek sözüne boynum kıldan ince demedim mi ?
İnsanlar kötü, hiç bir şey göründüğü gibi değil, sevgim hala ilk günki gibi demedim mi ?
Alıp başımızı dünyanın en kötü yerine gitsek, benim cennetim bana bakan gözlerin demedim mi ?
Bir gün vazgeçtiğine dönersin, kapından kovama, vazgeçemiyorum demedim mi ?
Demedim mi ayrılık gözle sevenler için, ben yürek koydum dalına, kırma demedim mi ?
Hiç bir şey istemedim, sadece yanımda ol, bu bana yeter demedim mi ?
Demedim mi bu gün beni bırakmana vesile olanlar bir gün önünden çekılecek,
O gün bile hiçe saydığın ben, seni bekleyecek demedim mi ?
Vicdanın senin, sevgim benim peşimi bırakmaz, her mutsuz anında keşken olurum demedim mi ?
Alıp yusufun kuyusuna atsalar, kanlı gömleğimi görünce için acır demedim mi ?
Oysa bir damlana kıyamam, sensiz nefes alamam demedim mi ?
Üzme beni, kıyma bana, ömrüm iki dudağın arasında demedim mi ?
Yüzünde bir hüzün görecek olsam, gidişinden daha öte bu mahfeder demedim mi ?
Senin canın yanacak olsa, benim kanın kurur demedim mi ?
Demedim mi ben bir sana kadınım dedim, başka kimseye söyleyemem demedim mi?

Yazan: Toprak Emir İmirzalıoğlu

Tags: